Abdulah ibn-i Mes’ud -r.a.-

Sayı : 37 / Mart 2015, Konu Başlığı : İslam Alimleri

Abdulah ibn-i Mes’ud radıyallahu anhu sahabe-i kiramın âlimlerindendir. Genç yaşta iman etmiş, Kur’an-ı kerimi Peygamber efendimizden dinleyerek ezberlemişti. Çobanlık yapan yoksul bir genç iken Peygamber efendimizin hizmetiyle şereflenerek İslam âlimlerini yetiştiren bir muallim oldu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Onun için, “Sen muallim olacak bir gençsin” buyurmuştur. Sağlığında cennetle müjdelenenlerdendir.

Abdullah İbni Mes’ûd İslam’ı tebliğ etmeğe çok gayretli idi. Henüz Peygamberimizden başka hiç kimse açıktan kuran okuyamazken Makam-ı İbrahim’e gelip müşriklere Rahman suresini okumaya başlamıştı. Ona saldırıp her tarafı morarana kadar tekme ve yumruklarla dövdüler. Ama o bir süre sonra tekrar gidip yine Kuran okudu. Bu sefer de onu kızgın kumlara yatırıp işkence yaptılar.

Müşriklerin şerrinden korunmak için iki kere Habeşistan’ a hicret etti. Medine’ye hicret ettikten sonra Mescid-i Nebevî’nin yanında küçük bir ev yapmış, kendisini Peygamberimizin hizmetine adamıştı. Peygamberimizin yanına o kadar çok girip çıkar, meclislerinde o kadar çok bulunurdu ki tanımayanlar onu ehl-i beytten zannederdi.

Abdullah ibn-i Mesud, kuran muallimlerinin öncülerindendir. Peygamber efendimiz,“Kur’ân-ı kerîm’i, İbni Mes’ûd, Sâlim, Ubey bin Ka’b ve Muâz bin Cebel’den öğrenin!” buyururdu. Efendimiz de ondan Kuran-ı Kerim dinlemeyi çok severdi. Âsım, Hamza, Kısâi, Halef, A’meş gibi meşhûr kırâat imamları okuma ilmini İbni Mes’ûd’dan almışlardır.

Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anhu ufak tefek, esmer bir kişiydi. Fakat cüssesinden umulmayacak kahramanlıklar göstermiştir. Bedir gazâsında “Ümmetin Firavunu” denilen Ebû Cehil’i öldürmüştür.

Cüssece küçük, ilim ve fazîletçe büyük olması sebebiyle Hz. Ömer, onun hakkında hakkında: “İbn-i Mes’ûd, ilim doldurulmuş bir dağarcıktır” buyurmuştur.

Peygamber efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde: “İbn-i Mes’ûd’un sözüne, bilgisine sarılınız!” buyurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîflerinde ise, “Eğer ben bir kimseyi meşveret etmeksizin âmir tayin edecek olsa idim. Elbette İbn-i Mes’ûd’u tayin ederdim” buyurmuşlardır.

Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretleri aynı zamanda hadîs ilminde de büyük âlimlerdendi. Hadîs rivâyetinde çok büyük hassasiyet gösterir, ter içinde kalırdı. Talebelerine, "Resûlullah'dan bir söz nakletmek istediğinizde, o sözü nübüvvet ve risâletin şânına uygun olarak aktarmaya ve ümmetin hidâyetine faydalı ve takvâya en münasip olmasına dikkat ve özen gösteriniz." Buyururdu. Konuşurken ağır ağır, ihtiyatla ve sözlerini düşünüp tartarak konuşurdu.

Hicretin 20. (m. 651) yılında Kûfe kadılığına tayin olundu. Orada hazine muhafızlığı da yaptı. Hazreti Ömer Kûfe halkına yazdığı mektûbta, “Ben size Ammar İbn-i Yâser’i Emîr (vâli) ve Abdullah İbn-i Mes’ûd’u muallim ve vezir olarak, gönderdim. Bunlar Eshâb-ı Bedir’dendir. Siz onlara iktidâ edin (uyun) ve sözlerine itaat edin. İbni Mes’ûd’u yanımda alıkoymayarak; sizi kendime tercih ettim” demiştir. İbni Mes’ûd ( radıyallahü anh ) üzerine aldığı vazîfeyi son derece liyâkat ve ehliyet ile ifâ etti.

