1.Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi

Sayı : 71 / Ocak 2018, Konu Başlığı : Hizmet Kervanı

Peygamberler şehri Şanlıurfa, geçtiğimiz ay muhteşem bir toplantıya ev sahipliği yaptı: “1. Uluslararası Bilimler ışığında Yaratılış Kongresi” Urfa’da yapıldı. İnkarcıların yıllardır dört elle sarıldığı evrim teorisine karşı Yaratılışın delillerini ortaya koyan akademisyenler bu önemli kongre için bir araya geldiler. Kongre, Urfa Harran Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesinin işbirliği ile gerçekleştirildi.

Ayrıca kongreye; Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi ve Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın da katılarak destek verdi.

Kongrenin Konuları:

1- Kur’an ışığında yaratılış gerçeğinin değerlendirilmesi
2- Müspet bilimler ışığında yaratılış gerçeği
3- Evrimci görüşün sorgulanması
4- Yaratılışın gaye ve hikmetleri, Yaratıcıyı tanıma ve anlama
5- Ders kitapları müfredatının yaratılış gerçeği açısından değerlendirilmesi
6- Basın, medya ve belgesellerde yaratılış gerçeğine bakış

Yalnız Türkiye’de değil, dünyada ilk kez düzenlen kongre, sosyal bilimler ile fen bilimlerini bir araya getirdi. Kongrede; Moleküler Biyoloji, Genetik, Biyokimya, Astrofizik, Sosyoloji, Dinler Tarihi, Temel İslam Bilimleri, Biyoloji, Jeoloji, Felsefe, Tıp, Ziraat, Eczacılık, Dil Bilimi, Paleontoloji, Antropoloji, Eğitim, Psikoloji, Sümeroloji, Fizik ve Bilgisayar Mühendisliği alanlarında yurtiçinden ve yurtdışından 10 ülkeden kendi sahasında otorite olan bilim insanları tarafından 137 tebliğ sunuldu.

Sunulan tebliğler arasında Pozitif Bilimlerin Işığında Yaratılış Gerçeği, (The Fact Of Creatıon In The Lıght Of Posıtıve Scıences) Bir Hücreden İnsana Embriyolojik Yaratılış (Embriological Creation from A Cell to A Human) Proteinler ve Enzimler Tesadüfleri Reddediyor, gibi birçok değerli sunum yapıldı.

Kongrenin onursal başkanlarından Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Yaratılış artık üniversitelerin çalışacağı alan oldu." dedi.

Tarhan:

"Yaratılış artık üniversitelerin çalışacağı alan oldu. Yani yaratılış laboratuvara girdi diyebiliriz. Evrim laboratuvara girdiği için, yaratılışı açıklayan tek tez olarak kabul ediliyordu. Yaratılış da artık laboratuvara girdi inanç da laboratuvara girdi. Üniversiteler bu işe bigane kalmamalı, dünyada buna biz öncülük ettik. Yaratılış kavramını bilim ortamına taşıyarak Üsküdar ve Harran Üniversitesi öncülük etti. Bizler ezber bozuyoruz."

Tarhan, daha sonra kongre kapsamında yaratılış ve varoluşu akıl yöntemleriyle anlatan bir sunum gerçekleştirdi.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka kongrede yaptığı konuşmada tüm insanları ve toplumu ilgilendiren bir konuda bilgi temelli düşünceye katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyledi. Sayın Zelka, yaratılış konusunu ilmi çerçevede ele alacaklarını belirtti.

Zelka konuşmasında,

"Evrim teorisi tartışılırken görmezden gelinen semavi dinler, bu dinlerin ortak anlayışı olan yaratılış konusunu özgürlükçü ve çoğulcu bir anlayışla eleştirisel olarak tartışılmasını, toplumun geleceğini ve birlikte yaşama kültürünün ruhunu oluşturma açısından önemli buluyoruz." ifadelerini kullandı.

Darvinizmin bilimle değil zorla kabul ettirilmeye çalışıldığını belirten Prof. Dr. Mehmet Zelka, şunları söyledi:

"Bu düşüncede maddenin yaratıcı kabul edildiği, Pozitivist felsefi düşünce insan başta olmak üzere yeryüzündeki varlıkları evrimle ve tamamen tesadüfi tabiatın eseri olarak silsile halinde birbirinden meydana geldiği iddia edilmiş hatta bu görüş sorgulanamaz ve kritiği yapılamaz bir tabu şeklini almıştır.

Bilindiği gibi bilim tabulara dogmalara karşıdır. Pozitivizmin dogma haline getirdiği tanrısızlığı sorgulanamıyor ve sorgulanmıyor. Darvinizm bazılarının ifade ettiği gibi gerçek bilimle değil, kanıtlanmış delillerle değil, dayatma ile insanlara kabul ettirilmeye çalışılmıştır. Birçok ülke okullarda evrim teorisini adeta gizli belirlenmiş bir yasaya bağlı olarak okuturken yaratılıştan bahsetmek bile suç sayılıyor. Başta Avrupa ülkeleri ve ABD’de olmak üzere birçok ülkede evrim teorisine inanmayan bilim insanı üniversitede görev alamıyor."

