Anadolu’dan Halep’e Yardım Konvoyu -II-

Sayı : 60 / Şubat 2017, Konu Başlığı : Söyleşi

Konvoy Uyanışa Vesile Oldu

Halep'e Yol Açın yardım konvoyu sırasıyla Sakarya, Ankara, Konya, Kayseri ve Kahramanmaraş illerinden geçerek bu buluşma noktalarında diğer illerden gelen konvoylarla bir araya geldi. Geçiş güzergahı üzerinde büyük bir coşkuyla karşılanan konvoya halkın teveccühü çok büyüktü.

Konvoya katılım için Sakarya Serdivan Kapalı Spor Salonu’nda Halep programı düzenlendi. Programda konuşma yapan ilahiyatçı yazar Faruk Başer, “Bir yerde zulme uğrayan insanlar varsa, İslam ülkelerinin bu zulme sebep olanlara karşı savaş açma zorunluluğu vardır. Osmanlı bunu yapmıştı. O halde İslam ülkesi güçlü olması lazımdır” dedi.

Abdülmetin Balkanlıoğlu ise konuşmasında, “Biz hep kazanıyoruz. Biz mazlumlardan yanayız. Kaybettin katil İran! Katil Rusya, katil ABD! İnsanlığınızı kaybettiniz! Dünya 5’ten de büyüktür. Allah, hepsinden de büyüktür. Bütün dünyanın şerefsizleri Türkiye’nin başına çöktü. Denediler, bir sürü yol. Yapacağımız tek şey, onlar bombalar atarken, bizim yapacağımız tek şey içimizden gelenleri Rabb’imize dökmektir.”dedi.

Sadakataşı Derneği Genel Başkanı Kemal Özdal ise, “Üzülmeyeceğiz, gevşemeyeceğiz. Allah’ın vaadinin hak olduğuna iman edeceğiz. Bir gün Allah Rasulü’nün Mekke’ye dönmesi gibi biz de elbet Halep’e ve Şam’a geri döneceğiz!” şeklinde konuştu.

Bülent Yıldırım konuşmasında: “Birileri bize ‘Bu yola çıkıp da ne yapacaksınız?’ diye soruyor. Onlara şu cevabı veriyoruz: biz seferden sorumluyuz, zaferi Allah verecek. Zafer için de bir çözüm üretiyoruz. Allah’ın hazinesi boldur. İnşallah göreceksiniz,

hedefimiz Halep’teki mazlum insanların oradan çıkarılması ve bizim onlara kucak açmamız. Göreceksiniz, Rabb’imiz bunu nasip edecek. Şimdi hepinizi ayağa kalkmaya davet ediyorum. Bir yemin edeceğiz. Bütün dünya görsün bu yemini: Düşmanım bana ne yapabilir ki? Ben cenneti yüreğimde taşıyorum. Sürgün edilmem seyahat, hapsedilmem halvet, öldürülmem ise şehadettir!”

Oldukça coşkulu geçen programda tekbirler eşliğinde ezgi ve marşlar seslendirildi. Salondan, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganları yükseldi.

Sakarya’dan sonra Konya’da da coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanan konvoy, vakit kaybetmeden Selçuklu Belediyesi Uluslararası Spor Salonu’na geçti. Buradaki program Kuran’ı Kerim tilaveti ile başladı. Sık sık, “Katil İran, Suriye’den defol!”, “Katil Rusya, Suriye’den defol!”, “İran, ümmete hesap verecek!” sloganlarını atan katılımcılar, “En büyük sloganım bu, daimen: Allah’u ekber!” ezgisine heyecanla eşlik ettiler.

Konya İHH Başkanı Hasan Hüseyin Uysal “Bu topraklara Haçlılar çok defa geldi ama hepsi cevabını alarak geri döndü ve İslam tekrardan yeşerdi. Şimdi de aynı şey Halep’te yaşanıyor. İnşallah günün birinde Halep’imiz tekrar yeşerecek.”

