Böbreklerimizin Sağlığını Korumak İçin

Sayı : 62 / Nisan 2017, Konu Başlığı : Sağlık

Kronik böbrek hastalığı, hızla yaygınlaşan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Aslında böbrek sağlığını korumak için tedbir almak veya hastalığın erken teşhis edilmesi halinde ilerlemesini geciktirmek mümkündür. Ancak çoğu zaman böbrek hastalığı teşhisi, ya tesadüfen veya başka sebeplerle doktora gidildiğinde konulmaktadır. Çünkü böbrek hastalıklarının çoğu bilinenin aksine son derece sinsi ve ağrısız seyreder.

Türk Nefroloji Derneği verilerine göre ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon kişi kronik böbrek hastası. Bunlardan yaklaşık 70 bini hastalığın son dönemi olan böbrek yetmezliği evresinde olduklarından dolayı, diyaliz veya böbrek nakli tedavilerine ihtiyaç duyuyor.
Diyaliz adıyla bilinen hemodiyaliz, böbrek yetmezliği sonucunda vücuttaki zararlı maddelerin ve sıvıların uzaklaştırılması için geliştirilen yapay bir kan temizleme makinesinin ve bu uygulamanın adıdır.

Böbrek hastalığı olan kişiler, sağlık merkezlerine genellikle tedavi için gecikmiş olarak başvuruyor. Çoğu zaman vücutta su toplanması, tansiyon yüksekliği, idrar miktarında azalma veya artma, gece idrara çıkma, sık idrar yapma, ağrılı idrar, idrardan kan gelmesi ve renk değişikliği, bel, yan ve kasık ağrıları ile hekime başvuran hastalar, böbrek hastası olduklarını öğrenmektedir.

Aslında böbrek sağlığı için risk faktörleri hakkında farkındalık sayesinde koruyucu hekimlik ve erken teşhis oranı artırılabilir. Bu durumda son derece zahmetli ve sıkıntılı olan bir hastalığın önüne geçilebilir.

Böbreklerin Görevleri Nelerdir?

Böbrekler bel kemiğinin iki yanında, kaburgaların hemen altında yer alan yumruk büyüklüğünde, şekil itibarıyla fasulyeye benzeyen bir çift organdır. Böbreğin başlıca görevi kanın fazla suyunu ve artık maddelerini süzmektir. Bu maddeler idrar şeklinde ureter denilen kanallarla böbrekten mesaneye aktarılır ve buradan da uretra yolu ile dışarıya atılır. Boşaltım sistemi dediğimiz bu yolun sağlığı çok önemlidir.

Çünkü boşaltım sistemi de kalp ve kan damarlarından oluşan ve vücudun her yerine ulaşan dolaşımın önemli bir parçasıdır. Böbreklerimiz kalbin damarlara pompaladığı kanın içindeki kimyasalları süzer, ihtiyaç fazlası suyla birlikte dışarı atar. Böbreklerde günde yaklaşık 150-180 litre kan süzülür ve bunun 1.5 litresi idrar olarak atılır.

Böbreklerimiz, boşaltım görevinin yanı sıra; hormonal, sıvı-elektrolit dengesi ve kan basıncının düzenlenmesi gibi birçok görev üstlenmiştir. Bu nedenle böbreklerin korunması, sadece üre veya böbrek hastalığının ortaya çıkmaması için değil, kalp-damar hastalığı gibi birçok hastalığın önlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.

Kimler Böbrek Hastalığına Yatkındır?

Günümüzde hızla yaygınlaşan diyabet hastalığı, böbrek sağlığına büyük zarar vermektedir. Diyabet hastalığında diyete dikkat edilmezse kan şekeri yüksek bir şekilde devam eder ve bu da vücuttaki bütün hücrelere çeşitli hasarlar vermeye başlar. Ancak bu hasarın ilk ortaya çıktığı hücreler damarlarda bulunan hücrelerdir.

Diyabetten kaynaklanan damar hasarı, hem büyük damarlarda sertleşme ve tıkanıklığa sebep olur hem de organların içine yayılmış olan küçük damarlarda sıkıntılara sebep olur. Böbrekler her iki tip damar hasarından da olumsuz etkilenirler.

