Anne Baba Kavgası ve Çocuklar

Sayı : 23 / Ocak 2014, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Son zamanlarda anneler, çocuk psikolojisi hakkında kitap okumaya, psikologlara danışmaya büyük önem veriyorlar. Çünkü çocuklarının psikolojisinin bozulmasından fazlasıyla endişe ediyorlar. Hatta o kadar ki, eskiden anneler, çocukları için boşanmaktan kaçınırdı, şimdiki anneler ise çocuklarının psikolojisi bozulmasın diye boşanıyorlar.

Evet, ne tuhaftır ki son zamanlarda anneler arasında bu düşünce tarzı adeta moda olmuş. “Çocukları kavgalı bir aile ortamında yetiştirmektense ayrılmak daha iyi,” diyerek boşanmalarına bahane üretiyorlar!

Evet, bir bakıma doğru; anne babanın çocukların yanında sık sık ve şiddet seviyesi yüksek bir şekilde kavga etmesi, çocukların psikolojilerini bozuyor. Bilhassa kavga sırasında ses tonu yükseliyor, tehditler savruluyor, boşanmadan söz ediliyor ve bazen fizikî şiddete başvuruluyorsa… Böyle bir ortamda çocuk elbette şiddetli bir korku hisseder. Ses tonu yükseldikçe ürker, kendini güvende hissetmez ve işlerin daha da kötüye gideceğinden endişe duyar.

Bilhassa küçük yaşlardaki çocuklar, devamlı şefkatlerine muhtaç durumda bulunduğu ebeveynini böyle öfke dolu, kaba ve sert davranışlar içinde görmekten fazlasıyla huzursuz olurlar. Çünkü bir gün bu sertliğin onları da hedef almasından korkarlar. Çoğu zaman sert davranışlar sergileyen babaların çocukları özgüvensiz, korku dolu, sosyal fobiye yatkın, içine kapanık olurlar.

Biraz daha büyük çocuklar ise anne babasını böyle sert bir şekilde kavga eder görünce, bu işin sonunda ayrılacaklarından korkar ve kendilerine ne olacağını bilememenin sıkıntısını yaşarlar. Ayrıca kavgayı çıkaran, uzayıp gitmesine sebep olan veya şiddeti tırmandıran tarafa büyük bir öfke duyarlar. Böyle bir aile ortamının devam edip gitmesinin çocukta, tahammül edemeyeceği kadar yüksek bir acıya sebep olacağı aşikârdır.

Eğer çocuk kavga sırasında taraf olmaya ya da hakem olmaya zorlanırsa, bir tarafa yakın durmak diğeri tarafın sevgisini kaybetmek zorunda bırakıldığı için kendini kötü hisseder.

Şiddet Şahsiyeti Rencide Ediyor

Aile geçimsizliği şiddetli boyutlara ulaştığı takdirde çocukların kimlik ve kişilik gelişimini de bozabilir. Eğer taraflardan biri diğerini aşağılıyor veya fiziki şiddet uyguluyorsa, çocuklar ezilen tarafa karşı acıma hissi, ezen tarafa da şiddetli bir şekilde kin ve nefret duyacaklardır. Bilhassa aynı taraf zaman zaman kendisine de sert davranıyorsa, ezilene karşı duyulan merhamet onunla özdeşlik kurmaya sebep olacaktır.

Bu durumda çocuk erkekse ve babasını acımasız, nefret ettirici davranışlar içinde görüyorsa annesine yaklaşacak ama babasıyla sağlıklı ilişkiler geliştiremeyecektir. Bu durumda erkek çocuğun sağlıklı bir erkek şahsiyeti geliştirmesi mümkün olmayacaktır.

Çocuk kızsa babasından ve erkeklerden ürkecek, annesine ve bütün kadınlara acıyacak, kendisinin de ileride böyle acı çekeceğini düşünerek ümitsizliğe kapılacak, yine sağlıklı bir kişilik geliştiremeyecektir.

Aynı şekilde kavga çıkaran ve tırmandıran taraf genellikle anneyse, söz ve davranışlarıyla babanın şahsiyetini rencide ediyorsa, çocuklar annelerinin şahsında aileye karşı olumsuz duygular geliştireceklerdir. Erkek çocuklar okuyarak, çalışarak bir an önce aile ortamından kurtulmak isteyecek, ilerde de genellikle aile kurmayı istemeyeceklerdir. Kızlar da huzursuz ortamdan dolayı annelerine karşı öfke hissedecek ve hayata kötü hatıralarla başlayacaklardır.

Ailede geçimsizlik çocukların başka problemlerini de tetikler. Mesela bazı çocuklar, anne babasının dırdırlarından usanır, rahatsız olur, bu ortamda olmamayı arzu eder. İlk fırsatta aileden uzaklaşmayı ister, belki evden kaçar. Yahut arkadaş sevgisine sığınır veya başka çevrelerde huzuru arar.