Bir dönem Türkiye'de evrimi kabul etmeyen akademisyenlerin ilerlemelerinin engellendiğini ileri süren Zelka, şöyle devam etti:

"Bilimin ulaştığı noktada hem bilimin sınırlılığını hem de bilim adına diğer tüm insani tecrübeleri inkar eden anlayışların sınırlılığını daha iyi anlıyoruz. Ömrünü Ateizmi savunmakla geçiren bazı düşünürlerin alemin akıl sahibi biri tarafından yaratıldığını kabul etmeleri önemlidir. Zira bu sonuca kutsal metinlerden hareketle değil, yine bilimin onlara sunduğu verilerle ulaşılmıştır."

Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Akan da Böyle önemli bir kongrenin Şanlıurfa'da düzenlenmesinin çok anlamlı olduğunu dile getirerek,

“İnsanlar var olduğu süreç boyunca bu konuyla ilgili hep sorular sormuşlar ve bu sorular sonucunda bilimin ortaya çıktığını görüyoruz. Yıllarca ülkemizde hep evrim yanlısı görüşler konuşuldu. Yaratılış konusunu bilimsel açıdan anlatabilmemiz için hiç fırsat verilmedi. Bu zamana kadar bu yöndeki tebliğ ve bildirilerimiz hep reddedildi, hep alaya alındık, örümcek kafalı olduğumuz söylendi. Allah'ın varlığını ve birliğini bu kongreyle duyuruyoruz. Biz de bu kongreyle kainatı okumaya çalışacağız." ifadelerini kullandı.

Kongre Tertip Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Adem Tatlı, yaptığı açıklamada,

“İslam dini gerçek bilimle çatışmaz. Bilimin ayrı, dinin ayrı hakikatleri olamaz. Bilimle din, akılla vahiy arasındaki kavga, İslam medeniyetinin kavgası değildir. Çünkü bilimlerin konusu Allah'ın kudret sıfatının eseri olan kâinat kitabıdır. Kur'an da, Allah'ın kelam sıfatının eseridir. Bunlar birbiriyle kavgalı değildir. Tam aksine, Kur'an kainat kitabının bir nevi tefsiridir. Çok sayıda ayet ve hadis metninden anlaşıldığı üzere, İslam dini, ilme ve ilim adamına büyük önem vermektedir" dedi.

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın da, kongreyi düzenleyen özel üniversite ve Harran Üniversiteleri heyetlerine teşekkür ederek,

"Tartışılmayan bir konu bilim olmaz, her şey tartışılır. Bilimin özelliği budur. Bilim her şeye şüpheci bakmaktadır. 'Evrim teorisi ispatlanmıştır' diyenlere, 'sizler donelerinizi ortaya koyun, bizler de İslamiyet'e, inanca göre kendi belgelerimizle tartışalım. Birlikte konuşarak doğruları ortaya çıkaralım. Buna yanaşılmıyor. Özellikle medyada evrim teorisini, şu kişiler kabul etti, şu ülkeler kabul etti diye yüzeysel, bilimsel olmaktan uzak veriler vererek tartışma ortamına girmiyorlar" diye konuştu.

Kongrede bilimsel olarak evrimi ele aldıklarını dile getiren Rektör Prof. Dr. Taşaltın, kongre ile evrim teorisinin çürütüldüğünü belirterek, "Bilim ispattır, buyurun ispatlayın. Biz burada yaratılışı ispatlıyoruz, siz de ispatlayın ama televizyonlarda, yazılı, görsel ve sosyal medyada 'evrim ispatlanmıştır' deyip arkanızı dönüp gitmeyin" şeklinde konuştu.

Kongrede yapılan tebliğler ışığında dile getiren konuların özeti olarak sonuç bildirgesi basına açıklanmıştır:

Yaratılış, küllidir, umumidir. Bütün varlıkların teşkilini içerisine alır. Yani, Cenab-ı Hak bir varlığı tedrici tekâmül kanununa tâbi tutarak zaman içerisinde kemale erdirdiği gibi, ani ve def’i olarak bir anda da yaratır.

İslam dini gerçek bilimle çatışmaz. “Din ayrı bilim ayrıdır” düşüncesi pozitivist felsefenin ürünüdür. Onları böyle bir kanaate götüren, Hıristiyan dininin geçmişteki uygulamalarıdır.

