Ailenin Reisi Erkektir

Sayı : 72 / Şubat 2018, Konu Başlığı : Saadethane

Hepimizin bildiği gibi, Kur'an-ı Kerim’de birçok ayetlerde ve Peygamber efendimizin hadis-i şeriflerinde ilmin önemine dikkat çekilmiştir. Bir Müslümana lazım olan ilim, hayatımız boyunca yaptığımız işlerin hükmünü, yani Allah'ın rızasına uygun olmasının şartlarını bilmektir. Buna evlilik de dâhildir.

Evlilik görünüşte dünya işi, hatta nefsani bir konu gibi görünse de aslında Müslümanlar için bir ameldir ve hayatımız boyunca yapacağımız birçok ameli ya kolaylaştıran veya zorlaştıran bir tercihtir. Çünkü insanlar, anne babaya iyilik, sıla-i rahim, evlat yetiştirme, ehil ve evladını ateşten koruma vazifesi gibi birçok ameli, evliliği sayesinde yapar veya yapamaz. Bu sebeple evlilik de ilimle yapılması gereken bir ameldir.

Ne yazık ki evlilik hayatına adım atacak olanlarımızın çoğunluğu, İslam’da evlilik müessesesinin mahiyetini anlamadan, evlilikte geçim sanatının inceliklerini kavramadan işe başlamaktadır. Bundan dolayı da gerek eş seçiminde, gerekse eş ile geçimde birçok ciddi hata yapılmaktadır.

Allah-u Zülcelâl Kur'an-ı Kerim’de yarattıklarının birçoğunu çiftler halinde yarattığına dikkat çekmektedir. İnsan da erkek ve kadın olmak üzere çift halinde yaratılmış olan mahlûkattandır. Erkekler kadınlarla evlenip sükûn bulmaya, kadınlar da fıtratlarında bulunan annelik hislerini güven içinde yaşamak için erkeklerin himayesine muhtaçtır. Evlilik de bu ihtiyaçların meşru olarak tatmin edilmesinin tek yoludur.

Allah-u Zülcelâl eşler arasındaki ilişkinin niteliğini izah ederken, sükûnet, meveddet ve rahmet kelimelerini kullanmıştır:

“Kendisiyle sükûnet bulmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun ayetlerinden(varlığının delillerinden)dir.” (Rum, 21)

Her insan evliliğinde, eşiyle olan ilişkisinde mutlu olup sükûnet bulur. Bilhassa erkeklerin yaratılışına şehvani arzular daha güçlü bir ihtiyaç halinde konulmuştur. Bunda da bir rahmet vardır. Çünkü zayıf yaratılmış olan kadınlar ve çocuklar erkeklerin gücünden istifade etmeye muhtaçtırlar. Ailede karşılıklı ihtiyaç, sevgi ve mutluluk olması için Allah-u Zülcelâl erkeğin şehvani arzu ve zevkten yana hissesini daha fazla kılmıştır.

Ailede iffet, sadakat ve itaat olduğu müddetçe evlilik bir saadet yuvası olacaktır. Allah-u Zülcelâl buyuruyor ki:

“Ve Allah, sizin için evlerinizden sekînet (huzur) yeri kıldı.” (Nahl, 80)

Bu ayet-i kerimeler, evliliğin, ev hayatının müminin biraz olsun huzur bulduğu, rahatladığı ve ihtiyaçlarını teskin ettiği yer olduğuna işaret etmektedir.

Herkes Görevini Bilmeli

Allah-u Zülcelâl’in fıtratlarına koyduğu farklı özellikler sebebiyle erkek ve kadının evlilikte farklı görevleri vardır. Uzun bir süre devam etmesi gereken bir beraberlikte herkesin kendi görevini bilmesi önem taşır.

Ailedeki görev paylaşımını bildiren ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Erkekler, kadınlar üzerine kavvamdır, (onları koruyup kollar ve üzerlerinde hak sahibidir.) Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar.

