Anne Çocuk Arasında Sağlıklı Bağlanma

Sayı : 66 / Ağustos 2017, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Bir bebek dünyaya geldiği zaman son derece aciz ve muhtaç bir haldedir. Onun bütün ihtiyaçlarını giderecek bir anneye muhtaçtır. Cenab-ı Hak annelerde bebeğine karşı büyük bir sevgi ve bağlanma duygusu yaratmıştır. Doğum sancılarıyla birlikte annenin vücudunda annelik duygularının temeli olan oksitosin ve prolaktin gibi hormonlar salgılanır. Böylece anne günün her anında bebeğinin ihtiyaçlarını düşünür. Onu bırakıp bir yere gitmek zorunda kalsa aklı bebeğinde kalır. Geceleyin uykusunun en derin anında bile bir bebek ağlamasıyla hemen uyanır. Bebeğinin ağlama tonundan onun ihtiyacını sezer.

Annedeki bu duygular, bebeğin duygu gelişimi açısından çok önemlidir. Bir insan bebekliğinde annesinden böyle güçlü bir ilgi ve bağlılık görmemişse, ihmale uğramışsa, sert ve soğuk davranışlar görmüşse bu onun kişiliğinde önemli sorunlara sebep olmaktadır.
Son zamanlarda anne babadan küçük yaşta ayrılan veya kötü muamele gören ya da yetiştirme kurumlarında birçok bakıcı tarafından yetiştirilen çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, bebeklikteki bağlanma bozukluklarının uzun vadede ciddi psikolojik sonuçlar ortaya çıkardığını ortaya koymuştur.

Çünkü bir bebeğin, üç-dört yaşına kadar yaşantısında annesi ile yaşadığı bağlanma tecrübesinin, onun sonraki yıllarda diğer insanlarla olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir.

Bebeğine düşkün, şefkatli ve her zaman yanında olan bir anne, o kişinin ileride diğer insanlara güvenmesine, sağlıklı ilişkiler kurmasına ve kendini değerli hissetmesine yardımcı olmaktadır.

Tam tersi, annesiyle bağı kaygılı ve tutarsız olan çocuklar, yetişkinlik hayatlarında başka kişilere yaklaşmada tedirgin olur, duygularının karşılık bulamamasından endişelenir ve birçok zaman derin bağlar kurmaktan kaçınır.

Bilhassa derin duygular ve bağlanma gerektiren evlilik gibi hakiki ilişkilerden kaçmasına veya bu ilişkide soğuk ve uzak olmasına sebep olan en temel eksiklik, kişinin küçük yaştan itibaren bağlanma duygusunu sağlıklı bir şekilde yaşamamasıdır.

Yetiştirme yurtlarında veya kendi ailesinden başka aileye bakılması için verilmiş çocuklar, rastgele bir şekilde bağlanırlar. Sıkıntıda olduklarında ya da teselliye ihtiyaçları olduğunda etraflarında bulunan herhangi bir yetişkine yönelebilirler. Bu da ileride istismara uğramaları riskini beraberinde getirir.

Bağlanma problemleri kişinin duygu yapısını etkilediği gibi, hayattaki başarılarını da etkilemektedir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, annesi tarafında terk edilmiş veya bir bebeğin tahammül edebileceğinden daha uzun süre yalnız bırakılmış çocuklar, ilerleyen yaşlarda hayata ve insanlara karşı güvensiz, uyumsuz, agresif, söz dinlemek istemeyen, düzeni bozan kişiler olmaktadır.

Annesiyle sağlıklı bir bağlanma tecrübesi yaşayan çocuklar, kendilerini değerli hisseder, kendilerine güvenir ve eğitim ve iş hayatlarında kendilerini çeşitli alanlarda denemeye açık olurlar. Bu kişilerin sosyal ilişkileri daha kuvvetli olmakta ve düşüncelerini insanlarla paylaşmakta daha rahat davranabilmektedirler.

Sağlıklı Bağlanma Nasıl Olur?

Sağlıklı davranmanın en temel şartı, bebeğin kendisini güvende hissetmesidir. Bebek kendisini yalnız bırakılmış hissedecek şekilde uzun süre ihmal edilmemelidir.

