Aile Saadetinin Sırrı: Gülümsemek

Sayı : 69 / Kasım 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Her insan bir ömür boyu mutlu olmak ümidiyle evlilik yoluna çıkar. Elbette evlilik hayatı boyunca ufak tefek hayal kırıklığı yaşanabilir. Evlilikte maddi-manevi sorumluluklarına alışıncaya kadar herkesin acemilikleri veya uyumsuzlukları olabilir.

Etrafımıza baktığımızda görürüz ki, bazı aileler bu sorunları birer çözüp geçer, çok şiddetli bir sıkıntı haline getirmezken bazıları aile dışına taşacak kadar büyütür. Elbette iki kişinin arasındaki geçimsizlik aile içinde çözülemezse, üçüncü kişilerin karışmasıyla daha da çetrefilli bir hal alır. Oysa meselelerini kendi aralarında çözenler kimsenin karışmasına fırsat vermemiş olur. Acaba sorunlarını kendi aralarında çözmeyi başaran çiftlerin sırrı nedir?

Aile danışmanları bu soruya şöyle cevap veriyorlar:

“Bir ailede huzur ve mutluluğun sırrı, gülümsemekte saklı... Elbette aile fertlerinde ciddi bir sorun yoksa ufak tefek meseleleri büyütmemenin, kolayca çözmenin yolu, olaylara gülümseyerek yaklaşmak.”

Gülümsemek, hoşgörülü, huzurlu, sakin bir insan olmanın alametidir. Böyle insan, kendisi huzurlu olduğu gibi yanındakilere de huzur verir. Böylece ufak tefek meseleler büyütülmeden kolayca halledilir.

Gülümsemek, insanın içindeki sevginin dışarıyla yansımasıdır. Sevgi dolu insanlar kimsenin gönlünü incitmek istemezler. Bu sebepten üzüntülü oldukları zaman dahi insanlara tebessüm ederler.

Her insan, güler yüzle, güzel davranışla karşılanmaktan hoşlanır. Çünkü bu insana kendini değerli hissettirir. Bilhassa evlilik hayatında eşler birbirlerinin yanında kendilerini değerli hissetmeye daha fazla muhtaçtırlar. Hatta kendisi asık suratlı bir insan olsa bile muhatabının surat asmasından rahatsız olur.

Bilhassa bütün gün çalışıp yorulmuş, biraz huzur bulmak için evine gelmiş bir erkek, elbette güler yüzle karşılanmak ister. Hanımının onu kapıda karşılaması, bakımlı olması, gözlerinin içine gülümseyerek bakması, ona günün yorgunluğunu unutturur.

Elbette hanımlar da eşlerinden güler yüz görmeye ihtiyaç duyarlar. Asabi mizaçlı, suratı asık, hep eleştirecek veya kızacak bir şeyler arayan bir erkek, hanımının da neşesini kaçırır. Akşam beyini karşılamak için hazırlanmış, ondan da güler yüz ve tatlı söz beklerken sert ve soğuk bir davranışla karşılanmış bir hanım elbette hayal kırıklığına uğrar. Bu davranışların sebepsiz yere ve sık sık tekrarlanması insanların şevkini kırar, artık evliliğinden ve eşinden ümidini kesmesine sebep olur.

Ciddiyet Somurtkan Olmayı Gerektirmez

Tebessümün en büyük düşmanı, surat asmayı ciddiyet ve otorite zannetmektir. Oysa ciddi bir insan olmak, üzerindeki sorumlulukların bilincinde olmak demektir. Yapması gerekeni ciddiyetle yapmak, ama sonra rahatlama anında da gülümsemeyi ihmal etmemektir. Çünkü aile bir askeri kamp değildir. Aile fertlerinin arasındaki ilişkiler de emir komuta zinciri gibi olamaz.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem gayet ciddiydi ve sorumluluk sahibiydi. Ama bu asla asık suratlı olmasını gerektirmiyordu.

Allah-u Zülcelâl eşler arasındaki ilişkinin niteliğini izah ederken, sükûnet, meveddet ve rahmet kelimelerini kullanmıştır:

“Kendisiyle sükûnet bulmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun ayetlerinden(varlığının delillerinden)dir.” (Rum, 21)

Her insan evliliğinde, eşiyle olan ilişkisinde mutlu olup sükunet bulur. Allah-u Zülcelâl evlerimizi bir huzur ve sükunet bulma yeri kıldığını bildirmiştir:

“Ve Allah, sizin için evlerinizden sekînet (huzur) yeri kıldı.” (Nahl, 80)

Bu ayet-i kerimeler, evlilikte, ev hayatında devamlı gerginlik ve endişe verici hallerin olmasının doğru olmayacağına işaret etmektedir. İnsan eşinin yanında kendini biraz rahat hissetmek ister. Onun sürekli eleştirici, kırıcı ve somurtkan olması insanı huzursuz eder. Bu sebeple velev ki bazı yönleri tam gönlümüze göre olmasa bile eşimize karşı biraz hoşgörüyle, biraz anlayışla yaklaşmalıyız.

Rabbimiz:

“Hanımlarınızla güzel bir şekilde geçinin. Çünkü onlardan hoşlanmıyor olsanız bile olabilir ki hoşlanmadığınız bir şeyi Allah büyük bir hayra vesile kılabilir.” (Nisa,19)

Hiç kimse mükemmel değildir. Aslında biz de mükemmel değiliz. Bu sebeple biraz hoşgörülü olup, olaylara hoşça bakmayı bilmek lazımdır. Biz anlayışlı olursak, bizim için zor bir durumda muhatabımızdan anlayış görürüz. Eğer biz hep eleştirici ve somurtkan olursak o da bizim yanlışımızı gördüğü zaman yüze vurmaya yeltenir.

