Aradığınız Kişiye Ulaşılamıyor!

Yazar : Emre Uyar
Sayı : 33 / Kasım 2014, Konu Başlığı : Delikanlıca

Hayriye hanım, bir eliyle diğer kolunun bileğini ovuşturarak, hastalığını tarif etmeye çalışıyordu:

- Parmaklarım elektrikleniyor gibi oluyor. Koluma doğru yayılan bir ağrı hissediyorum. Uyuşukluk ve güçsüzlük de oluyor. Hatta elimden bardağı düşürüyorum…

Bunları söylerken bir gelini Ayşenur’a bir oğlu Muammer’e baktı. Ayşenur kayınvalidesini acıyan gözlerle izlerken Muammer ise annesinin yüzüne bakmadan başını sallayıp, “Hı, hı” diyordu. Hayriye Hanım oğluna göz ucuyla bakarken:

- Gençliğinizin kıymetini bilin, ihtiyarlık zormuş… Biz gençken büyüklerimiz hep derlerdi de, anlamazdık.

Ayşenur gülümseyerek:

- Siz yine eski topraksınız anneciğim, biz şimdiden hastayız. Muammer de ensesindeki ağrılar için doktora başvurdu, boyun kireçlenmesi varmış.

Hayriye hanım bu fırsatı bulmuşken oğluna takılmadan edemedi:

- Eh başını cep telefonunda kaldırdığı yok ki. Tabi boynu da kireçlenir, omuzu da kireçlenir!

Ayşenur, kayınvalidesinden destek bulmuşken biraz kocasını şikayet etti:

- Ah anneciğim, evde de bilgisayar başında, aynen böyle. Bütün akşam sırtını seyrediyorum. Ne varsa bunda… Akşamları kendisiyle bir şey konuşamadığım için söyleyeceklerimi mesaj atıyorum. Artık telefonla konuşmayı bile unuttuk, çünkü söylediklerimi hemen unutuyor. O kadar dikkati dağınık, o kadar unutkan ki... Yazıyorum ki, neydi diye açıp baksın, hatırlasın.

Muammer başını cep telefonundan kaldırmadan güldü. Hayriye hanım gelinine sokulup:

- Niye güldü? Bizim dediğimize mi yoksa o baktığı şeye mi?

Ayşenur omzunu silkti:

- Ne bileyim anneciğim? Şu an kendisi aramızda mı, değil mi, bilmiyorum ki... Galiba “aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.”

Muammer cep telefonundan başını kaldırıp:

- O kadar da değil canım. Sizin sözlerinize gülüyorum tabi ki… Aslında ben internetten annemin hastalığını araştırıyordum. Eğer doğru anladıysam karpal tünel sendromu olabilir. Yani bilekteki kaslar sinire baskı yapıyor, parmaklara giden sinirleri sıkıştırıyor…

Daha çok, dikiş nakış gibi işlerde yoğun çalışan kişilerde oluyormuş ki, bu anneme uyuyor. Ameliyatla tedavisi varmış. Ameliyat olmak istemezsen ağrıyı tetikleyen hareketlerden kaçınacaksın. Yani artık el işleri yok…

- Benim hastalığımı mı araştırıyordun? Ben de oğlum evime geldi de, yüzüme bakmıyor diye güceniyordum. Bunları cep telefonundan mı öğrendin?

- Evet, internete girdim… Artık bilgiye her yerde erişebiliyorsun, fena mı? İnternet düşmanlarına duyurulur!

Muammer bu sözü, kendisini çekiştiren hanımına takılmak için söylemişti. Göz ucuyla ona muzip bir bakış fırlattı. Ayşenur da mesajı almıştı, lafın altında kalmadı:

- Bilgi her şey değildir. İnsan gerçek hayata da zaman ayırmalı. Arada bir etrafındaki insanların yüzüne bakmalı!

Hayriye hanım hem karı koca tartışmasına mani olmak, hem de hazır oğlunu bulmuşken meseleyi halletmek istedi:

- Oğlum, şimdi internetten randevu alınıyormuş ya, sana zahmet bana alıversen ya…

Muammer:

-Tabi anneciğim, vatandaşlık numaranızı söyle, yeter… Hayriye hanım nüfus kağıdını getirmeye giderken Ali Rıza Bey oğlunun yanına sokuldu:

- Dur, ben de bir bakayım, nasıl alınıyor. Benim becerebileceğim bir şey ise öğreneyim. İnternet kafelerden kendim alırım.

- Tabi, babacığım çok kolay. Bak şimdi, zaten seni yönlendiriyor. Çocuklar bile öğreniyor. Aslında eve internet bağlatıp bir de bilgisayar alsanız. Hem canınız sıkılmaz, hem de daha kolay iletişim kurarız. Hatta bir kamera alsak, karşılıklı konuşuruz bile.

Bu fikir Hayriye hanımı çok heyecanlandırmıştı:

- Ay ne iyi olur! Değil mi bey!

- Yok oğlum, istemem. O kadarını boş ver! Ben ahir ömrümde zamanımı buna harcayamam. Namazım var, Kuranım var...

- İnternette de Kur’an-ı Kerim videoları var, sohbetler var, açar dinlersiniz, ne güzel. Aklına takılan konuları araştırabilirsin. Bilgi paylaşan siteler var.

- İstemem oğlum. Hangisi doğru, hangisi yanlış nereden bileceğim? Onu da ayırt etmek için ilim lazım. Şimdiden sonra onlarla mı uğraşacağım? Ben bildiğim kadarıyla amel ederim daha iyi…

Hayriye hanım kocasına surat asarak söylendi:

- Canım niye her şeye karşı çıkıyorsun ki? Bak çocuk ne diyor…

- Hanım, Nasrettin hocaya keçi boynuzu ikram etmişler. Demiş ki, “Bir dirhem bal için bir çeki odun çiğneyemem!” Ben de öyle diyorum, az bir fayda için bir sürü zarara katlanamam. Kitaplarım bana yeter. Bana şimdiden sonra kuru lakırdı lazım değil, amel lazım… Zaten ömrümün sonuna gelmişim. Benim her dakikam değerli.

Babasının sözleri üzerine Muammer Bey içini çekerek:

-İşte o konuda haklısın baba. İnternet çok zaman harcatıyor insana… Vaktin farkında olmuyorsun. Çoğu zaman da faydasız havadisler, bizi ilgilendirmeyen dedikodular ömrümüzü tüketiyor. Her ne kadar faydalı şeyler de olsa da nefis daha çok eğlendirici meşgalelere meylediyor. Benim de artık buna bir ölçü koymam lazım… Şöyle bir bakıyorum da, ibadet hayatıma da, aile hayatıma da zararı dokunuyor. Dedi.

Hanımı Ayşenur, onun bu sözlerine hayret etmişti.

- Gerçekten mi? Sen mi söylüyorsun bunları? Muammer:

- Bağımlılığa doğru gittiğimin ben de farkındayım. Merak etme, azaltacağım inşaallah, dedi.


Sayı : 33
Büyük Kapak