Çocuğun tepki göstermemesi de iyi bir işaret sayılmaz. Bazen evliliğin geleceğinden endişe duyan ama bu duruma bir çare bulamayan çocukta kendini bu gerginlikten uzak tutma çabası ortaya çıkar. Mesela çocuk görmezden duymazdan gelme, yokmuş gibi davranma, içine atma ve duygusal donuklaşma haline girebilir. Çünkü çocuk nasıl sonuç vereceğini bilemediğinden tepkisini göstermeye çekinir. Her ne şekilde olursa olsun etrafına sağlıklı bir tepki vermeyen, ürkek ve duygusal donukluk içinde kişilik yapısı ortaya çıkabilir.

Kısacası ailede sık sık ve şiddet seviyesi yüksek kavgalar kesinlikle çocuklara acı verecektir. Ailelerin asla çocuklarına böyle bir ıstırabı yaşatmaması gerekir.

Boşanma Çare mi?

Öte yandan, ailede geçimsizliğin çaresini hemen boşanmada aramak da yanlış olabilir. Her şeyden önce boşanma çocuklara daha güvenli, daha huzurlu bir aile ortamı sağlayacak mıdır? Bir aradayken medenice anlaşamayan iki insan, medenice boşanacak mıdır? Boşanmadan sonra çocukları diğer ebeveyn aleyhine kışkırtmak, olaylardan dolayı suçlamak ve çocukları bu konularda arada bırakmak onları nasıl hissettirecektir?

Hâlbuki iki insanın evliliği sürdürmesi için mutlaka her konuda çok iyi anlaşıyor olması gerekmez. Zaman zaman her ailede tartışma çıkar. Önemli olan anlaşmazlıkları mümkün olduğu kadar çözüme kavuşturmaktır.

En ufak bir anlaşmazlık ve tartışmanın çocukların psikolojisini bozacağını düşünmek hatadır. Aksine çocukları devamlı gerilimden uzak tutmak mümkün olmaz. Çocuklar büyüdükçe aile dışında yeni çevreler edinecektir. Bu sırada ister istemez bazı kişilerle anlaşmazlıklar yaşayacaktır.

Anne babalar çocukların her konuda örneğidir. Bir çocuk anlaşmazlıkları nasıl çözebileceğini de anne babasından öğrenir. Bu yüzden çocuklarımıza tartışmaları güzel bir sonuca bağlamayı da öğretmeliyiz.

Eğer konuşup anlaşmakla çözülemeyecek türde büyük problemler söz konusuysa o zaman çocuklarımızı bu gergin atmosferin zararından korumalıyız. Ama nasıl?

Eşimizle anlaşmazlıklarımızı çocukların psikolojisini de bozmadan nasıl çözebiliriz?

Çocuklar Duymasın!

1-
Birçok anne baba, tartışmaya başladıkları zaman çocukları görmesin diye başka bir odaya geçiyor. Ancak Pedagog Adem Güneş’e göre bu yöntem yanlıştır. “Zira çocuk, gözleri ile göremese de anne-babasının tartışmasına ait sözleri duyduğu müddetçe, anne-babasının bulunduğu ortamdaki şiddeti, kendi hayal dünyasının derinliği kadar büyük hayal edebilir.”

Adem Bey “konuşarak çözülemeyecek kadar büyük tartışma konularını, çocuktan uzak bir ortamda çözmeye çalışmak daha doğru olur.” diyor. Yani ailenin kolayca çözemeyeceği türden büyük bir problemi varsa, konunun konuşup anlaşma yoluyla çözülmesi mümkün görünmüyorsa çocukların evde olduğu saatte konuyu açmamalı, açıldıysa bile gerilimi tırmandırmadan kapatmalıdır.

Psikologlar çocukların yanında konuşulmaması gereken konuları da şöyle sıralıyorlar:

a- Çocukların geleceğini ilgilendiren ve onları endişelendirebilecek, iflas, borç, boşanma, yakın bir akrabayla ilgili ciddi sorunlar, sağlık sorunları, gibi konuları konuşmamalıdırlar. Bu konularda konuşup tartışan bir ebeveyn, farkında olmadan çocuğu büyük bir endişeye sevk eder. Anne babalar böyle ciddi konuları önce kendi aralarında konuşup bir plan çerçevesinde anlaşmaya varmalı, sonuçlarını çocuklara yaşına uygun düzeyde anlatmalıdırlar. Anlatırken de öncelikle çocuğa emniyet telkin etmelidirler, yani “Seni seviyoruz, sana bir şey olmayacak, senin hayatın normal şekilde devam edecek,” gibi…

b- Anlaşmazlık konusu çocuğun terbiyesi ile ilgili veya çocuğu da ilgilendiren, hayat tarzı gibi tercihlerle ilgiliyse onun yanında tartışmamalıdır. Bu gibi konularda çocuk hangi tarafın haklı olduğunu değerlendiremez aksine kendi işine gelen, hoşuna giden tarafı haklı görür, diğer tarafa öfke duyar. Sonuçta alınan karar ne olursa olsun çocuğun o konuya yaklaşımı sağlıksız olacaktır. Mesela çocuğun bir isteğine izin verilmesi gibi bir konuda anne baba kendi arasında anlaşsa bile çocuk bir tarafı iyi diğer tarafı kötü gibi görecektir.