Gülümsemek bulaşıcıdır. Siz gergin anlarda bile neşenizi kaybetmiyor, muhatabınıza huzur veriyorsanız o da kendini huzurlu hisseder. Bu da sorunların çözümünü kolaylaştırır.

Hatta bazı istenmeyen durumlarda dahi mizah duygumuzu kaybetmemeliyiz. Mesela eşimiz bir bardağı kırdığında, “Canın sağolsun, üzülme. Zaten ben o bardağı pek sevmezdim,” diyerek onu gülümsetebiliriz. İnsanlık hali olan, kasıtsız hatalara biraz tebessümle yaklaşmak hayatı kolaylaştırır.

Hem gülümseyen gözlerle bakmak olayları daha doğru değerlendirmeyi sağlar. Bazen bir hadise çok küçük ve önemsiz olduğu halde insanlar fazlasıyla ciddiye alırlar. Hemen ufak bir olayı bahane edip geçmişteki hataları gündeme getirirler. Bu davranış tipi, kendine müfettiş rolü biçmiş, somurtkan, eleştirici insanlarda görülür. Bu da muhatabı gerer ve tepki vermesine sebep olur. Basit bir olay gereksiz yere çok daha büyük bir tartışmanın, günlerce süren küslük ve huzursuzluğun fitilini ateşler.

Tebessüm Sadakadır

Tebessüm, insanları mutlu etmenin en masrafsız ve zahmetsiz yoludur. Hatta asık suratla verilen büyük bir sadaka yerine tebessümle yapılan küçük bir ikram, insanları daha çok mutlu eder. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki:
“Siz mallarınızla bütün insanları memnun edemezsiniz. Öyle ise, güler yüzlülüğünüz ve güzel huyunuzla onları memnun ediniz.” (Câmiü’s-Sağîr, 2/661)

İnsanları mutlu eden her şeye dinimizde sadaka sevabı vaad edilmiştir. Bunun için gülümsemeye de sadaka sevabı verileceği haber verilmiş, böyle kolayca sevap kazandıran bir ameli ihmal etmemek gerektiği bildirilmiştir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:

“Allah’tan kork ve hiçbir iyiliği küçümseme. Bu, su isteyen birisine kovandan su vermek veya Müslüman kardeşini güler yüzle karşılamak dahî olsa.” (Müslim, Birr, 144; Tirmizî, Et’ime, 30) buyurmuştur.

Bazı insanlar muhataplarını asık suratlılıkla terbiye etmeye çalışırlar. Sürekli küskünlük, söylenip durmakla suçluluk duygusu uyandırmayı hedeflerler. İsterler ki karşılarındaki insan sürekli onun yüzünü güldürmeye çalışsın. Ama bu bir süre sonra çekilmez hale gelir.

Öyle ki, artık o kişinin eşi, “O da hiçbir şeyden memnun olmuyor ki! Artık ben ne yapabilirim!” diye düşünmeye başlar. Ya eşine aldırış etmez veya daha kötüsü evliliğinden umudunu keser.

Özellikle hanımların beylerine devamlı surat asarak isteklerini yaptırmaya çalışmaları evliliklerde mutluluk ve huzur bırakmaz. Eve gelince karısından asık surat ve tatsız sözler işiten adam artık eve gelmeyi bile istemez hale gelir. Bazısı da eve gelse de kendini televizyona, internete kaptırır.

Evlilikte herkesin bir görevi vardır. Erkekler daha çok geçim yükü gibi sorumlulukları yüklenir, hanım da evin huzurunu sürdürmek için eşinin mutlu olmasını önemsemelidir.

Beylere de düşen, hanımlarının çabalarını takdir etmek ve onları hayal kırıklığına uğratmamaktır. Bir kadın da aynı şekilde eşinin ona huzur vermesine ihtiyaç duyar.

Bazı günler beylerin trafikte, iş hayatında karşılaştığı zorluklar canının sıkılmasına sebep olur. Böyle gergin olduğu günlerde en ufak bir şey dahi öfkesini tahrik eder. Ama dışarıdaki sorunları eve yansıtmak çok da doğru değildir. Sonuçta hanımı da gün boyunca ev işleri ve çocukları yüzünden yorulmuştur. En güzeli günün yorgunluğunu tatlı bir sohbetle, esprilerle, iltifatlarla neşeye ve mutluluğa çevirmektir. Böylesi her iki taraf için de mutluluk vesilesidir.

İnsanların yaratılıştan getirdikleri bazı huylar olabilir. Ama hepimizin bildiği gibi Allah-u Zülcelâl insanı huyunu güzelleştirmekten sorumlu tutulmuştur. Bu da demektir ki huy değişebilir. Öyleyse hepimiz güzel huyları öğrenmekten ve uygulamaktan sorumluyuz. “Ben böyleyim,” diyemeyiz.

Güzel davranışları Peygamber efendimiz aleyhisselatu vesselamın sünneti diye benimseyerek ve sevap kazanmayı umarak yapmaya çalışırsak zamanla bunlar bizde ahlak olarak yerleşecektir.


Sayı : 69
Büyük Kapak