Aile Bütçesi ve Para Sorunları

Sayı : 68 / Ekim 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Evlilik iki insan arasındaki duygusal ilişkiden ibaret değildir. Çoğu zaman ailede geçim ve mutluluğu en fazla etkileyen unsurlar, ekonomik sorunlar gibi hayatın katı gerçekleridir.

Psikologların aile içi geçimi ve iletişimi açmaza soktuğunu ileri sürdükleri bir kısır döngü vardır. Bir ailede daha iyi bir hayat için güzel bir ev kiralanır, taksitle güzel eşyalar veya otomobil alınır. Elbette bu sefer ailenin reisi bu ödemelere ve artan masraflara yetişmek için çok çalışır, işine fazla zaman ayırır. Hanımı ve çocukları ise evde her şeye hâkim olmaya başlarlar. Can sıkıntısından çıkıp gezer, alışveriş yaparlar. Bu sefer masraflar daha da artar, adam daha da fazla çalışmak zorunda kalır.

Öte yandan hanım ve çocuklar mutlu değildir. Çünkü kadın kocasıyla hiçbir şey paylaşamamaktadır, çocuklar babalarının ilgisinden mahrumdur. Sık sık sitemler, şikâyetler hatta kavgalar yaşanır. Kocası ise sorunları sadece parayla çözebileceğini düşünür. Ailesi ondan ilgi istedikçe ellerine para tutuşturup, “Haydi git bunu harca, benim işim var, meşgulüm” demektedir. En sonunda aynı evde yaşayan birbirinden kopuk insanlara dönüşürler.

Kadın kararları tek başına almaya alıştıkça çocuklar her konuyu yalnız anneyle konuşmaya başlar. Babaya sadece bilgi verilir, o da masrafları ödesin diye. Derken adam evde bankamatik gibi para çekilen bir cihaza dönüştüğünü görür, asabileşir. Ama artık çok geç kalmıştır. Hiç kimse alıştığı bu düzeni değiştirmeye yanaşmaz.

Mesele erkeğin eve para getirmek zorunda olmasından kaynaklanmaz; aksine kadın da çalışıyorsa mesele daha da çetrefilleşir. Bu sefer anne de işiyle meşguldür, çocuklar tam bir otorite boşluğuna savrulur. Artık ailenin her bir ferdi kendi hayatını yaşar.

Çocuklar sosyal medyada ve arkadaş çevresinde sosyalleşir; aile terbiyesi görmeden büyür. Bütün aile egemen medya tarafından yönlendirilir, tüketmek için kazanmak dışında bir gaye kalmaz.

İstatistiklere göre ülkemizde satın alma kararlarının çoğunda kadınlar söz sahibiymiş. Erkekler ekseriyetle araba ve teknolojik cihazların satın alışı sırasında karar verici durumdaymış.

Bir dereceye kadar bunun sebebini anlamak zor değil. Ülkemizde kadınlar mutfak harcamalarını yönetirler çünkü yemek pişirmek, sofra hazırlamak, ailenin ihtiyacı olan gıdanın hazırlanıp sunulması konulardan kadınlar sorumludurlar. Aynı zamanda giyim ve ev eşyalarının temizlik ve bakımı gibi konularda hizmet ürettikleri için onların ihtiyaçlara uygun tercih yapmaları anlaşılabilir bir durumdur.

Ancak ailenin reisi olan erkeklerin harcamalarla hiç ilgilenmemesi zamanla sırf para kazanmaktan sorumlu zavallılar haline gelmelerine sebep olabilmektedir. Bilhassa kadın ve çocukların reklamlarla tüketime özendirilmesi, zaman içinde erkeğin boynuna borç ilmeğini geçirebilmektedir.

Aile reisi olmak demek sadece para kazanmak demek değildir; aileyi yönetmek, yanlışlardan korumak, onların geleceğini düşünmek ve ıslahına çalışmak demektir. Saliha bir hanım da bu konuda beyinin yardımcısı ve destekçisi olmalıdır.

Aile Bütçesi Nasıl Düzenlenir?