c- Tartışma konusu taraflardan birinin ciddi bir kusuru veya kabahati hakkında ise yine çocuk yanında konuşmak uygun olmaz. Çünkü çocuk hem annesine hem babasına saygı ve güvenini kaybetmek istemez. Bilhassa kızsa annesiyle, erkekse babasıyla kendini özdeşleştirir. Annesinin aşağılanması, kızın; babasının aşağılanması oğlan çocuğunun duygularında ciddi bir sarsıntıya sebep olur. O aşağılandıkça çocuk kendisini aşağılanmış hisseder. Bu da onun kimliğini kazanmasında sıkıntılı bir durum ortaya çıkarır.

Problem Çözme Sanatı

Çocukların yanında bu gibi endişe verici tartışmalar yapmak yanlıştır. Ancak pedagoglar bazı gündelik, basit sorunlar hakkındaki anlaşmazlıkları çocuklardan gizlemeyi uygun bulmuyorlar. Çünkü bu durum çocukların kendini önemsenmeyen biri gibi algılanmasına sebep olabilir. Halbuki bazı küçük meselelerde ailecek konuşup tartışıp ortak bir noktada birleşmek en doğrusudur. Böyle konularda çocukları da ailede bir fert olarak kabul edip fikrini söylemesine ortam oluşturmak gayet uygun olur.

Çocuğun fikir beyan edemeyeceği bir konu olsa bile anne babaların çocuk yanında konuşup tartışıp anlaşmazlıklarını çözümlemesinin faydaları vardır. Bu konuda Pedagog Adem Güneş şöyle diyor “Ailede çözümü kolay birtakım problemler yaşanıyorsa, çocuğun yanında halledilmeli ki, o da anne-babasının karşı karşıya kaldığı birtakım meseleleri nasıl çözdüklerinin şâhidi olsun. Anne-babasının problemleri nasıl çözdüğünü gören çocuklarda problem çözme yeteneği gelişmektedir.”

Bu konuda da dikkat edilmesi gereken hususlar var:

a- Bir konuda anlaşmazlık yaşandığı zaman tartışmanın aşırı büyüyüp gerilimin tırmanmamasına dikkat edilmelidir. Bunun için de eskiden beri çözümlenemeyen konuları gündeme getirip konuyu genişletmemeye, eski hataları başa kakamamaya özen göstermelidir. Karşımızdakinin görüşünü beğenmesek bile kişiliğini rencide edecek söz ve tavırlardan kaçınmalıdır. Sesimizin tonu, kullandığımız kelimeler daima sağduyumuzun kontrolü altında olmalıdır.

b- Anne babalar bir konuda anlaşmazlık yaşayınca işi inada dökmemelidir. Mümkün olduğu kadar olumlu olmaya çalışmalıdır. Yani karşıdakini haksız çıkarmak ve kendi dediğini ispatlamak noktasına kilitlenen kişiler anlaşmazlıklarını çözemez. Halbuki karşı tarafın haklı olduğu noktayı kabul etmek onu yumuşatır. Sonrasında karşılıklı birer adım atmakla çoğu zaman ortak noktada buluşulabilir. Böylece çocuklar da geçimli olmanın nasıl mümkün olabileceğini görürler.

c- Konu ne olursa olsun çocukları hakem olmaya zorlamamalıdır. Çocuklar hem anneye hem babaya muhtaç olduklarını bilirler ve onlardan birini seçmek zorunda bırakılmak istemezler. Hakem tayin edildikleri zaman fikirlerinin saygıyla karşılanmayacağını, kırgınlıkların oluşacağını bilmek çocuğu huzursuz eder.

Kavgalı, münakaşalı aile ortamı her ne olursa olsun çocuklar için rahatsız edicidir. Belki hiç anlaşmazlığın olmadığı aile ortamı mümkün değildir ama en azından tartışmayı uzatmamak, bir şekilde tatlıya bağlamak ve ailede huzur ortamını esas haline getirmek gerekir.

Çocuklar arada bir yaşanan ufak tefek sorunları tolere edebilirler. Hatta bu onların psikolojik açıdan daha dayanıklı olmalarını sağlar. Ama tartışmaların sık sık yaşanması, uzun sürmesi, evdeki atmosferin devamlı gergin olması çocuğun duygusal durumunda olumsuz tesirler yapar.

Bu sebeple ailelerin huzursuzluklarına çare bulmaları çok önemlidir. Elbette ilk akla gelen çare “Madem anlaşamıyoruz, ayrılalım. Çocuklar huzursuz ortamdan kurtulsun.”olmamalı…

Eğer nefislerdeki kibir ve inatçılık hastalığı tedavi edilirsel çözüm yolu kolaylıkla bulunacaktır.


Sayı : 23
Büyük Kapak