Aile Yasayla Korunur mu ?

Konu Başlığı : Medya Gündem

Geçtiğimiz haftalarda aile içi şiddeti önlemek maksatlı yasalara yeni ilavelerde bulunuldu. Böylece uzun bir zamandan beri talep edilen yeni düzenlemeler yapılmış oldu. Umut ediyoruz ki artık kadına şiddet haberlerinde bir azalma olur…

Ne zamandan beridir bir “kadına şiddet”, “aile içi şiddet” fırtınası estiriliyor. Gün geçmiyor ki haberlerde bir kadının dövülmesi veya öldürülmesi konu edilmesin. İşlenen cinayetlerin sadece beşte birinde ölen kadın olduğu halde, öyle bir hava estiriliyor ki, zannedersiniz sadece kadınlar öldürülüyor. Bir toplumda ahlaki seviye düşerse, Allah (c.c.) korkusu ve merhamet anlayışı zayıflarsa elbette herkes etkilenir. Toplumun yarısını, bilhassa zayıf kesimini oluşturan kadın da etkilenecekti elbette…

Doğrusu feminist çevreler istedikleri sonuca ulaşmak için olağanüstü gayret gösterdiler. “Toplumda duyarlılık oluşturma” adına, uzun bir zamandan beri bu çeşitli kampanyalarla, gösterilerle bu konuyu gündemde tutmayı başardılar. Ve istedikleri sonucu da aldılar. Bakalım yasal yaptırımlar aile içi şiddeti önlemede ve kadını korumada ne kadar etkili olacak, hep birlikte göreceğiz.

Ne yazık ki biz o kadar ümitli değiliz. Çünkü aynı çevrelerin gayretiyle daha önce de yasalar çıkarılmıştı. Ama sorun azalmak yerine -bizzat kendi iddialarına göre- artmıştı. Çünkü “toplumsal duyarlılık yaratacağız” derken erkekleri aşağılamaya ve potansiyel suçlu ilan etmeye varan, ayrımcı bir dil kullanıldı. Korkarım ki bu dil, cinsler arasında kamplaşmaya yol açacak, duyarlılığı değil duyarsızlığı artıracak ve sonunda fazlaca ajite edilen bu haberler kanıksanıp umursanmaz hale gelecek. Yani amaca hiç de hizmet etmeyecek…

Öte yandan bir başka sorun da korunmaya çalışılan aile yapısının büsbütün darbe alması… Kampanyalarda “aile” ile “şiddet” kelimelerinin bu kadar çok bir arada kullanılması neredeyse bu kavramların birbirine yapışmasına sebep oldu. Zaten modern hayat tarzından ve sosyal sorunlardan olumsuz etkilenen aile kurumunun üzerine bir de şiddet yaftası iliştirildi. Gençlerin aile kurmaya ve aileyi ayakta tutmaya bakışı nasıl etkilendi, kim bilir?

Oysa aile bırakın şiddetin odağı olmayı, çoğu zaman kadın, çocuk ve yaşlılar için en büyük sığınaktı. Sanki bu himayeye muhtaç, zayıf kesimler aile dışında, mesela sokaklarda, iş yerlerinde hatta himayeci kurumlarda şiddete maruz kalmıyorlar mı? geçmişte çocuk esirgeme kurumlarında ve huzurevlerindeki şiddetin haber yapıldığını görmedik mi?

Elbette bazı ailelerin, sığınak olması gerekirken şiddete sahne olduğunu inkar edelim, göz yumalım diyemeyiz. Ama çözüm bu konuyu cinsiyetçi ve aile aleyhtarı, bireyci bir dille ele almak değil… Çözüm modern anlayışın zayıflattığı aile bağlarını, bir de ideolojik yaftalamalarla kesip koparmak değil…

Konuya ailevi geleneklere düşman bir zihniyetle, ideolojik bakmak yerine bilimsel yaklaşılırsa çok daha gerçekçi ve kalıcı çözümler elde edilebilir. Mesela uzman psikiyatrlara danıştığımızda, kadın olsun, erkek olsun, bütün şiddet uygulayıcılarının bir takım ortak özellikleri olduğu görülebilir.

Şiddetin evde, okulda, trafikte, iş yerinde, eğlence yerlerinde, kurumlarda veya sokakta uygulanması bir şeyi değiştirmiyor: bütün şiddet olaylarının temelinde, şiddeti uygulayan kişilerin ciddi psikolojik-psikiyatrik–ahlaki sorunları olduğu görülüyor. Konuya ilim-irfan çerçevesinden bakarak eğitim temelli bir çözüm bulunması gerekiyor…


Bu Sayı