Annesiyle Hanımı Arasında Kalan Erkekler

Sayı : 57 / Kasım 2016, Konu Başlığı : Saadethane

Evlilik her ne kadar iki kişi arasında bir ilişki olsa da çiftlerin yakınlarını da ilgilendirir. En azından evlenen bir kişi, yeni kurduğu yuva ve eşiyle olan münasebetiyle kendisini yetiştiren anne babasına karşı vazifeleri arasında bir denge kurmak zorundadır.

Bilhassa erkekler için bu dengeyi kurmak biraz zor olmaktadır.

Yeni evli erkeklerin ilk karşılaştığı problemlerden biri, eşleriyle anneleri arasındaki sorunlarda ne yapacağını bilememektir. Çünkü bu sorunlar çoğu zaman erkeklerin hiç anlam veremediği, saçma sapan sürtüşmelerdir. Zaten erkek beyni, kadınların endişe ve evhamlarını anlamaya pek müsait değildir. Hem genç bir erkek için asıl öncelik, üstlendiği geçim yükü gibi sorumluluklarını yerine getirmektir. İşinde yorulan, evinde biraz huzur bulmayı bekleyen erkekler, annelerinin sitemleri ve eşlerinin surat asmaları arasında bunalır kalırlar.

Daha önceki sayımızda gelin kayınvalide sorunları üzerine yazılar yayınlamıştık. Bu yazımızda ise iki kadının arasındaki çekişmelere ve devamlı suçlamalara maruz kalan erkeklere bir yol haritası sunmak istiyoruz.

Yeni evlenen bir erkek, annesinin kendisine karşı çok hassas duygular beslediğini fark eder ve onu üzmemeye çalışır. Bu sebeple de annesinin ona düşkünlük göstermesini, sık sık çağırmasını, devamlı bir arada olmak istemesini anlayışla karşılar. Ama bu sırada hanımı ise kocasıyla baş başa kalıp evliliğini rayına oturtmak istemektedir. Kayınvalidesine gitmemek için bahaneler üretir, ayak sürür. Kayınvalidesinin aşırı ilgisinden rahatsız olur, onu biraz evliliğinin dışında tutmak ister. Bu durum anneyi daha da fazla endişelendirir ve baskıyı artırmasına sebep olur.

Bu durumdaki erkekler, iki kadını birden memnun edemediklerini görür, ne yapacaklarını şaşırırlar. Birçok zaman da hem hanımlarını gitmeye zorlar, hem de o gerginlikle annelerine karşı soğuk tavır takınır, ikisini de memnun edemezler.

Bu durumda yapılması gereken şudur:

Unutmayın ki annenizle hanımınız arasında doğal bir bağ ve sorumluluk yoktur. Hanımınızın birden bire annenizi çok sevmesini bekleyemezsiniz. Bu sebeple onu suçlamayın. En güzeli eşinize seçenek sunun. Mesela “Annem yemek yapmış, bizi çağırıyor. Ben de geleceğime dair söz verdim. İstersen birlikte gidelim, istemiyorsan ben biraz annemi görüp geleyim.” Deyin.

Hanımınız annenizi çok sık ziyaret etmek zorunda değil ama sizin annenizi ziyaret etmenize engel olmaya da hakkı yok. Ya sizinle birlikte gelsin, aileye alışsın veya size mani olmasın. Bunu sertleşmeden, sakin ve makul bir üslupla söyleyin. “Sen de annene gitmiyor musun? Benim gitmem de sorun olmamalı öyleyse.” deyin.

Eğer eşinize seçme hakkı tanırsanız kendi tercihiyle gelecektir, çünkü sizin hayatınızdan dışlanmayı göze alamayacaktır. Eğer gelmek istemezse de bu fırsatı annenizle baş başa kalmak için değerlendirin. Böylece annenizin endişelerini gidermiş, hanımınıza da kararlılığınızı göstermiş olursunuz. Siz sakin ve duruma hakim olursanız herkes kendi sınırında durmayı öğrenir, sizin üzerinizde hakimiyet kurma kavgasından vazgeçer.

Korumacı Olmayın

İkinci bir sorun, bu iki kadının birbirini şikâyet etmesidir. Üstelik her ikisi de, “Benden yana ol,” beklentisi içindedir. Erkekler böyle durumlarda çoğu zaman her iki tarafı da kıracak şeyler söylerler. Çünkü kendilerince, bu iki kadını birbirinden korumaya çalışırlar. Oysa bu yanlıştır.