Bir anne normalde bebeği ağlayınca hemen yanına gidip ilgilenme eğilimindedir. Ancak bazı durumlarda bu engellenir. Mesela zamanımızda en yaygın sebep, annenin kendini çalışmak zorunda hissetmesidir. Anne tam mesaili bir işte çalıştığı zaman bebeği bir bakıcıya veya kreşteki birçok bakıcılara bırakacaktır. Bu da bebeğin sağlıklı bağ kurmasını engeller.

Eğer anne mutlaka çalışmak zorundaysa en azından büyük anne gibi bebeğe şefkatle bakacak bir yakına bırakılmalıdır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda bakıcının iyi seçilmesi, sık sık değiştirilmemesi de bir başka çözümdür. Ama annenin çocuğunu iki yıl emzirerek kendisinin bakması idealdir. Emzirme annede annelik hormonlarının salgılanmasını artırır, bebeğini kucağına almasına onun yüzüne bakmasına, göz teması kurmasına vesile olur. Bunlar sağlıklı bağlanma için çok faydalıdır.

Annenin anneliği benimsemesi, bebek sahibi olduğu için mutlu olması, bebeğin baba tarafından da istenmesi ve annenin desteklenmesi önemlidir. Bebek sahibi olan bir anne ilgi görmeli, sevinci paylaşılmalı, destek bulabilmeli ve sorunları çözülmelidir. Böylece anne daha huzurlu hisseder ve bebeğine sevgiyle bakar.

Annelik hormonları annenin ev içinde huzur ve mutluluk hissetmesinden çok etkilenir. Annelik hormonlarının güçlü olması, devamlı alaka bekleyen, ihtiyaçları bitmeyen bu küçük yavrucağa sevgiyle bakabilmek için gereklidir.

Bazı aileler gelinlerini karın tokluğuna çalışan bir iş gücü gibi görür, ondan aşırı hizmet bekler. Hatta bebeğini bırakıp saatlerce tarlada çalışmasını bekler. Bu doğru değildir. Annenin aşırı yorgun ve gergin olması, ağlayan bebeğine sert davranmasına sebep olabilir.

Anne bebeğine severek bakmalı, kucağına alıp rahatça sevgi göstermelidir. Anadolu’da hala bazı evlerde aile büyüklerinin yanında çocuk sevmek ayıp sayılmaktadır. Oysa bu hiç de doğru değildir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem torunlarını öper severdi. Çocuklarına şefkatle sevgi göstermenin ayıplanacak hiçbir tarafı yoktur.

Eğer bunun ayıp olduğu düşünülüyorsa o halde annenin bebeğini rahatça sevip ilgilenebileceği bir özel alanı olması gerekir. İşin doğrusu her evli çiftin bir mahrem alanı olması, dinimizin kurallarına daha uygundur.

Anne gibi baba da bebeğini sevmelidir. Babanın bebeğe ilgi göstermesi, annenin annelikten keyif almasına yardımcı olur. Böylece anneliğin gerektirdiği fedakarlıkları sevgiyle yapabilir.

Anneliğin en uygun yaşta ve en uygun şartlarda yaşanması anneliğin kalitesini etkiler. Çok küçük yaşta anne olmak da, ileri yaşta anne olmak da anneliği zorlaştırır. Henüz gelişimini tamamlamamış bir anne, bebeği için geceleyin uyanmakta zorluk çeker. Bunun gibi hasta ve yorgun bir anne de bebeğin ihtiyaçlarını severek karşılamakta zorlanır.
Bebek ilgi istediğinde hatta ağladığında asla soğuk bir muamele görmemelidir. Bir bebek için ağlamak normal bir davranıştır. Bebeğin ağzı dili yoktur, ancak ağlayarak ihtiyaçlarını belli eder.

Kucağa alınmak, sevgi görmek, kendini güvende ve değerli hissetmek bir bebek için temel bir ihtiyaçtır. “Çocuğu her ağladığında kucağına alma, yoksa kucağa alışır, şımarık olur,” gibi sözler asla doğru değildir.