Bir başka ifade ile bilimin ayrı, dinin ayrı hakikatleri olamaz. Bilimle din, akılla vahiy arasındaki kavga, İslâm medeniyetinin kavgası değildir. Çünkü bilimlerin konusu Allah’ın kudret sıfatının eseri olan kâinat kitabıdır. Kur’an da, Allah’ın Kelam sıfatının eseridir. Bunlar birbiriyle kavgalı değildir. Tam aksine, Kur’an kâinat kitabının bir nevi tefsiridir. Çok sayıda ayet ve hadis metninden anlaşıldığı üzere, İslam dini ilme ve ilim adamına büyük önem vermektedir.

İnsan ve kâinatı anlamada fizik ve metafiziğin birlikte verilmesinin gerekli olduğu üzerinde durulmuştur. Bilimde tek başına sebep-sonuç ilişkisinin ele alınması, kâinatı ve insanı anlamak için yeterli olmayıp, bütüncül düşünceye ihtiyaç vardır. Bu da metafizik düşünceyle mümkündür.

Dünyadaki eğitim sistemlerinin büyük bir kısmı yaklaşık iki yüz yıldır pozitivist felsefî görüşe göre şekillenmiştir. Böyle bir eğitim sisteminde insanda ruhun varlığı dikkate alınmamaktadır. İnsan madde ve manasıyla bir bütündür. Metafizik, eşyanın içine ve ötesine nüfuz ederek bilimi tamamlar. İlmî metotlarla elde edilen bilgiler, tesadüf ve sebeplerle değil “manay-ı harfi”, yani tevhidi bakış açısı ile verilmelidir. Bilim dili olarak, kültür değerlerimizle uyumlu bir dil kullanılmalıdır.

Evrim ve yaratılış konusunda bir kavram kargaşası ve bilgi kirliliği vardır. Herkesin evrimden anladığı ve kastettiği farklıdır.

Evrim kelimesi; Tekâmül, Tebeddül, Tegayyür, Tahavvül ve Evolusyon gibi otuza yakın tabir ve terim yerine kullanılmaktadır. Bunlardan Tekâmül, Tebeddül, Tegayyür ve Tahavvül gibi tabirler, değişimi, başkalaşmayı ve farklılaşmayı ifade etmektedirler. Bunlar teori değil birer kanundur. Ancak bir türden bir başka türün tesadüfen meydana geldiğini ifade eden Evolusyon manasındaki evrim ise herhangi bir delile dayanmayan felsefi bir görüştür. Bu bakımdan evrim ve yaratılış terminolojisi hazırlanması zarureti vardır.

Evolüsyon manasındaki evrim için ileri sürülen görüşlerin yeterli bilimsel dayanağının bulunmaması sebebiyle eğitim ve öğretim kurumlarında “Evrim teorisi” yerine “Evrim görüşü” ifadesinin kullanılması uygun görülmüştür. Evrim ve yaratılış kavramlarının farklı şekilde anlaşılmasının diğer bir sebebi de ilah telakkisindeki farklılıklardır.

Bu konuda bazı bilim insanları arasında genelde şöyle bir anlayış vardır: Bir varlığın meydana geliş sebebi biliniyorsa, bu varlık Allah’ın eseri değildir. Onlara göre Allah, ancak ilmen varlık sebepleri ve mahiyetleri açıklanamayan varlıkların sahibidir. Halbuki, Allah sebepleri kudretine perde etmiştir. Sebeplerin plan program tasarım gücü yoktur. Akıl ve irade, ilim ve maharet ve yaratma sıfatlarına sahip değillerdir. Biz bilimde pozitivist felsefenin değerlerine tabi olmak mecburiyetinde değiliz.

Biz kadim kültür ve medeniyetimizin küllenmiş değerlerini tekrar gün yüzüne çıkarmak istiyoruz. Biz artık bundan sonra fiziki düşüncenin yanında metafiziği de bilimsel bilgi olarak değerlendireceğiz. Fen ve felsefeden elde ettiğimiz verileri kendi medeniyetimizin değerleriyle yorumlayacağız. Bu bizim hem sorumluluğumuz ve hem de asli vazifemizdir.

Batının fen ve tekniği zaten bizim malımızdı. Onu alıp, ona ruh ve mana vereceğiz. Böylece her şeyin hakikati ve yaratılış gaye’si ortaya çıkacak. Böylece insan tekrar eşref-i mahlukat seviyesine yükselecektir.

Kainattaki varlıkların yapılarını ve harikalıklarını ortaya koyan “belgesellerde kültürümüze uygun bir mananın ve dilin kullanılmasının gerekliliği” dile getirilmiştir.

Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şerafettin Çelik, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Akan, Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Musa Kazım Yılmaz ve Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe'nin katıldığı basın toplantısında ayrıca "Uluslararası Yaratılışı Araştırma Dergisinin" çıkarılması ve "Yaratılış Araştırma Merkezi" organizasyonunda bu kongrenin her yıl yapılması kararlaştırıldığı açıklandı.

Kongreye emeği geçenlere teşekkür ediyor, bu çalışmaları biz de destekliyoruz.


Sayı : 71
Büyük Kapak