Aile bütçesi, bir ailenin gelir ve giderlerini planlamak demektir. Bazı aileler aile bütçesi yapmaz, gelir ellerine geçince harcarlar. Birçok zaman planlama yapılmadığı için para ay sonu gelmeden biter ve beklenmedik ihtiyaçlar ortaya çıkınca zorluk çekilir. Çoğu zaman borçlanma kaçınılmaz hale gelir. Öyle ki haram olduğu halde faizle kredi kullanılır. Bu sefer ödeme daha da zorlaşır. Bu duruma düşmemek için mutlaka gelir ile giderlerimizi kontrol altında tutmalıyız.

Birçok ailenin geliri, aylık maaş şeklindedir. Bazı ailelerin, tarım, hayvancılık, ticaret veya zanaatkârlık gibi kendi işi vardır. Bu durumda geliri net olarak bilmek mümkün olmayabilir.

Öte yandan aylık geliri olanlar da her ay ödemek zorunda oldukları kira, faturalar, mutfak masrafı, yol ve eğitim giderleri gibi kalemlerin dışında harcamalar yapabilirler. Mesela kışın ısınma ihtiyacı sebebiyle faturaların yükü artar, yazın memlekete gidilir. Bazen otomobil veya bir ev eşyası arızalanır. İşte bütün bu gerçekleri düşünerek aylık veya yıllık gelirimizin tamamını harcamamalıyız. Daima paramızın bir kısmını tasarruf etmeli, bunun için masrafları en alt seviyede tutmalıyız.

Bir aile reisi, aile fertlerine aile bütçesi ve tasarruf kavramlarını öğretmelidir. Bunun için de onları bir masa etrafında toplamalı, aylık giderleri kalem kalem yazmalıdır. Böylece hane halkı, evin belli bir geliri olduğu ve bunun önemli bir kısmının zorunlu giderlere harcandığını görecektir. Ellerinde sınırsız bir kaynak olmadığını bilerek ona göre hareket edecektir.

Hatta aile reisi eğer geliri fazlaysa tüm gelirini hane halkına bildirmemeli, bir kısmıyla birikim yapmalıdır. Parasının bir kısmını ailesinin ihtiyacına harcarken bir kısmını beklenmedik masraflar için tutmalı, bir kısmını da eline fırsat geçmişken hayır yapmalıdır. Hayır için sarfedilen para, aile bütçesini de bereketlendirecektir.

Aile reisi, bütçeyi planlarken ailedeki herkese kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde belli bir harçlık vermelidir. Evin ortak ihtiyaçları için alınan gıda, ev eşyası gibi şeyler dışında, özel harcamalarını kendi harçlığından yapan kişilerin hesabına daha çok dikkat ettiği görülmüştür.

Kadın ve çocuklar kredi kartıyla harcama yapma konusunda problem yaşıyorsa eline belli bir nakit verilmesi daha uygun olur. Kredi kartıyla alışveriş yaparken birçok kişi sanki harcadığı şey kendi parası değilmiş, sınırlı bir kaynaktan ödeme yapılmayacakmış gibi bir psikolojiye kapılabilir.

Anadolu kadını çoğu zaman kocasına karşı merhametlidir, tutumludur, her şeyi en uygun fiyata almayı sorumluluk olarak görür. Ancak bazen pazarlama oyunlarının kurbanı olarak “İndirim varmış, bu fırsatı kaçırmayayım,” diyerek gereksiz alışveriş yapar.

Günümüzde marketler, alışveriş mekânları, insanların bu gibi zaaflarını istismar etmektedir. Mesela dikkat edilirse çoğu markette, zorunlu ihtiyaçlar, süt ürünleri, kahvaltılıklar gibi şeyler dükkânın en dibindedir. Çerezler, şekerlemeler, içecekler ise giriştedir.

Alış verişe giden bir çocuk annesinin istediği bir malzemeyi almak için dolaşırken bir sürü atıştırmalığın önünden geçer. Sonunda kasaya geldiğinde sıra beklerken birbirinden cazip çikolatalarla karşılaşır. Dayanamayıp her seferinde birkaç gereksiz alışveriş yapar. Sonunda hem sağlığı bozulur, hem aile bütçesine gereksiz yere yük biner.