İyi kadınlar, kanitat (uyumlu, itaatkâr)dırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar…” (Nisâ, 34)

Bu ayet-i kerimeden anlıyoruz ki, erkekler, ailede kavvamdır, yani devamında da açıklandığı gibi, ailenin geçimi gibi ağır yükleri yüklenerek adeta ailenin direği olmuştur. Buna mukabil evde söz hakkına sahiptir, kısaca ailenin reisidir.

Erkeklerin kavvam olma görevine mukabil kadınların da “kanitat” olma görevi vardır. “Kanitat” uyum gösteren, yumuşak huylu, alçak gönüllü olmaktır. Bu da en başta namusu olmak üzere kocasının emanetlerini koruması ve kocasının ona muhtaç olduğu hususta isteklerine güzellikle itaat etmesi demektir.

Rabbimiz esas olarak kadın olsun, erkek olsun her Müslümanın güzel ahlaklı olmasının büyük bir fazilet olduğunu bildirmiştir. Kadının kocasına karşı alçak gönüllü ve itaatli olması ise daha önceliklidir.

Erkekler yüklendikleri çeşitli mesuliyetleri sebebiyle yorulup gerginleşebilir. Psikologlar da yaratılış olarak erkeklerin yapısının öfkelenmeye müsait olduğunu bildiriyor. İslam'da bilhassa aile huzuru açısından bir hanımın kocasının öfkesini kışkırtacak şekilde aksi hareketler yapmaması emredilmiştir.

Bu ayet-i kerimenin devamında anlaşılıyor ki, erkekler hanımlarına Allah'ın emri olan ahlaki davranışları emrettiği veya kocanın hanımı üzerinde hakkı olan hususları talep ettiği zaman kadının mutlaka itaatli olması, kocasına karşı gelmemesi gerekir.

Bu ayet-i kerimeden aile reisinin ailede kendini saydırma hakkı bulunduğu, hanımının da onun makamına saygı göstermesi gerektiği anlaşılmaktadır. Elbette bu demek değildir ki, erkekler ailenin reisliği hakkını kötüye kullansın, mesela eşini ve çocuklarını çalıştırıp ellerinden maaşlarını alıp hovardalığa harcasın; vermedikleri zaman şiddet uygulasın… Ne yazık ki zamanımızda böyle manzaralar çoğalmıştır. Ancak bunların İslam’da asla yeri yoktur.

İslam'a göre aile reisliği yetkisi, ancak Allah'ın rızasına uygun olacak şekilde kullanılabilir. Ayet-i kerime, erkeğin reislik hakkının bir fedakârlığın karşılığı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bunun yanında aile reisliği sadece maddi görevler yüklemez, aynı zamanda hane halkının korunması görevini de yükler.

Aile Reisi, Ailesinin Çobanıdır

Rabbimiz bir ayet-i kerimede buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır.” (Tahrim, 6)

Bundan da anlıyoruz ki aile reisleri, ailesindeki kişiler için bir eğitici ve idarecidir. Ailesindeki kişilere Allah'ın emirlerini öğretip, tatbik ettirmek ve yasaklarından sakındırmak gibi vazifeleri vardır.

Ayrıca kocasının olmadığı zamanlarda hanımın da kendini ve evlatlarını koruma görevi vardır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde buyurdular ki:

"Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mes'ulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mes'ûldür. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mes'uldür. Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mes'ûldür. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden mes'ûldür." (Buhârî, Nikâh 81, 90; Müslim, İmâret 20,)

Elbette gerek aile reisi beylerin, gerek onun yardımcısı ve vekili olan hanımların bu vazifelerini yerine getirebilmeleri için birbirlerine destek olmaları gerekir. Bu sebeple karı kocanın aynı dünya görüşüne sahip olması ve birbirine yardımcı olması icab eder.

Bir evde kadın kocasını saymazsa evlatları da babaya saygı duymaz. Bu durumda erkeğin aile reisi olarak hanım ve çocuklarını muhafaza etme görevini yerine getirmesi mümkün olmaz. bunun için hem erkek kendisini saydıracak şekilde sorumluluklarını yerine getiren, kötü alışkanlıklardan uzak duran, olgun karakterli biri olmalıdır, hem de hanımı onun mevkiine saygı duymalıdır.

Allah-u Zülcelal:

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisi (dost ve yardımcısı)dır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”(Tevbe, 71) buyurmaktadır.

