Abdestsiz Emzirmedim

Sayı : 62 / Nisan 2017, Konu Başlığı : Masal Annesi

Osmanlının kurulduğu asırdı. Salih bey isminde ilim ve hizmete düşkün bir kişi vardı. Anadolu’nun her yerine İslam nurunu ulaştırmak için fetihlere katılmıştı. Gelibolu yarımadasının Müslümanlarca fethedilmesinden sonra burada yerleşip hizmet etmeye başlamıştı.

Salih beyin muhtereme bir hanımı vardı. Onunla mesut evliliklerinden iki oğlu dünyaya gelmişti. Bunlardan birincisine Muhammed ikincisine Ahmed isimlerini verdiler.

Her iki kardeş de küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Kuranı kerim, hadis, fıkıh ve Arapça gibi ilimleri tahsil ettikten sonra mânevî ilimlerde de yükselmek istediler. Onları doğru yola irşâd edecek feyiz alabilecekleri bir Allah dostu aramaya başladılar.

O zamanların büyük velîsi Hâcı Bayram-ı Velî hazretleri, Edirne'ye yolculuk yapmıştı. Sonra Ankara'ya dönmek niyetiyle yola çıktığı halde her nasılsa yollarını şaşırdılar ve kendilerini Gelibolu yakınlarında buldular.

Yanındakiler bu duruma şaşırıp telaşlansalar da Hâcı Bayram-ı Velî tevekkülle karşıladı.

- Yola devam edelim. Kim bilir, belki orada bekleyenlerimiz vardır, dedi.

Gerçekten de Gelibolu'ya vardıkları zaman Muhammed ve Ahmed kardeşler hemen bu büyük velinin ziyaretine koştular. Hâcı Bayram-ı Velî onları talebeliğe kabul etti ve manevi irşada bulundu.

Bundan sonra Muhammed ve Ahmed kardeşler tasavvuf yolunda ilerlediler. Öyle ki çok oruç tuttukları için adeta cansız gibi kalıyorlardı. Bu sebeple kendilerine Bîcân lakabı verildi. Bir yandan ilim, ibadet ve cihad ile meşgul olan bu kardeşler bir yandan da müslüman halka vaaz ve nasihat ederek irşada devam ederlerdi.

Ahmed-i Bîcân bir gün câmide vâz verirken giriş kapısında ağabeyini gördü. Ağabeyi içeri girmek yerine ayakta bekliyor ve kendisine gülümsüyordu.

Akşam eve gelince hemen her zaman yaptığı gibi annesinin yanına varıp elini öptü ve halini hatırını sordu. Söz arasında bir ara şöyle sordu:

- Anacığım, bugün ağabeyim cami kapısında durup, bana baktı, gülümsedi ama içeri girip oturmadı. Acaba neden?

Annesi sorunun cevabını biliyordu.

- Oğlum, ağabeyin bana gördüklerini şöyle anlattı. Sen vaaz verirken melekler kanatlarını sererek seni dinliyorlarmış. Bu manzarayı görünce senin namına çok sevinmiş, onları seyre dalmış, dedi.

Ahmed-i Bîcân bu habere çok sevinmişti. Ama bir yandan da aklını bir soru meşgul etmişti.

- Anacığım, ağabeyim melekleri gördüğü hâlde ben niçin göremiyorum?

Annesi biraz düşündü. Birden aklına onlar küçükken olan bir hadise gelmişti. Hemen anlattı:

- Oğlum ben her ikinizi de kendi helal sütümle besledim. Abdestsiz emzirmemeye de son derece dikkat ederdim. Ama bir gün sen küçükken komşulardan bir hanım geldi. Ben o sırada namaza durmuştum. Sen uyanıp ağlamaya başlayınca kadın alıp seni emzirmeye başladı. Namazı bitirince hemen sordum, meğer hanım abdestsiz imiş. Her halde sebebi odur, dedi.


Sayı : 62
Büyük Kapak