Abdullah bin Mes’ûd, fıkıh ve tefsîr ilimlerinde de ashab-ı kirâm’ın ileri gelenlerindendi. Bu kadılığı sırasında zuhur eden birçok hadiselere fetva vermiş, ictihad buyurmuştur. Bizzat kendisi diyor ki: “Yemin ederim ki, Allah'ın kitabında nerede nazil olduğunu bilmediğim bir sure ve kim hakkında indiğini bilmediğim bir ayet yoktur. Bununla beraber, Allah'ın kitabını benden daha iyi bilen ve kendisine ulaşabileceğim mesafede birinin olduğunu bilsem, kalkıp ayağına kadar giderim." (Buharî, Fedâilü'l-Kur'ân 8)
Hz. Osman zamanında hem kadılık hem de beyt-ül-mâl emînliği yaptı ve idarecilikteki kabiliyetini ortaya koymuştu. Hz. Osman zamanında Hicaz’a döndü. 60 yaşında Medine de vefat etti, Bâki mezarlığına defn olunmuştur.

Sahabe-i kiramdan Hz. Huzeyfe radıyallahu anhuya “Allah Resûlü'ne yaşayış ve davranış bakımından en çok benzeyen kimdir?” diye sorulduğu zaman, "Ona ahlâk olarak İbn Ümmü Abd'den (İbn Mesud) daha çok benzeyen birini tanımadım." (Buharî, Fezâilü ashâbi'n- Nebi, 27) demiştir.

Güzel Sözleri

“Cehennemde azab eden on dokuz melekten kurtulmak isteyen, Besmele okusun! Besmele, on dokuz harftir.”

“Sıkıntısı olan kimse, çok istiğfar okusun.”

“Bir kimse sabah ve akşam, Bakara suresini başından dört âyet ve âyetel-kürsî ile sonraki iki ayeti ve bu surenin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytan girmez. Mecnun üzerine okunursa, iyi olur.”

"Kur'ân ehli olanlar, gece insanlar uyurken uyanık olmalı; gündüz halk yiyip içerken oruç tutmalı; onlar gülüp eğlenirlerken ağırbaşlı olmalı; başkaları kibirlenirken tevazu sahibi olmalıdır. Hüzünlü, gözü yaşlı; ilim, hikmet ve hilm sahibi olmalı ve az konuşmalıdır. Kaba saba, gafil, bağırıp çağıran ve çabucak sinirlenen biri olmamalıdır.”

“İnsana helalden olan fakirlik hali, haramdan gelen zenginlikten hayırlı olmadıkça, imanın hakikatine erişemez.”

“Kâmil insan, kendisinin övülmesiyle yerilmesini bir tutandır, (tavrını değiştirmeyendir)”


Abdullah İbn Mesud(radıyallahu anh) şöyle demiştir: "Ey insanlar! Başınızdaki idarecinize itaat ediniz, cemaatten ayrılmayınız; zîrâ cemaat Allah'ın ipidir. Allah, o ipe tutunmanızı emretmiştir. Şunu iyi bilin ki, cemaat içinde hoşunuza gitmeyen şeyler, tefrika hâlinde iken beğendiklerinizden daha iyidir.”

“Hayır eken büyük mahsul alır. Şer eken nedamet biçer.”


Talebelerine şöyle tavsiye ederdi: "İlim pınarları olun; hidayetin kandilleri hâline gelin; belirli evleriniz olsun; kandiller gibi ışık saçın çevrenize. Elbiseleriniz eski olabilir; bu hiç önemli değil. Önemli olan, kalplerinizin her gün terütaze, yepyeni olmasıdır. Yeryüzündekiler sizi tanımasalar da sema ehli tarafından çok iyi bilinirsiniz ve değeriniz mutlaka takdir edilir."

Allah şefaatine nail eylesin. Âmin.


Sayı : 37
Büyük Kapak