Unutmayın ki bu iki kadının sizin korumanıza ihtiyacı yok. Onlar birbirini dövecek değiller ya. Alt tarafı kadınsı vesveselerini, evhamlarını dile getiriyorlar. Hafife alın, büyütmeyin, onların da büyütmemesi için telkinde bulunun.

Çoğu zaman bu şikâyetlerin kaynağı, “niyet okuma” dediğimiz, “Bu hareketi şu kasıtla yaptı, bu niyetle böyle davrandı,” diye yorumlamalarıdır. Onların her birine rahatlatacak şeyler söyleyin ve gönüllerini alın.

Mesela eşinize:

“İnan ki senin zannettiğin gibi değil. Annem biraz şakacıdır, herkese öyle takılır.” Deyin.

Annenize:

“Bizim hanım biraz mesafeli, soğuk gibi görünür. Henüz misafir ağırlamakta biraz acemi olduğundan kendi kendine stres yapıyor, nasıl davrandığının farkında olmuyor.” deyin. Velev ki bu sözünüz tam doğru olmasa da, aile geçiminde masum yalanlar söylemek caizdir.

Her iki tarafın da birbirine karşı ön yargılarını aşmaları için biraz zaman verin. Bu hususta onlara korkularını haklı çıkaracak şekilde davranmayın. “Bak işte kayınvalidem yüzünden huzurumuz bozuldu.” Veya “Vah yazık verdiğim emeklere, oğlum karısının tarafını tutuyor,”dedirtmeyin.

Onların birbirlerinden gördüğü davranışlardan incinmelerinin sebebi çoğu zaman korku ve endişelerdir. Bir erkeğin ilk hedefi, bu endişeleri gidermek olmalıdır.

Eşinizle sakince konuşun ve ona şu güveni verin: “Annemle olan ilişkim ayrı, seninle olan evliliğim ayrı. Onun lafıyla sana kötü gözle bakacak değilim, senin için de ondan kopacak değilim.”

Annenizi de sık sık arayıp sorarak, hatırını alarak rahatlatın. Annenizle olan ilişkinizi hanımınızın üstüne yıkmayın. Bu sizin sorumluluğunuz, onun dünyaya getirdiği, bakıp büyüttüğü kişi sizsiniz.

Birlikte Oturmak Gerekiyorsa…

Bir erkeğin asıl en büyük sıkıntısı, annesi yaşlanıp bakıma muhtaç duruma düştüğünde veya yalnız başına kalamayacak durumu olduğunda başlar. Elbette bir kayınvalide için de geliniyle aynı evde yaşamak çok istenen bir durum değildir. Her kadın, kendi evinin hanımı olmak ister. Başka birinin evinde sığıntı gibi yaşamak zordur.

Gelin için ise kayınvalidesiyle aynı evde yaşamak, sürekli bir arada zaman geçirmek çok daha zordur. Kayınvalide küçük bir çocuk değildir. Hiçbir kadın, kocasıyla her türlü mahremini paylaştığı özel alanında üçüncü bir şahsın bulunmasını ve iyi kötü her şeye şahit olmasını istemez. Çünkü çoğu gelin, kayınvalidesinin aile sırlarını saklayacağından, ilk fırsatta önüne gelene anlatmayacağından hiç de emin değildir.

Üstelik kayınvalidelerin bir kısmı şahit olduğu hadiselerde oğluyla gelinin arasına girmeyecek veya girerse adaletle ve merhametle hükmedecek olgunlukta değildir. Hiçbir şey demese bile oğluyla gelininin arasında bir geçimsizlik olmasından keyiflendiğini belli etmesi, gelinin ondan nefret etmesi için yeterlidir.

İtiraf edelim ki, erkeklerin çoğu annelerinin yanında tuhaflaşır, adeta onlara ‘ne kadar kazak erkek olduklarını’ ispat etmeye çalışırlar. Veya hanımına iyi davranırsa annesinin canının sıkılacağını tahmin eden bir erkek, eşine karşı soğuk davranır. Bir hanım da kocasındaki bu huy değişikliğinin kaynağını çok iyi bildiği için kayınvalidesini evde istemez.

Kötü geleneklerimiz yüzünden çoğu gelinle kayınvalidenin arasında üstü örtülü bir husumet vardır. Yıllarca kötü davranışlara maruz kalan gelinler, tam da kayınvalidelerinin onlara muhtaç olduğu bu dönemde ‘artık çekecek gücünün kalmadığını söyleyerek’ onu evde istemezler. Günümüzde bu problemler çok yaygınlaşmıştır.

