Acayip Bir Yolculuk...

Sayı : 71 / Ocak 2018, Konu Başlığı : Masal Annesi

Bir zamanlar genç bir derviş varmış. Allah'a güzel bir kul olmak, nefsini temizlemek ve huyunu güzelleştirmek için bir üstada bağlanmış. Üstadı ona nasıl ibadet edeceğini öğretmiş, vaaz ve nasihatlerde bulunmuş. Ama genç derviş ilme, irfana doymuyormuş. Bunu gören hocası onu yanına çağırmış ve şöyle demiş:

“Evladım, dervişlik yalnız oturup ibadet etmekle olmaz. Sana bir vazife veriyorum. Âlemi gez, insanların hallerinden ibret al. Gördüğün şeyleri iyice öğren, gelip bana anlat!”

Genç derviş üstadının dualarıyla yola çıkmış. Bir zaman dolaşmış, çeşitli köylere, kasabalara gitmiş. İnsanların başından geçen halleri seyretmiş ve ibret almış. Ama uzunca bir zaman dolaştığı halde gönlü tam olarak aradığını bulamamış.

Derken bir gün bir su başında bir ihtiyarla karşılaşmış. Beraber tuz ekmek yiyip, konuşup, halleşmişler. İhtiyar onun sırf ibret almak yolculuk yaptığını öğrenince ona şöyle demiş:

- Şimdi biraz dinlen, yarın seni bir köye göndereceğim. Orada gördüklerine dikkat et, sonra gelip hepsini bana anlat.

Genç derviş söyleneni yapmış. Yatıp biraz uyuduktan sonra kalktığı vakit tarif edilen yöne doğru yola çıkmış. Köye vardığında bazı tuhaf şeylere şahit olmuş. Bakmış ki köylülerden bazıları buğday ekiyor, buğday da hemen yetişiyor, başaklar tanelerle doluyor. Ama o buğdayı hasat eden sahipleri hemen tümünü ateşe verip yakıyorlar. Genç adam bu işe şaşmış.

- O kadar uğraştılar, sonra hepsini ateşe verdiler, bu ne biçim iş!

Genç derviş yoluna devam etmiş. Biraz daha gidince yolu üzerinde çelimsiz bir adama rastlamış. Bu adam bir taşı kaldırmak için uğraşıyor, güçlükle kaldırabiliyormuş. Ama aynı adam bu taşın üstüne ondan daha büyük birçok taşlar daha koyduktan sonra hepsini birden rahatlıkla kaldırabiliyormuş. Genç adam buna da çok şaşırmış.

- Önce bir taşı kaldıramıyordu, şimdi kaçını birden kaldırıyor. Bu adamın haline hiç aklım ermedi.

Biraz daha giden adam sonunda koyuna binmiş bir şahıs ve onun arkasına binmiş kadın ve erkek birçok kişiler görmüş. Ancak koyun onları rahatlıkla ve hızla taşıyormuş. Hatta birçok kişiler onların arkasından koşuyor ama yetişemiyorlarmış.

Genç derviş gördüklerine hayret eder bir şekilde yaşlı adamla buluşma yerine dönmüş. Gördüğü her şeyi anlatmış ve:

- Bu tuhaf olaylardan nasıl bir ibret alabileceğimi bilemedim, demiş. Yaşlı adam şöyle cevap vermiş:

- Gördüğün o hadiseler birer misaldir; insanların hallerinin misali... Mesela mahsul yetiştikten sonra ateşe veren adamlar, bir iyilik yaptıktan sonra onunla riyakârlık yapan, yani insanlara anlatıp övünen kişilerin misalidir. Riya yapanlar da aynen o köylüler gibi tam sevap kazanmışken hepsini ateşe verirler.

Bir taşı kaldırmakta güçlük çekerken birçok taşı kolaylıkla kaldıran kimse ise günaha alışanların bir misalidir. İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onu utana sıkıla işler. İçinde bir üzüntü duyar. Ama tevbe etmeyi geciktirip başka günahlar işlemeye devam ederse artık günah işlemek ona basit gelmeye başlar.

Koyuna ve ona binenlere gelince… Koyun, uysal, temiz ve faydalı bir hayvandır; insanı cennetlik yapan amellerin misalidir. Bu ameller, onları işleyenleri cennete taşımaktadır. Koyuna ilk binen âlimlerdir, onların sırtına binenler ise âlimlere uyan müminlerdir. Bir koyunun bunca insanı taşımasına şaşılır. Hâlbuki cennetlik ameller de onları işleyenleri hiç beklenmedik bir şekilde cennete taşır. Onların arkasında koştuğu halde yetişemeyenler ise onları inkâr edenlerdir.

Genç adam bunları dinledikten sonra yaşlı adama hak vermiş:

- Evet, bu gördüklerim bana nasihat olarak yeter, artık memleketime dönüp hak yolda yürüyeceğim, demiş.


Sayı : 71
Büyük Kapak