Ben Hizmetçi miyim?

Sayı : 3 / Mayıs 2012, Konu Başlığı : Goncagül

Mutfakta, akşam yemeğini hazırlıyorum. Kızımın çığlığı andıran ses tonuyla “anne!” diye seslenmesi beni oturma odasına gitmeye mecbur bırakıyor. Anlaşılan yine erkek kardeşiyle kavga ediyor.
Ergenlik çağında çocukları olanlar iyi bilir bu manzarayı, bizim evde de son zamanlarda çok sık yaşanıyor.

- Oğluna bir şey söyle! Beni rahatsız ediyor!
- Alt tarafı su istedim. Verse ne olurdu sanki!
Gidip bir bardak su getiriyorum, oğluma uzatıyorum. İkisi de mahcup oluyor. Hemen yerlerinden kalkıyorlar, birbirlerine “Hep senin yüzünden!” edasında bakarak elimdeki bardağı almaya koşuyorlar. Neyse ki utanma duygularını büsbütün kaybetmemişler. Kızıma dönüp:
- Şimdi ben kardeşine su getirince değer mi kaybettim? Bir şeyim mi eksildi? Neden iyiliğini esirgiyorsun? Diyorum.
- Neden kendisi almıyor? Ben onun hizmetçisi miyim?
- Allah Allah! Ben bir saattir mutfakta size yemek pişiriyorum, öyleyse sizin hizmetçiniz mi oluyorum? Babanız bizim için çalışıyor, bizi arabasıyla her yere götürüyor, zor işlerimizde yardım ediyor. Yani o bizim hizmetçimiz mi? Kardeşin de alışverişimizi yapıyor, arabayı yıkıyor, babasına yardım ediyor. O bizim hizmetçimiz mi? Bu nasıl mantık? Müslümana yakışır mı böyle sözler? diyorum.

Son zamanlarda kızlarımızın kafası karışık…

Bir takım çevreler tarafından yaygınlaş/tırıl/an: “Biz kadınlar da erkekler gibi okuyoruz, meslek ediniyoruz, öyleyse neden erkeklere hizmet edelim?” gibi düşünceler nefislerine hoş geliyor. Aynı düşünceler sebebiyle evliliklerinde problem yaşayanlar da oluyor. Bunu bildiğimden sözü direk oraya getiriyorum:

- Bak, yarın öbür gün kardeşin askere gidecek. Sen rahat yatağında yatarken o gece kalkıp nöbet bekleyecek… Hanımların erkeklere biraz hürmet beslemesi gerekir. Bu hürmet bir hanımefendiyi küçültmez aksine büyütür. Ben sana anlatmadım mı: Hz. Hatice’ nin Hira mağarasında ibadet eden Peygamberimiz (s.a.v.)’ e kendi eliyle azık götürdüğünü… O, bu şekilde Haticetül Kübra, yani Büyük Hatice oldu…
Sözlerim oğlumun hoşuna gidiyor, alaycı bir edayla gülüyor. Ablası da buna sinirleniyor. Bu sefer oğluma dönüyorum.

- Söyle bakalım Peygamber efendimizin hizmetçisinin adı neydi?
Düşünüyor.
- Boş yere düşünme. Peygamber efendimiz kendisine hizmetçi edinmedi. Hizmetçisi olduğunda da azad ederdi zaten. Kendi ayakkabısını kendisi tamir ederdi. Ona hizmet edenler, sevgileri sebebiyle, gönüllü olarak hizmet ederlerdi. Hem Peygamberimiz (s.a.v.) hizmet aldığı zaman tevazu ile alırdı.
Kızım fırsatı değerlendirip, içine attığı derdini döküveriyor:

- Güzellikle istese veririm anne! Emreder gibi konuşuyor. Ben onun büyüğü değil miyim? Diyor.
-Yavrum, Hizmet edenleri hor görmek Roma kültürünün özelliğidir. Bizim kültürümüzde hizmet edene minnettarlık duyulur. Peygamber efendimiz torunları susayınca kalkıp su verirdi. Misafirlerine bizzat kendi eliyle ikramda bulunurdu. Bir gün ashabına ikramda bulunurken uzaktan gelen bir elçi yanına girdi ve sordu: “Sizin efendiniz kimdir?” Peygamberimiz bir vecizeyle cevap verdi: “Kavme hizmet eden, kavmin efendisidir.”
- Efendi olmaktan vazgeçtik, insan gibi davransın yeter. Sürekli canımı sıkacak hareketler yapıyor. Sonra da gelip “su ver bana!” diye emrediyor!
Kızım haklı!

Erkek Adam Nazik Olmaz mı?