Erkekler bu sorunları çözmede bazı temel prensipleri göz önünde bulundurmalıdır. Esasen evli çiftlerin özel hayat mahremiyetine sahip olmaya hakkı vardır. Mümkün olduğu kadar anne için yakın bir adreste küçük bir ev tutmayı, sık sık ilgilenmeyi tercih etmelidir. Bu anne için de, eş için de daha uygundur.

Ancak maddi şartlar elvermiyorsa veya anne yalnız kalamayacak durumda ise o zaman erkekler annelerini yanlarına almalıdırlar. Allah-u Zülcelâl, erkek olsun kız olsun, bütün evlatlara, anne hakkına riayet edilmesini emretmiştir. Bu hususta kardeşlerin mümkün olduğu kadar işbirliği yapmaları ve birbirlerine bu vazifeyi kolaylaştırmaları gerekir. Ancak annenin kalacak yeri yoksa vazife öncelikle erkek evlada düşer. Bir annenin damadının yanında sığıntı olması, - erkek evladının olmaması gibi bir zaruret olmadıkça- uygun değildir.

Hâkim, Müstedrek’inde Hz. Âişe-i Sıddıka validemizden rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

“Kadının üzerinde en büyük hak sahibi olan kocasıdır. Erkeğin üzerinde en büyük hak sahibi olan da annesidir.”

Bir kadın, kocasının kendi annesine karşı evlatlık vazifesini yapmasına mani olamaz. Ancak erkeklerin de hanımlarına, bunu baskıyla değil de, nezaketle söylemeleri uygun olur. Bir erkek hanımına:

“Anneme bakmak benim görevim ama malum ailemin geçimi için çalışmak zorundayım. Bunu kendi başıma yapamayacağıma göre senin yardımına ve anlayışına ihtiyacım var. Eğer bu vazifemde bana yardımcı olursan sana dua ederim,” diye nazikçe ve gönül alıcı bir şekilde ricada bulunurlarsa, onlara düşen de bu hususta kocalarını razı etmektir.

Erkekler bu nefse zor gelen vazifede eşlerine karşı anlayışlı olmalı, rencide edici davranışlardan kaçınmalıdırlar. Nefse zor gelen bu vazifede elinden geldiği kadar gayret gösteren bir hanımı takdir etmeli, ufak tefek problemler olursa büyütmemelidir.

Annenizin Asıl İhtiyacı İlgi

Yaşlı bir insanın bir sürü derdi ve rahatsızlığı vardır. Hastadır, her yeri ağrıyordur, sevdiklerinin birçoğunu kaybetmiştir, perhiz yapmak zorundadır, işlerini kendi başına yapamamaktadır, kısacası hayattan keyif alacağı her şeyi kaybetmiştir. Bu sebeple yaşlıların biraz huysuz ve karamsar olmaları, olur olmaz şeyleri kafaya takmaları anlayışla karşılanmalıdır. Bu huzursuz hali sebebiyle gelinini yerli yersiz suçluyorsa, aşırı alınganlık gösteriyorsa bu durum sabırla karşılanmalıdır. Erkekler de annesinin bir sözüyle ortalığı kasıp kavurmamalı, sakince durumu anlamaya çalışmalıdır.

Çoğu zaman erkekler, annelerinin hep aynı şeyleri anlatıp durmasından usanır, lafını bile dinlemezler. Anne oğlundan alaka beklerken onun gözü cep telefonunda veya televizyon ekranındadır. Anneler hissi yapıları sebebiyle bu durumdan gelinlerini sorumlu tutarlar. Oysa oğulları büyük ihtimalle hanımlarını ve çocuklarını da pek dinlemiyor, halleriyle ilgilenmiyordur.

Kayınvalideyle oturmak zaten nefse zor gelen bir iyiliktir, bir de geleneksel baskılar onu daha da zorlaştırmaktadır. Çoğu zaman erkekler, annelerini asıl memnun edecek hareket, onunla alakadar olmak ve halini hatırını sormak iken bunu yapmazlar da, gereksiz yere “Anneme iyi bakmıyorsun,” diye hanımlarını azarlarlar. Böylece hanımları için zor olan durumu daha da zorlaştırırlar.

Erkekler, hayattaki tek görevleri para kazanmakmış gibi davranmamalı, sevap kazanma fırsatlarını kaçırmamalıdır. Ailelerindeki kişilerin tek ihtiyacı para değildir, biraz da ilgi ve sevgi isterler. Bunu unutmamalı, herkese biraz zaman ayırmaya çalışmalıdırlar.


Sayı : 57
Büyük Kapak