Damar sertleşmesine bağlı tansiyon yüksekliği böbrek hastalığının ilerleyişini hızlandırır. Yüksek tansiyonu olan diyabet hastaların küçük böbrek damarlarında zayıflama ortaya çıkmış ise, böbrekler proteinleri muhafaza edemez hale gelir.

Böbrek hastalıklarının birçoğunda en sık görülen ilk belirti hipertansiyondur. Böbreklerin taş ve iltihap nedeniyle hasar gördüğü durumlarda da yine hipertansiyon görülebilir. Çünkü böbrek sağlığı ile tansiyon arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Böbrek hastalıkları kanın süzülüp kan tuzların fazlasının atılması görevini yeterince gerçekleştiremediği durumlarda hipertansiyona neden olurlar. Bunun yanında tansiyon yüksekliği de böbrek hastalığının ilerleyişini hızlandırır. Kısacası tansiyon böbrek sağlığının ilk göstergelerindendir.

Ailesinde diyabet, hipertansiyon, böbrek hastalığı vakası olanlar genel sağlıklarına dikkat etmelidirler. Mesela kilo artışına sebep olan beslenme tarzı, hareketsizlik, uyku düzensizliği, aşırı tuz tüketimi gibi alışkanlıklarını bırakarak sağlıklı bir hayat tarzına geçmelidirler.

Ailesinde böbrek taşı vakası olanlar da böbrek sağlıkları konusunda daha hassas davranmalıdır. Tıbbi adı Nefrolitiazis olan böbrek taşlarının oluşumu da böbrek sağlığını olumsuz etkileyen, bazen şiddetli ağrılara veya tıkanmaya sebep olabilen bir böbrek sağlığı sorunudur.

Tam bilinmeyen sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan özellikle ürit asit ve kalsiyum gibi maddelerin kristalleşerek böbrek içinde kum veya taş olarak adlandırılan yapıları oluşturmasına böbrek taşı denir. Bazı taşlar hiçbir belirtiye sebep olmadan böbrekte kalırken küçük boyutlu bazı taşlar yer değiştirirler ve kendiliğinden idrarla dışarı atılabilirler. Büyük boyutlu taşların tedavisi için ise cerrahi yöntemlere başvurulabilmektedir.

Böbrek taşları erkeklerde daha sık görülür. Bu da hormonlarla ilgili olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte sıcak mevsimlerde ve sıcak iklime sahip yerlerde daha sık rastlanılması, vücutta su kaybının tetikleyici olduğunu düşündürmektedir. Özellikle vücudu taş oluşumuna yatkın olan kişilerde su kaybı meydana gelmesiyle idrar yoğunluğu artar ve kristalleşme kolaylaşmaktadır. Bol sıvı alan kişilerde taş oluşumu nadir görülmektedir.

Bazı taşların oluşumuna da beslenme tarzının veya ilaç kullanımının zemin hazırladığı kabul edilmektedir. İçme suyunun çok fazla sert (kalsiyum sülfat içeriği fazla) veya çok fazla yumuşak (sodyum karbonat içeriği fazla) olmasının da etki edebileceği düşünülmektedir.

Başta alkol tüketimi olmak üzere zararlı alışkanlıklar böbrek sağlığını en fazla etkileyen faktörler arasındadır. Alkol birçok yönden böbrek sağlığına zarar verir.

Sigarada bulunan zararlı kimyasallar da akciğerler yoluyla kana karıştıkları için kanı süzme esnasında böbrek hücrelerinde hasar oluşturmakta ve böbrek, idrar yolu ve mesane kanserlerini tetikleyebilmektedir.

Gut hastalığı da böbrekleri harab eden ve taş oluşumuna sebep olan hastalıklardandır. Gut hastalığı 40 yaş üstünde ve erkeklerde daha sık görülen, eklemlerde ağrı, duyarlılık, kızarıklık, şişlik ve ısı artışıyla ortaya çıkan iltihabi eklem hastalığıdır.