Ev hanımları için ise, “Çok etkili leke çıkarıcılarda büyük indirim,” “Başka alışveriş merkezlerinde çok pahalı olan kullanışlı ürünlerde büyük fırsat,” “Bu deterjanı alana yanında şu yumuşatıcı bedava,” gibi pazarlama taktikleri kullanılır. Bütün bu taktiklere yenilmemek için elde belli bir nakit ve bir ihtiyaç listesiyle alışverişe çıkmak en iyisidir.

Çocuklara okula başlamasından itibaren haftalık, lise çağına doğru aylık harçlık vermek uygun olur. Böylece kendi parasını ay sonuna kadar idareyle kullanmasını öğrenir.

Tutumlu Olmaya Teşvik Edin

Aile reisleri, hane halkını tasarrufa teşvik etmelidir. Mesela bir aile reisi, hanım ve çocuklarına, “Eğer harçlıklarından artırıp biraz birikim yaparsan, ben de katkıda bulunurum. Böylece senin de bir birikimin olur,” diyerek teşvik edebilir. Tabi bunun için zorunlu ihtiyaçlara yetip bir miktar da artacak kadar harçlık verilmelidir.

Tutumlu insanların sorunlarını çözmek için bazı yöntemleri vardır. Bunları öğrenip uygulamak, ailedeki diğer kişilere iyi örnek olur. Mesela aile reisi kendi ihtiyacı olan bir eşyayı pahalı bir mağazadan satın almak yerine, ikinci el satışlardan araştırarak satın alırsa onlara örnek olur. Yine aile fertlerini lüzumsuz yere alışveriş yapmak yerine ellerindeki eşyaları tamir ederek kullanmaya yahut ihtiyaç duyulmayan eşyaları ikinci el eşya sitelerinde satarak yerine ihtiyacı olan bir şeyi almaya yönlendirebilir.

Günümüzde çok yapılan bir hata, “Ucuza aldım,” zannederken, ihtiyacı olmayan veya kendisine tam uymayan, kalitesiz, kullanışsız şeyleri eve doldurmaktır. Oysa düşünüp taşınarak sadece ihtiyaç olunca alışveriş yapmak tutumluluk prensibine daha uygundur. Velev ki çok ucuza almasa da, gerçek ihtiyaca ve kaliteye verilen para insana pişmanlık getirmez.

Öte yandan kalite sadece meşhur markalarda aranmamalıdır. Pekala meşhur marka olmadığı halde yeterli kaliteye sahip ihtiyaç maddeleri bulabilirsiniz. Çoğu zaman orta kalitede bir nesne de ihtiyacınıza yeterli olacaktır. Günümüzde hiç kimse en kalitelisi diye bir ayakkabıyı tamir ettirip on yıl giymiyor.

Kısacası aile reisleri harcamaların nasıl ve nereye yapılacağı konusunda aile fertleriyle ilgilenmeli, konuşmalı, alışverişe birlikte gidip tavsiyelerde bulunmalıdır. Böylece hem kendi hayat tecrübelerini aktararak onları bilinçlendirmiş olur, hem de onlara zaman ayırmış olur.

Esasen eşinizin ve çocuklarınızın sizin ilginize, paranızdan çok daha fazla ihtiyaçları vardır. Onlar sizden sürekli bir şeyler isteyerek aslında sizin sevginizi hissetmeye çalışıyorlar. Onlarla beraber dolaşmanız, sohbet etmeniz, karar vermelerine yardımcı olmanız onları güvende ve huzurlu hissettirecektir.

Günümüzde medya ve çevre, aşırı tüketime teşvik etmektedir. “Ne kadar lüks ve markalı tüketim yaparsan o kadar çağdaş, zevkli, itibarlı vs. olursun,” dercesine bir reklam dili kullanılmaktadır. Oysa gerçek itibar, kimseye avuç açmamakla mümkündür.

Aile reisleri, hane halkına sevgi ve güven telkin etmeli, “Fazladan para harcayarak kimseye kendinizi ispatlamak veya beğendirmek zorunda değilsiniz. Herkes sizi olduğu gibi kabul eder, yeter ki siz kendi öz değerlerinizde tutarlı olun.” Diye öğüt vermelidir.


Sayı : 68
Büyük Kapak