Ayran Gönüllü!

Yazar : Emre Uyar
Sayı : 30 / Ağustos 2014, Konu Başlığı : Delikanlıca

Fatma Hanım, suratı asık bir şekilde evin içinde gidip geliyor, oğlu Metin ise süt dökmüş kedi gibi oturuyordu. Mehmet Ali Bey ise fırtına öncesi sessizliğin ne kadar süreceğini tahmin etmeye çalışıyordu. Bir ara metin cep telefonuna baktı, başparmağıyla tuşları tıkladı, tıkladı. Ardından yerinden doğruldu. Annesi oğlunun yolunu kesercesine karşısına geçip:

-Şimdi onunla görüşmeye mi gidiyorsun? Yazıklar olsun sana! Dedi. Metin annesinin tepkisine şaşırmış bir yüz ifadesiyle:

- Anne! Neden bu kadar büyütüyorsun ki?

- Büyütüyorum öyle mi? Oğlum bu iş çocuk oyuncağı mı? Bize danışmadan “Nişanlanıyoruz!” dedin. “Acele karar verme, iyi düşün” dedik, dinlemedin. Sonra birden geldin, “Nişandan ayrılıyoruz” dedin. Yine bizi hiç dinlemedin. Şimdi de “Tekrar görüşeceğiz,
bakacağız,” diyorsun. Ben ele güne karşı ne diyeceğim? Herkes diyecek ki “Bu gelin iyiydi de niye ayrıldılar? Kötüyse niye geri aldılar?”

- Bana ne el âlemden ya… Bu benim hayatım!

- Öyle deme oğlum. Böyle şeyler insan için itibar kaynağıdır. Herkes senin için ayran gönüllü, dengesiz, ne yaptığı belli değil, mi desin? Senin için önemli değilse benim için önemli… Ah ah, hep seni o kızla tanıştıran arkadaşların yüzünden. Sen eskiden böyle değildin!

Fatma Hanım hışımla çekip gitmişti. Metin arkasından bir süre bakakaldı ve sonra adeta yığılır gibi koltuğa geri oturdu.

Mehmet Ali Bey yavaşça kalkıp oğlunun yanına geldi. Her zaman yaptığı gibi elini dostça oğlunun omzuna koydu:

- Oğlum, ben annen gibi, “El âleme ne diyeceğiz” derdinde değilim. Ama bu olaylara bakınca görüyorum ki, siz, ya henüz evlenecek olgunluğa erişmemişsiniz ya da birbirinize uygun değilsiniz. Böyle çalkantılı başlayan bir nişanlılığın üzerine sağlam bir yuva kurulmasını beklemiyorum. Bu yüzden iyi düşün. Yıllar sonra, “Ah keşke o zaman bitirseymişim, bir daha denemeyi düşünmeseymişim” diyeceksen bu kararından cayma… Çünkü boşanma bir erkeğe çok ağır bedellere mal oluyor.

Metin bu müşfik sözler karşısında biraz cesaretini toplamıştı.

- Baba, ben sizi anlıyorum. Gerçekten de çok acemice hareket ettim. Size hiç fikrinizi danışmadım, hata bende biliyorum. Ama bu hatamın bedelini şimdi suçsuz birine mi ödeteyim? Düşünüyorum, ben Merve’ye karşı da hatalı davrandım. Bu pişmanlık acısıyla bir başkasıyla evlenemeyeceğimi düşünüyorum. Bu yüzden onunla tekrar görüşmeden karar vermek istemiyorum. Annem niye bu işi bu kadar büyütüyor, anlamadım.

Mehmet Ali Bey, hafifçe gülümsedi ve ardından oğluna daha da sokuldu. Sanki bir sır verir gibi sesini alçaltarak konuşmaya başladı:

- Bak oğlum, şimdiye kadar seninle bu konuları erkek erkeğe hiç konuşmadık. Bu yüzden ben de biraz hatalıyım. Biz seni Allah’tan korkan bir genç olarak yetiştirmeye çalıştık. Sen bu yaşına kadar kızlarla gezip tozan, gönül eğlendiren biri değildin. Bu yüzden de vicdanın kararmamış, sorumlu davranıyorsun. Bu kızı üzmek ve ortada bırakmak istemiyorsun. Bu güzel bir şey; ben de böyle olmasını isterim. Ama bu kızı ne kadar tanıyorsun? Ben tanımadığım için hiçbir şey diyemiyorum. Sadece şunu söyleyeyim, bazı kadınlar histerik olurlar. Yani hep ilgi üzerlerinde olsun isterler. İnişli çıkışlı duygularını silah gibi kullanırlar. Hem sorumlu ve tutarlı davranmazlar, hem de eğer beni terk edersen kendimi öldürürüm gibi şeyler söylerler. Şimdi, eğer bu kız, öyle biriyse, böyleleriyle hayat çekilmez, sana söyleyeyim.

- Yok, baba öyle değil. Merve akıllı ve sorumlu bir kız aslında. Birçok yönden aradığım özelliklere sahip. Hem annem ön yargılı davranıyor, arkadaşlarım tanıştırdı diye… Ama arkadaşlarım beni tanıyan, hassasiyetlerimi bilen, inançlı kişiler. Bu kız sana uygun diyerek tanıştırdılar. Merve inançlı, şuurlu, dini konularda hassas… Sadece biraz serbest yetiştirilmiş. Ben de biraz kıskanç davrandım. Kavga ederken kendime hâkim olamadım, ileri gittim. İşin buraya varacağını düşünemedim. İşte bu yüzden pişmanım.

- Hım… Anlattıklarından tam olarak bir şey anlamadım. Yani ne kadar serbest yetişmiş? Çünkü “Evlilikle beraber özgürlükler yarıya iner, sorumluluklar iki kat artar” demişler. Bunun şuurunda olmayan biriyle yaşamak zor olur.

- İşte ben de o yüzden panikledim. Aşırı tepki gösterdim.

- Aşırı mı, değil mi, anlarız. Önce sen her şeyi baştan bir anlat bakalım. Böyle bir konuda büyüklerine danışmadan karar vereceksen hangi konuda istişare edeceksin? Danışmak, başkalarına pahalıya mal olan tecrübeleri bedavaya almak demektir. Neden kaçıyorsunuz ki danışmaktan…

- Haklısın baba… İşin doğrusu ben baştan beri hatalıydım. Hem eğer Merve’yi annemle tanıştırıp onayını alsam her şey daha iyi olurdu. Merve de bizim bir aile geleneğimiz olduğunu kavrardı, ona göre davranırdı.

- Tabi ya. Sen bizi ne kadar sayarsan çevrenden de o kadar saygı görürsün. Bizim fikrimizi almakla desteğimizi de almış olursun. Tabi, annene hiç aldırış etmediğin için bu işe başından beri biraz kırgınlıkla baktı. Sen şimdi bir anlat bakalım bu kızı… Dur bir dakika, annen de gelsin. Fatma Hanım! Gel bakalım, Metin’in sana danışmak istediği bir konu var!


Sayı : 30
Büyük Kapak