Köşe başlarında avare avare dikilen gruplar görüyorum; bakışları, hareketleri kaba saba, konuşma tarzları nezaketten yoksun… Bu tipler arkadaş grupları oluşturarak birbirlerini böyle davranışlara teşvik ediyorlar. Düzgün konuşan, karşısındakine insanca muamele eden, nazik, beyefendi delikanlılara “süt çocuğu” diye isim takıp aşağılıyorlar.

Ne yazık ki son zamanlarda erkek çocuklarımız bu maçoluk dedikleri yoz kültürden etkileniyorlar. Rencide edici hareketlerle, sevimsiz şakalarla kız kardeşlerini üzüyorlar. Birçok genç kızımızın erkek kardeşlerinden, ağabeylerinden kötü muamele gördüğünü biliyorum.

Kabalık ve sertlik sanki bulaşıcı bir hastalık gibi yaygınlaşıyor. Sonra da bakıyorsun, bu gençler aile içi şiddet haberlerine konu oluyorlar. Bu sebeple erkek çocuklarımızı da bilinçlendirmemiz gerekiyor.
Aslında bizim kültürümüzde böyle bir “erkeklik” anlayışı yok! “Erkek adam” demek, güç yetirdiğini ezen, kaba, merhametsiz adam demek değil ki. Gerçek bir erkek, haksızlık karşısında dik durmasını bildiği gibi, zayıflara karşı şefkati, nezaketi, inceliği de bilir…

- Oğlum, bir kadını hizmet etmek küçültmediği gibi, bir erkeği de rica etmek, teşekkür etmek küçültmez. Peygamberimiz savaş meydanlarında, herkesin gölgesine sığındığı bir kahramandı. Ama hanımıyla nazikçe, tatlı tatlı konuşurdu. Kızlarına, kız torununa ne kadar şefkatliydi, bilmiyor musun? Hanımlar naziktir, nezaketten hoşlanır. “Lütfen,” gibi, “teşekkür ederim,” gibi sihirli sözcükleri kullanmayı ihmal etme!
Oğlum, “Aman, çok uzattınız!” dercesine el kol hareketleri yaparak dönüp gitmek istiyor ama benim;
- Aşk olsun, demek benim hatırım bu kadarmış… Dememle geri dönüyor ve:
- Ya anne, bu senin kızın çok sosyetik oldu. Her şeyi abartıyor. O da bana yapsın, ben bir şey diyor muyum? Diyerek şikâyet ediyor.
Ne diyeyim; o da haklı!

Geleceğin Anneleri

Ergenlik çağında kız ve erkek çocukların yapıları birbirine ters bir gelişme gösteriyor. Erkek çocukların damarlarında dolaşan kandaki hormonlar onları sert davranışlara yönlendiriyor. Fiziki yönden hızlı gelişmeleri, güçlenmeleri de onları gururlandırıyor. Güçlerini kontrol etmeyi öğrenmek için zamana ihtiyaçları var.
Kızlar ise gösterdikleri gelişme daha farklı olduğun için daha hassas bir hale geliyorlar. Bir taraf fazla umursamaz, diğer taraf fazla alıngan olunca da anneler arada kalıyor… Böyle durumlarda annelerin zayıf ve hassas tarafı da sahiplenmesi gerekiyor.

-Oğlum, bana saygı duyuyorsun değil mi? Öyleyse ablana da duy. Ablan da yarın öbür gün anne olacak, Ümmeti Muhammed’ in istikbali olan çocuklar yetiştirecek. İkiniz de birbirinize karşı sevgiyle iyilik yapın, saygıyla teşekkür edin. Seviyesiz erkekler gibi, düşük akıllı kadınlar gibi itişip kakışmayın. Siz babanızdan ve benden böyle bir hareket gördünüz mü?

Kızlarımızın ev hanımlığını, ailesine hizmet etmeyi küçük görmemesi için hep birlikte çaba göstermemiz lazım. Mesela hizmet eden insana saygı duymayı öğrenmemiz… Ev hanımlığını aşağı bir statüymüş gibi görmememiz… Hizmette kusur arayıp, hizmet edeni incitmememiz…

Ev hanımları, ihsan ve iyilik olarak ev işi yapıyor. Tıpkı beylerin de nafaka (yiyecek, giyecek, barınak gibi temel ihtiyaçlar) dışındaki diğer konforu ve hizmetleri ihsan olarak sağladığı gibi…
Ümmetin kadınıyla erkeğinin arasını açmak için çabalayanlara inat, bizim birbirine saygı ve sevgi duyan şahsiyetler yetiştirmemiz lazım ki, çocuklarımız ilerde sapasağlam aile yuvaları kurabilsinler…
Aile için yapılan her iyiliğin, her fedakârlığın Allah (c.c.) katında karşılığı var. Boşa gitmiyor ki…


Sayı : 3
Büyük Kapak