Filistinli Alimler Birliği Genel Sekreteri Dr. Nevvaf Takkuri ise konuşmasında, “Ey Türkiye halkı, siz bu katliama karşı çıktınız o sebeple sizleri kutluyorum” dedi ve ekledi:

“Halep’i şuanda saldırı altında bulunduranlar, Kudüs’ü abluka altına alanlardan farksızdır. Halep’i bombalayanlar, asla Mescid’i Aksa için mücadele etmeyeceklerdir. Halep’i yıkmak için Rusya’dan gelenler ve mezhepçi İranlılar, şunu bilin ki asla Halep’i yıkıma uğratamayacaksınız.”

Konuşmacılar arasında bulunan Dr. İhsan Şenocak duygu yüklü konuşmasında:

“Nemrut’u, Firavun’u yıkan Allah, sabret Halepli kardeşim, Esed’i de yıkacak, İran’ı da yıkacak. Kardeşlerim, eşkıyalar, haydutlar, İranlılar, Rus kâfirleri Suriyeli anaların yüreğindeki imanı yıkamayacak. Evet, Halep’te yıkıldı isek, bir asa ile denizleri yaran Allah, bizlerin de önünü açacaktır, yürüyeceğiz inşallah.”

Muhteşem Buluşma

Konvoyda kadın, erkek demeden her yaştan her meslekten binlerce kişi yer alıyordu. Hatta kucaklarında bebekleri ile beraber yola çıkan anneler bile görmek hayli şaşırtıcıydı.

Konvoy Reyhanlı'ya vardığında 4 bini aşan araç ve 2 bine yakın yardım tırı ile birleşti. Cilvegözü sınır kapısına 80 bine yakın katılımcı ulaştı. Katılımcılar 7-8 km yürüyerek ilerleyip Halepli kardeşlerine sıcak bir “Hoş geldin,” demenin sevincini tattılar. Halep’ten tahliyelerin başlamasıyla yaralı kardeşlerimizi teslim almak ve onların imdadına yetişmek için kolları sıvadılar. Yaralılar, kadın ve çocuklar karşılandı sıcak yiyecek, elbise battaniye dağıtımı yapıldı.

Gençler bir kısmı fırınlarda üretilen ekmek sayısını ihtiyaca yeterli seviyeye çıkarmak için un taşıdı paketleme yaptı. Bir kısmı da kâh sınırı geçerek sabahlara kadar çadırlar kurdu.

İHH, AFAD, ve Kızılay iş birliğiyle Halepli kardeşlerimiz ateş çemberinden kurtularak tahliye oldular, tahliyeler hakkında bilgi alabilir miyiz?

Osman Atalay:
İHH’nın iki ayağı var biri insani yardım, diğeri de insani diplomasi. İnsani yardım konusunda zaten sürekli bir hazırlığımız vardı. Reyhanlı ve Kiliste 5 yıldır kriz merkezi var, depolarda insani yardım malzemeleri (çadır, battaniye vs) hazır tutulmaktaydı.

İHH’nın insani diplomasi tarafı da var tabii. Suriye içindeki seksene yakın yerel sivil toplum örgütleri ile sürekli koordinasyonumuz devam ediyordu. Sahada olmamız, tecrübe ve birikimimizle sürekli oradaydık. Dış ilişkiler başkanlığının yoğun çabaları da bu arada devam ediyordu. Rusya ve Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi görüşmeleri sonucu tahliyeler başladı. Bizler de tahliyelerde insanların İdlib’e, Cerablus’a yönlendirilmesi ve acil ihtiyaçlarının karşılanmasında orada etkin bir rol oynadık.

Efendim Haleb’e yol açıldı. İnsanlar nihayetinde Halep’ten çıkarılıp farklı noktalara yerleştirildiler. Bizlere bundan sonra düşen görev nedir?

Osman Atalay:
Türkiye’miz adeta göçmen sığınağı veya göçmen limanı haline dönmüştür. Osmanlıdan günümüze de bakarken benzer şeyler görebiliriz. Birinci ve ikinci Dünya savaşı yıllarında, sonraki dönemlerde, Balkanlardan gelen göçler var. Ondan önce Endülüs’teki katliam sırasında İspanya’dan kovulan Yahudiler bize sığınmışlardı. Kafkasya, Orta Asya’dan gelenler var yine bize sığınıyor. Çerkezler, Tatarlar, Boşnaklar, Arnavutlar, Bulgar ve Yunanistan’da yaşayan muhacirler gelmişti. Yine yakın dönemde Bosna ve Çeçenistan’dan da muhacirler ve yaralılar gelmişti. Soydaşlarımız 500 yıldır Anadolu coğrafyamız göçmenlimanı ve sığınağı haline gelmiştir. Elhamdulillah herkese kapımızı açmışız.