İtaat Sevgiye Mani Değildir

Evlilikte karıkoca arasında belli bir mevki farkı olması, sevgiye mani değildir. İnsan, akıl sahibi bir varlıktır. Hayatının farklı sahalarında farklı davranabilme olgunluğuna sahiptir.

Bir karıkocanın mahrem alanında birbirleriyle samimi olmaları, evlatların terbiyesi gibi mevzularda görev paylaşımı yapmalarına mani değildir. Her akıllı insan bu iki durumda takınacağı rolün farkını bilir.

Ayrıca erkeğin aile reisi, kadının itaatli olması kadına hakaret de değildir. Aksine erkeği, evlatlarının terbiyesi işinde asıl vazife sahibi haline getirerek annenin işini kolaylaştırır. Çünkü anne küçüklüğünden beri çocuklarının bakımını üstlenmiştir ve devamlı çocuklarıyla bir aradadır.

Üstelik annelik duyguları sebebiyle evlatlarına karşı biraz fazla hoşgörülü ve merhametli olabilir. Bu da çocukların annenin duygularını suiistimal etmesine yol açabilir. Bu sebeple hem fiziki yönden güçlü, hem maddi imkânları sağlayan babanın evde otorite olarak kabul edilmesi annenin işini kolaylaştırır. Yeter ki baba, bu mevkiini kötüye kullanmasın, hanımını hakir görmesin, kötü muamele etmesin. Bu zaten dinimizde yasaktır.

Rabbimiz yalnız kadınlara değil, erkeklere de iyi geçinme, güzel davranma mesuliyeti yüklemiştir:

“Hanımlarınızla güzel bir şekilde geçinin. Çünkü onlardan hoşlanmıyor olsanız bile olabilir ki hoşlanmadığınız bir şeyi Allah büyük bir hayra vesile kılabilir.” (Nisa,19)

Unutulmamalıdır ki her insan bu dünyaya ya erkek olarak gelir veya kadın olarak gelir. Bunda insanın bir tercihi olmadığı gibi, bir hak edişi de yoktur. Erkek olmamız veya kadın olmamız sadece Allah'ın takdiriyledir.

Kadınlar da erkekler gibi Allah'a ibadet etmekle mükellef tutulmuş kullarıdır. Eğer kadınlar Allah'ın onlara emrettiği salih amelleri işlerlerse onların sevaplarından hiçbir şey zayi edilmez. Tıpkı erkekler gibi kadınlar da iyiliklerinin mükâfatına kavuşurlar.

“…Erkeklerin, kendi kazançlarından payları var, kadınların da kendi kazançlarından payları var. Allah'tan, lütfünü, inayetini dileyin, çünkü şüphe yok ki Allah her şeyi tamamıyla bilir.” (Nisa, 32)

Kur'an ı Kerim’e baktığımız zaman görüyoruz ki Allah-u Zülcelâl, gelmiş geçmiş kadınlar arasında mümin ve saliha hanımların da kâfir ve fasıka kadınların da olduğu haber vermiştir.

İslam tarihine baktığımız zaman sahabe devrinden itibaren, her devirde imanlı, saliha hanımlar gelip geçmiştir. Başta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin muhtereme kızları, tertemiz zevceleri, akrabaları olmak üzere asr-ı saadette birçok hanımlar Peygamberimize iman etmiş, ona hizmet etmek için pervane olmuşlardır.

Bir evde karı koca birbirine saygı duyarsa çocuklar da her ikisine saygı duyar. Osmanlı devrinden kalma mektuplarda görüyoruz ki o zamanın hanım ve beyleri birbirlerine karşı çok nazik ifadelerle hitap ediyorlardı. Ne yazık ki bu terbiye sistemimiz bozulduğundan beri ailelerde ne huzur kaldı, ne de mutluluk… Bunun zararı hepimizedir.

En güzeli, evlilikte de Rabbimizin koyduğu hükümlere göre hareket etmektir. Huzur İslam'dadır. Bizler de İslam'ı yaşamaya evlerimizden başlamalıyız.


Sayı : 72
Büyük Kapak