Belirtileri eklemlerde ortaya çıksa da aslında gut hastalığı, kanda ürik asit fazlalığından oluşur. Çoğu zaman gut hastalığında asıl sebep böbreklerden ürik asit atımının az olmasıdır. Hipertansiyon, kanda yağ yüksekliği, diyabet hastalığı gibi metabolik sendrom hastalıkları gut hastalığına zemin hazırlar.

Ürik asit kristalleri eklemler içinde, cilt altında ve özellikle ayak baş parmağı ekleminde birikir. Ürik asit yüksekliği böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir ve böbrekte zedelenmeye yol açarak hipertansiyona neden olabilir. Diyete ve tedaviye dikkat edilmezse böbrek taşlarının oluşumu hızlanır.

Böbrek sağlığını etkileyen bir başka faktör de enfeksiyon hastalıklarıdır. Bunlar kadınlarda, çocuklarda ve yaşlılarda daha sık görülür.

Kadınlarda böbrek enfeksiyonu daha çok mesane yoluyla bulaşan mikroplara bağlı olarak ortaya çıkar. Bunun için temizlik kurallarına riayet edilmesi önemlidir. Ayrıca evli erkeklerin de hanımlarının sağlığı açısından kendi temizliklerine dikkat etmesi gerekir.
Çocuk ve yaşlılarda da vücut direncinin düşüklüğüne bağlı olarak boşaltım sistemi enfeksiyonları görülebilir.

Böbrek Sağlığını Nasıl Koruyabiliriz?

1-Böbrekler vücudun genel sağlığından ve kan dolaşımı sağlığından çok fazla etkilendiği için metabolik sendrom hastalıklarını, yani diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıklarını tetikleyen hayat tarzından kaçınmalıdır. Hafif, sağlıklı beslenme ve hareketli hayat tarzı ile şişmanlıktan sakınmalıdır.

2-Böbrek sağlığı, su tüketimiyle yakından alakalıdır. Temiz, uygun sertlikte su tüketilmesine dikkat etmelidir. Hava sıcaklığı arttıkça ter yoluyla su kaybı artacağı hesaba katılarak daha fazla su ve sıvı içilmelidir.

3-Böbrekler, vücuda giren her çeşit kimyasal maddenin süzüldüğü organlar olduğu için, kimyevi maddeler en çok böbrekleri tahrib eder. Bu sebeple ilaç da dahil her türlü kimyevi maddelerden kaçınmak, zaruret olmadıkça kullanmamak en uygunudur. Doktorunuzun yazdığı ilaçlar varsa bunlar için mutlaka böbrek sağlığınızı göz önüne almasını isteyin. Varsa risk faktörlerini doktorunuza bildirin.

4-Tuz tüketimini azaltın. Kaç yaşında olursanız olun damak zevkinizi düşük tuz oranına alıştırın. Ülkemizde günlük tuz tüketimi olması gerekenin iki katı. Günde 9 gramdan fazla tüketilmemesi gereken tuzu çoğu zaman gereksiz yere tuz ilave ederek 18 gram olarak tüketiyoruz. Sofraya tuzluk getirmeyin, yemeklere en alt sınırda tuz atın. Peynir, turşu ve benzeri tuzlu yiyecekleri bir miktar suda bekletip tuzunu çıkardıktan sonra sofraya getirin. Kuruyemişleri çiy ve tuzsuz olarak tüketmek çok daha sağlıklıdır, unutmayın.

5-Alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak durun. Eğer sigara içiyorsanız en kısa zamanda bırakın. Bunun için sağlık bakanlığının ilgili kuruluşlarından da yardım alabilirsiniz.

6-Ailenizde böbrek taşı hikayesi varsa zaman zaman doktora kontrole gidin. Erken teşhis sayesinde acı çekmeden böbrek taşlarından kurtulabilirsiniz.

7-Doktor tavsiyesine uygun diyet ve egzersiz yapın. Size özel riskler varsa onlardan uzak durarak böbrek hastalığının kronikleşmesinin önüne geçin.


Sayı : 62
Büyük Kapak