Başkaları Ne Diyecek?

Sayı : 49 / Mart 2016, Konu Başlığı : Masal Annesi

Bir zamanlar köyde yaşayan yoksul bir adam vardı. Adamın bir eşeği vardı. Sırtına odun, kuru ot gibi bir şeyler yükleyerek pazara götürür, satardı. Kazandığı parayla da ihtiyaç maddelerini alırdı.

Bir gün bazı işleri için kasabaya inmeye karar verdi. Oğluna seslendi:

- Oğlum, gel seninle birlikte kasabaya gidelim. Hem sen de biraz gezmiş olursun.

Oğlu buna çok sevindi. Hemen birlikte yola çıktılar. Adam oğlunun henüz küçük olduğunu, o kadar uzun yola dayanamayacağını düşündü. Bu yüzden oğlunu eşeğe bindirdi, kendisi yaya yürümeye başladı.

Bir zaman böyle gitmişlerdi ki, iki yolcuyla karşılaştılar. Yolcular onlara şöyle bir bakıp geçti. Tam geçip giderken biri diğerine:

- Ne günlere kaldık? Çocuk eşeğin sırtına kurulmuş, rahatça gidiyor, babası ihtiyar haliyle yürüyor. Bu gençlerde de hiç terbiye kalmadı!

Adam bunu duyunca üzüldü.

“Demek bu şekilde gidersek herkes oğlumu, büyüklerine saygısız biri olarak görecek. Beni de oğlunu terbiye etmekten aciz bir baba diye kınayacaklar,” dedi. Oğluna:

- Oğlum, böyle olmayacak. En iyisi sen in de ben bineyim, dedi. Oğlu:

- Peki babacığım, deyip indi.

Adam eşeğin sırtına oturdu ve eşeğin yularını oğlunun eline verdi. Böylece bir süre gittikten sonra başka bir yolcu grubuyla karşılaştılar. Gruptan bazıları ona ters ters baktı, yanında geçip gitti. İçlerinden biri de:

- Ne vicdansız adam ya! Kendisi eşeğe binmiş, küçücük çocuğu bu sıcakta yaya yürütüyor. Diye söylendi.

Adam bu sözü duyunca yine çok üzüldü.

“Anlaşılan yola böyle devam edersek herkes beni oğluna karşı merhametsiz bir baba olarak görecek.” Dedi. Ardından oğluna seslendi:

- Oğlum böyle de olmadı. Gel en iyisi sen benim arkama geç, ikimiz de binelim. Rahatça gidelim, dedi.

Oğlu,

- Peki, babacığım, dedi ve babasının terkisine geçti.

Böylece biraz daha gittiler. Bu sefer karşı taraftan genç bir adam geliyordu. Adam onlara baktı baktı, başını iki yana salladı. Adam merak etmişti:

- Hayırdır, neden öyle başını sallıyorsun?

- Yahu, sizde hiç merhamet yok mu? Bu zavallı hayvancağızın sırtına iki kişi birden binmişsiniz. Yazık hayvana, bu sıcakta kan ter içinde kalmış.

Adamcağız diyecek bir şey bulamadı.

“Hay Allah yine olmadı! Bu sefer de herkes beni hayvanlara karşı merhameti olmayan, gaddar bir hayvan sahibi olarak görecek.”

Adam şaşırmıştı, ne yapacaktı şimdi? Düşündü ve tek çare geldi aklına;

- Oğlum gel, en iyisi ikimiz de inelim. Ne olacak zaten yolun çoğu gitti azı kaldı. Yürüyüveririz artık.

Oğlu yine,

- Peki babacığım, dedi ve ikisi de eşekten indiler. Eşeğin sırtı boş ve kendileri de yaya olarak bir süre yürüdüler. Derken kasabaya vardılar.

Kasabanın girişinde bazı kadınlar evlerinin penceresinden birbirleriyle sohbet diyorlardı. Adamla oğlunu görünce, kadınlardan biri diğerine seslendi:

- Ay şu akılsız köylüye de bak! Eşekleri yanlarında bom boş giderken kendileri yaya yürüyorlar!

Adam canı sıkkın bir şekilde oğluna döndü:

- Gördün değil mi oğlum? İnsanların sözüyle hareket edersen doğruyu bulamazsın. Herkes kendi görüşüne göre sende bir hata bulur. Oğlu da babasına şu cevabı verdi:

- Öyleyse en iyisi, doğru olan neyse onu yapmak, kimsenin de ne dediğine de aldırmamak!

Adam oğlunun cevabını beğenmişti.

- Haklısın evlat dedi.

Adam kasabadaki işlerini bitirince eşeğin sırtına sırayla binerek evlerine döndüler.


Sayı : 49
Büyük Kapak