Batıda Irkçılık Tehlikesi

Sayı : 61 / Mart 2017, Konu Başlığı : Medya Gündem

Son zamanlarda Avrupa ve ABD’de ırkçı ve İslam düşmanı söylemlere sahip politikacıların seçim başarısı kazanması, Haçlı ruhunu hortlattı.

İstatistiklere göre Avrupa’da yaşayan her üç müslüman göçmenden biri çeşitli mağduriyetler ve hakaretlere maruz kaldığını bildiriyor. Camilere, vakıf ve derneklere düzenlenen saldırılarda istatistiki bir artış görülüyor.

Batı aleminde ırkçı söylemlere sahip politikacıların seçim kazanması, halk arasında yabancı düşmanlığının taban bulduğunu gösteriyor. Nitekim İngiltere’de de Avrupa birliğinden ayrılma kararının oylandığı seçim kampanyalarında yabancı ve bilhassa müslüman mülteci düşmanlığı sıkça dile getirilmişti.

Almanya ve Hollanda da Avrupada yabancı düşmanlığının en fanatik söylem ve eylemlere yol açtığı ülkeler arasında. Mesela Hollanda’da ırkçı söylemlere sahip PVV partisi iktidar ortağı. Pertinin genel başkanı Geert Wilders bütün olumsuzluklardan İslamiyet’i, Müslümanları ve Müslüman kökenli göçmen grupları ve genel olarak her türlü yabancı azınlıkları sorumlu tutma eğilimine sahip. Çok kültürlülük ve göçmen hakları konusunda olumsuz görüşlere sahip bu politikacıların meydana getirdiği ırkçılık temayülü, müslüman göçmenlere karşı şiddet ve cinayetleri cesaretlendiriyor.

Hollanda polisinin müslüman kökenlilere uyguladığı, göz altında iken işkence ile öldürme gibi suçlar hasır altı ediliyor. Basın da gönüllü olarak otosansür uygulayarak böyle haberleri görmezden geliyor. Polisin içinde dahi yuvalanan ırkçı akımlar, fanatik ırkçı grupları çeşitli saldırılar yapmaya cesaretlendiriyor.

Irkçı saldırıların en yaygın olduğu ülke olan Almanya'da camilerin duvarlarına ırkçı ifadeler yazılması, camların kırılması ve yangın çıkarılması gibi şiddet ve nefret suçları işleniyor. Göçmenlere karşı daha yumuşak bir politika izlemesi Almanya’da Merkel’in sonunu getirecek gibi görünüyor.

Fransa da ırkçı ve İslam düşmanı akımların siyasete etkili olduğu ülkeler arasında. Ulusal Cephe partisinin lideri Le Pen’in seçim programında Fransa'ya göçün büyük ölçüde kısıtlanması, Fransız ekonomisi için korumacı önlemler alınması ve Fransa'nın AB'den ayrılması konusunda bir referandum yapılması gibi maddeler yer alıyor.

Trump’tan Sınırları Kapatma Kararı

Hiç kuşkusuz yabancı düşmanlığı ve islamofobinin açıkça zafer kazandığı ülke ABD oldu. WASP yani beyaz, Anglo Sakson ve Protestan mezhebine mensup zengin azınlığın en bariz üyesi olan Trump’ın seçim kampanyası boyunca göçmen karşıtlığını açıkça dile getirdiği görüldü. 20 Ocak’ta görevine başlayan Trump, seçimlerde dile getirdiği göçmen karşıtı politikalarını kısa zamanda uygulamaya koydu.

Hiç beklenmedik bir şekilde ABD seçimlerini kazanarak başkan seçilen Donald Trump, Irak, Suriye, Yemen, İran, Sudan, Somali ve Libyalı mültecilerin Amerika’ya girişine yasak getiren bir kararname yayınladı. Trump’ın imzaladığı tartışmalı karara birçok insan hakları örgütünden kınama ve tepki geldi. Uluslararası Göç Organizasyonu yaptığı yazılı açıklamada ABD’nin mülteci programına daha fazla katkı yapması temennisinde bulundu.

Trump seçim kampanyası sırasında sık sık göçmen karşıtı, yabancı karşıtı ve bilhassa islamofobik ifadeler kullanmıştı. Hiçbir siyasi ve idari tecrübesi bulunmayan, daha çok kumarhane olarak kullanılan oteller inşa edip işletmekle tanınan bir iş adamı olan Donald Trump bu sert söylemlerine rağmen seçimi kazandı. Üstelik Trump Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'nin her iki kanadında kazandığı üstünlükten dolayı ABD tarihinin en kudretli başkanlarından da biri olması bekleniyor.

İslam dünyasına ılımlı mesajlar veren Obama döneminde de pek hayırlı bir gelişme olmadığı düşünülürse Trump’ın ondan daha kötü ne yapacağı tahmin edilemiyor.

CIA Başkanı Türkiye’ye Geldi

Trump seçildikten hemen sonra yaptığı atamalarla kendisine yakın görüşlere sahip şahısları iş başına getirdi. Mesela ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren CIA başkanı Pompeo, çok sert görüşlere sahip asker kökenli bir bürokrat.

Guantanamo Üssü'nü kapatma planına da karşı çıkan Pompeo, 2013'te cezaevini ziyareti sırasında açlık grevinde olan mahkumlar hakkında "Bana pek çoğu kilo almış gibi geldi" demişti. Pompeoi “hayati bilgilerin elde edilmesi için,” mahkumlara su işkencesinin kullanılabileceğini savunmuştu.

Genellikle CIA gibi devlet kuruluşlarının başına siyasetle ilgisi olmayan bürokratların atanması temayülü olduğu halde siyasi geçmişi olan Pompeo’nun atanması tepki çekti .

İnsan hakları kuruluşları ABD Senatosu'na, Pompeo'nun CIA Başkanlığı'nı onaylamama çağrısı yapmıştı. CIA Başkanının ilk ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesi, son zamanlarda Rusya ile meseleleri çözme yoluna giden Türkiye’ye verilmek istenen bir mesaj gibi görünüyor. Ancak Amerika’nın Türkiye’nin hassasiyetlerini anladığına dair bir işaret henüz ortaya çıkmış değil.


Sayı : 61
Büyük Kapak