Bebek her ihtiyacı olduğunda annenin kucağına gidebileceğini, ihtiyaçlarının karşılanacağını, duygularının anlaşılacağını ve hoş karşılanacağını biliyorsa kendisini güvende hisseder.

Bebek ne için ağlıyorsa o durum anlaşılmalıdır. Mesela ağrısı, ateşi, yutkunma zorluğu, ihtiyacını giderme zorluğu vs. olabilir. Annenin bunları zamanında anlayabilecek kadar bebeğine zaman ayırabilmesi gerekir. Ayrıca anne bebeğini hekime götürmek istediğinde, tedavisi için gerekli şeyleri almak istediğinde destek bulabilmelidir. Bunları yüksünmeden, eziyet etmeden, güler yüzle yapmak gerekir.

Anne baba ve diğer akrabalar çocuğa sevgiyle bakmalıdır. Bebekten gözlerini kaçırmamalıdır. Araştırmalar bebeğe sevgiyle bakmanın, beynin sosyal davranışlarla ilgili bölümünün gelişmesinde en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştur.

Anneyle bebeğin sağlıklı bağ kurması için ailenin diğer fertleri de yardımcı olmalıdır. Mesela çocuğun fıtri davranışları sık sık azarlamaya ve kaş çatmaya sebep olmamalıdır. Bir bebek elbette merak ettiği her şeyi eline alıp incelemek ister. Her şeyi ağzına götürür. Eline geçen şeyleri ufalamak, yüksek bir yerden aşağı atmak, birbirine vurmak gibi birçok davranışlar fıtridir. Bunlar çocukların beynini geliştirmesine yardımcı olan tecrübelerdir.

Bu gibi doğal hareketler için çocuklar veya anneleri sık sık azarlanırsa her ikisi de kendilerini değersiz hisseder. Onun yerine çocuğun eline, oynamasında sakınca olmayan şeyler vermek ve yere örtü sermek daha uygun olacaktır.

Bağlanma Sorunu Nasıl Anlaşılır?

Bebekliğinde bağlanma sorunu yaşayan çocukların tipik davranışları vardır. Mesela böyle çocukların çoğunun katı bir mizacı olduğu, öfkeli ve yatıştırılması zor çocuklar olduğu görülmüştür. Bazılarının beslenme ve uyku alışkanlıklarının düzensiz olduğu bilinmektedir. Bu durum annenin çocuğuna davranışını daha da olumsuzlaştırır. Anne çocuğuna sert ve katı davranarak onu cezalandırmaya kalkar oysa çocuk zaten bu davranışlar yüzünden bu hale gelmiştir.

Genellikle bağlanma sorunu olan anneler, çocuğuna karşı ihmalkardır veya bakım yaparken bıkkın ve isteksizdirler. Bazen de bebeğe karşı davranışları, yaşına uygun olmayan bir şekilde zorlayıcı veya engelleyicidir. Mesela yemek yemesi için zorlamak veya oyun oynamasını engellemek gibi… Tüm bu davranışlar anne çocuk bağına zarar verir.

Çocuk mizaç olarak itaatkar ise bu durumda anneyi öfkelendirmemek adına her isteneni yapar. Ancak bu durumda da çocuğun kişiliği gelişmez. Bu tip çocuklarda da sosyalleşme bozukluğu görülür. Çocuk anne tarafından terk edilmekten korkar, yaşıtlarıyla ilgilenmez, annesiyle adeta yapışkan ve bağımlı bir ilişki geliştirir.

Bazı anneler çocuklarını korkutmak için, “Senin annen olmam. Çeker giderim, baban da bir üvey anne getirir, o zaman görürsün. Üvey anne seni döver,” gibi tehditler savururlar. Eğer ciddiye alırsa bu sözler çocuğun annesiyle ilişkisini güvenli bir ilişki olarak görmesine engel olabilir. Bilhassa çevrede başka anne babası ayrı çocuklar varsa çocuk onlar gibi kendi anne babasının da ayrılacağını düşünebilir ve korkar.


Sayı : 66
Büyük Kapak