Bal Arılarının Mucizevi Özellikleri

Sayı : 31 / Eylül 2014, Konu Başlığı : Bunları Biliyor musunuz ?

Bal arılarının hayatı ve başardıkları işler, Allah'ın yarattığı mahlukatta sergilediği mucizelerdendir. Gerçekten de bu küçücük canlıların fevkalade özellikleri vardır.

Arılar, on binlerce arıdan oluşan koloniler halinde yaşarlar. Bu kadar kalabalık olmalarına rağmen kovandaki arıların her biri kendine düşen vazifeyi mükemmel bir surette yapar. Arıların arasındaki kusursuz iş bölümü ve disiplin sayesinde, kovandaki işler aksama olmadan ve hiçbir kargaşa çıkmadan yerine getirilir.

Bir arı kolonisinde sadece bir kraliçe arı vardır. Bütün yavruların annesi aynıdır. Kraliçe arı, işçi arılar tarafından balmumu ile hazırlanan hücreleri tek tek kontrol eder. Temiz ve uygun ise yumurtasını bırakır. Kraliçe arının tek işi bu değildir, aynı zamanda vücudundan salgıladığı koku ile işçi arıları birlik içinde yönetir.

Allah-u Zülcelâl Kraliçe arıyı on binlerce işçi arıyı yönetecek şekilde donanımlı yaratmıştır. Bilim adamlarının tespit ettiğine göre kraliçe arının vücudunda, radara benzer bir sistem vardır. Bu sistem sayesinde kraliçe arı kovandaki bütün arıların titreşimlerini hisseder ve ne yaptıklarından haberi olur. Ayrıca kovana saldırı olursa bunu fark eder, muhafız birliğini uyarır.

Kraliçe arı, işçilerini ve askerlerini yönetmek için salgıladığı bir hormonu kullanır. Kraliçenin alt çene bezlerinden çıkan ve sütü andıran bir salgı, aynı kolonideki arıların birbirini tanımasını sağlayan bir kokuya sahiptir. Kovandaki disiplini sağlayan bu maddedir.

Kraliçe arı, her gün kovandaki arıların tümüne yetecek kadar salgı üreterek bunu kovan içindeki bütün arılara yayar. Eğer kraliçenin yaydığı koku yeterli olmazsa ya kraliçenin yaşlandığı veya kovanın çok kalabalıklaştığı anlaşılır. Bu durumda işçi arılar hemen yeni kraliçe arılar yetiştirirler.

Arılardaki Üstün Ahlak Özellikleri

Arıların sosyal düzeni gerçekten de mucizevi özelliklere sahiptir. Kovanda petek örme, yiyecek toplama, arı sütü üretme, yavruları besleme, kovan ısısını düzenleme, temizlik, savunma gibi bir sürü farklı iş aynı anda kusursuz bir şekilde yapılmaktadır.

Bütün bunlar arıların kendinden çok toplumu düşünmesi, gerekirse kendi hayatını koloninin hayatı için feda etmesi sayesinde gerçekleşir. Mesela muhafız arılar kovana yapılan bir saldırı karşısında düşmanına iğnesini saplarken kendi hayatını feda eder. Yine işçi arılar çiçeklerden polen ve nektar taşımak için kilometrelerce yol boyunca kanat çırparlar. Bu sırada birçoğu hayatını kaybeder. Ancak onların hiçbiri kendi hayatını düşünmez, toplum için kendilerini feda ederler.

Bir arı, yumurtasından çıktığı andan itibaren ne yapması gerektiğini kimse öğretmediği halde bilir. Arılara ne yapmaları gerektiği vücutlarında salgılanan maddeler eşliğinde ilham edilir.

Mesela arılar hayatlarının altıncı gününde “dadı arı” olarak vazife yaparlar. Dadı arıların kafalarındaki bir çift bezden "arı sütü" adı verilen bir sıvı salgılanır. Dadı arılar bu sıvı ile yumurtadan yeni çıkmış larvaları üç gün boyunca beslerler. Üç günden sonra larvaların gıdası, polen ve balı karıştırarak yaptıkları 'arı ekmeği' adı verilen besindir. Dadı arılar on binlerce kardeşlerini, hiçbirini ihmal etmeden ve birbiriyle karıştırmadan, yaşına uygun bir şekilde beslerler.

Larva yedi günlük olunca yemek vermeyi bırakır, hücrenin ağzını mumdan yapılmış, hafif kubbeli bir kapak ile tamamen kapatırlar. Bu sırada larvanın vücudu da kendi salgıladığı bir madde ile etrafına koza örer. Bu koza içinde kurtçuk görünümündeki larva kanatlı bir arı haline gelir.

Kozasından ilk çıktığında arının vücudu ıslaktır ve tüyleri birbirine yapışıktır. Kendisine hiçbir öğreten olmadığı halde hemen temizliğe girişen arı, hem kendi vücudunu hem de içinde büyüdüğü odayı temizler. Böylece içinden çıktığı odayı yeni bir kardeşi için hazır halde bırakır.

Arılar çok temiz hayvanlardır. Kovanlarını kirletmezler, dışkılama ihtiyaçlarını kovan dışında giderirler. Kovana giren her şeyin temiz olmasına dikkat ederler. İşi biten petek kapakçıklarını, kovan içinde ölmüş olan arıların veya saldırgan hayvanların cesetlerini kovanın çıkışına sürükler uçarak uzağa atarlar. Eğer kovan içinde bulunan şey taşıyamayacakları bir şeyse onu da, reçineye benzer, antibakteriyel bir maddeyle sıvayarak hijyeni sağlarlar.

Arıların kapkaranlık bir ortam olan kovanın içinde düzgün altıgen petek örebilmeleri de mucizevi bir özelliktir. Arıların bunu manyetik alanı algılama yetenekleri sayesinde yaptığı anlaşılmıştır.

Arılar çok çalışkandırlar. Yarım kilo bal için yirmi bin arı, on milyon çiçeği dolaşır. Kovan dışında çiçek özü aramakla görevli bir arı, ihtiyaçlarına uygun bir çiçek tarlası bulunca hemen kovana döner, vücudunu titreştirip bazı hareketler yaparak çiçeğin uzaklığını ve konumunu tarif eder. Bir bilim adamı diyor ki, “En gelişmiş bilgisayar, saniyede 16 milyar işlem yaparken, bir arı beyni saniyede 10 trilyon işlem yapabiliyor.”

Bal arılarının sosyal düzeni birçok bilim adamını hayrete düşürmüştür. Mesela bal arıları, yerleşmek için yeni kovan seçmek gerektiğinde kendi aralarında istişare ederler.

Arıların gerek yavru arılar için gerekse balın niteliği için kovanın sıcaklığını ve nemini ayarlamaları gerekir. Eğer kovan yeterince havalandırılmazsa bal ekşiyecek, alkol oluşacaktır. Oysa arılar Yeşilaycıdır. Eğer işçi arılardan bazısı, bir yerlerden ekşimiş meyve yiyerek sarhoş olurlarsa hemen kovandan atılırlar!

Arılar kovanın havalandırılması, sıcaklığının dengeli tutulması için kanatlarını pervane gibi çırparlar. Böylece balın kıvamını doğru olarak ayarlarlar. Bal ise başlı başına bir mucizedir.

“Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl, 68-69)


Sayı : 31
Büyük Kapak