Suriye de ise 23 milyon nüfusa sahip ülkenin yüzde sekseni sünni, yüzde yirmisi ise Nusayri. Suriye den 3 milyon insan Türkiye’ye gelmiş gelenlerin yüzde yetmişi çocuk ve kadındır.

Suriye’nin dışına 5 milyon insan ise evini barkını bırakarak farklı ülkelere gitti. Buralarda yaşayan insanlar maalesef zor şartlarda bir evde 10, 15 kişi yaşamaya zorlanmıştır. Nihayetinde bizim görevimiz bu muhacirlere hakkıyla Ensar olabilmektir. Bu Ensar-muhacir ilişkisi kutsal bir ilişkidir. Kader Suriyelilere muhacir olma rolünü, bize de Ensar olma rolünü biçmiştir. Herkes, buna körfez ve Arap ülkeleri de dahil bu rolü ile sınanıyor.

Biz vakıf olarak orada kurduğumuz fırınlara 5 yıldır un göndermeye çalışıyoruz. Zira sınırlarda 700 bin insan çadırlarda yaşıyor. En azından ekmek vermeye çalışıyoruz. Gıda, hijyen malzemeleri temin edip gönderiyoruz.

Bunları elbette göndermek zorundayız. Ancak buna herkesi ortak etmek durumundayız. Destek olacak durumu olmayanları da günlük kıldığı 5 vakit namazda dua etmeye çağırıyoruz. Suriye için yapılacak iki şey halis bir dua ve varsa imkanları seferber etmek.

Türkiye’de bütün sivil toplum örgütleri, dernek, vakıflar, tasavvufi cemaatler, yardım gönderiyor. Hangi görüşten olursa olsun bu insani trajedinin son bulması için bir şeyler yaptı, yapıyor. Zira bu durumun mezheple ideolojiyle alakası yoktur. Geçmişte hatırlayın, Kurtuluş savaşı yıllarında Pakistanlı Müslüman hanımlar bizlerin kurtuluşu için ellerindeki bilezikleri, küpeleri Türkiye’ye göndermişlerdir. Bu hep böyledir. Yani bu sınavı inşallah hakkıyla yerine getiririz.

Sınırları Aşan Kardeşlik

Çalışmalara yurtdışından Müslüman sivil toplum kuruluşları da destek verdi. İHH Vakfı’nın uzun yıllardır ortak çalışmalar yaptığı Katar'ın en büyük insani yardım vakıflarından Katar Hayır Kurumu (Qatar Charity) ile ortaklık anlaşması güncellendi.

Bu kurumla ortak olarak Suriye çalışmalarında kullanılmak üzere acil yardım malzemelerine ilaveten; Suriye içinde 1000 konteynır evden oluşan büyük bir kamp, Kilis’te aşevi ve fırın inşa etme ve aşevinde günlük 30 bin kişilik sıcak yemek ve günlük 100 bin ekmek üretme gibi hizmetlerine devam edecek olan IHH, bunların yanı sıra, Suriyelilere kışlık malzeme yardımı, ekmek üretimi için tükenen un yardımı, Kilis’te bulunan aşevi için 4 aylık işletim maliyeti konusunda mutabakata varıldı.

Yardımlara destek veren bir diğer ülke de Endonezya oldu. IHH İnsani Yardım Vakfı ve Endonezya'dan Aksi Cepat Tanggap (ACT) yardım kurumu arasında Suriye çalışmalarına aktarılmak üzere 610 bin dolarlık iki ayrı anlaşma imzalandı.

Allah bütün hayırseverleri iki cihanda mükâfatlandırsın. Bizlere de bu hayırların parçası olmayı nasip etsin.


Sayı : 60
Büyük Kapak