Benim İçin Değmez mi?

Sayı : 8 / Ekim 2012, Konu Başlığı : Goncagül

Büşra: S.A. Aşk olsun abla ya… Neredesin? Oturum açmadın bir türlü.

Ravza: A.S. İşim gücüm var benim kızım. Tek işim bilgisayar başında oturmak değil.

Büşra: Ama seninle konuşmaya çok ihtiyacım var. Ah! Kafam o kadar karışık ki. Bugün nişan alışverişine çıktık ya hani. Neler oldu bir bilsen, nişanı atsam mı diye düşünüyorum.

Ravza: Ne diyorsun Büşra? Oyuncak mı bu! Aklını başına topla!

Büşra: Ya abla! Bildiğin gibi değil. Çok anne kuzusu… Annesi ne dese hemen ‘tamam’ diyor. O da her şeye karışıyor. Ben yapamam bunlarla…

Ravza: Önce sakin ol. Şimdi söyle, anne kuzusu olduğunu nerden çıkardın?

Büşra: Nişan kıyafetimi seçerken, annesi demez mi “Ben onun aynısını dikerim. Yazık o kadar para vermeyin” diye… Onun da işine geldi tabi, hemen “Olur anneciğim, sen dik” dedi… Hem de bana sormadan!

Ravza: Ama Büşracım, annemden duyduğum kadarıyla sen de çok pahalı bir kıyafet istemişsin. Babam da fiyatı duyunca çok pahalı bulmuş. Hatta mahcup olmuşlar, senin böyle davranmandan dolayı.

Büşra: Aşk olsun, sen de mi?

Ravza: Ama ablacım hakikaten de yazık yani. Bir gün giyilecek elbiseye bu kadar para verilmez. Daha sizin bir sürü şeye ihtiyacınız var.

Büşra: Aynı annem gibi konuşuyorsun. Evet, bir gün giyilecek, ama o gün benim nişan günüm. Hayatta bir kere olacak bir şey! Benim için değmez mi yani?

Ravza: O şekilde düşünürsen çok yazık. Senin değerin kıyafetlere verilen parayla ölçülür mü? Her şeyden önce o reklam klişelerini aklından çıkar.

Büşra: Tamam, çok pahalı bir şey almasınlar. O neyse de… Ama ben onun annesinin diktiği şeyi giymek zorunda mıyım? Benim de bir çevrem var. Ne yani, arkadaşlarım “Kıyafetini nerden aldın?” diye sorunca “Kayınvalidem dikti” mi diyeceğim?

Ravza: Bundan mı utanıyorsun? Kadıncağız göz nuru dökecek, oğlunun mutluluğuna katkıda bulunmak için. Ayıp ediyorsun. Hem o arkadaşlarınla ilişkilerine ölçü koy artık. Biraz büyü. Evleniyorsun bak, çocukça davranışları bırak. Annemi dinle!

Büşra: Ya, ben de senden anlayış bekliyorum. Tamam tamam kapatalım bu konuyu. Anlaşılan sana boş yere umut bağlamışım.

Ravza: Ablacım dinle beni…

Büşra: Dinleyecek bir şey yok. Ben çıkıyorum.

Ravza: Dinle beni Büşra… Bir zamanlar ben de senin gibiydim. Annemin öğütleri nefsime çok ağır gelirdi. İsterdim ki herkes benim isteklerime hak versin. Ama Büşracığım, hayat bir parça kumaştan, incik boncuktan ibaret değil. Hayatın çok daha sahici gerçekleri var. Senin de artık bunu anlaman gerekiyor. Eğer bir evin hanımı olacaksan karşındaki insana güven vaat etmen gerekiyor. Bak, diyorsun ki “Nişanlım annesinin sözünü dinliyor” Neden?

Büşra: Neden?

Ravza: Çünkü annesine güveniyor. Sen ise çok pahalı bir elbise istemekle, ilk dakikada nişanlının güvenini sarsmışsın. Sonra kayınvaliden “Ben dikerim” deyince surat asman da hiç doğru olmamış. Şimdiden büyüklerine saygısız bir kız görüntüsü çizmişsin. Nişanlını da annesine karşı zor durumda bırakmışsın.

Büşra: Ya... Bir kere sorabilirdi bana.

Ravza: Baştan bunun olacağını düşünüp de, daha uygun bir mağazaya götürseydin bu olmazdı. Keşke en başta anneme veya bana danışsaydın.

Büşra: Biliyordum “orası çok pahalı” diyeceğinizi, o yüzden danışmadım. Ama o elbiseyi herkes çok beğenmişti.

Ravza: Herkes dediğin, arkadaşların oluyor, değil mi? Büşracığım, bu sosyete arkadaşlara akıl danıştığın sürece senin hiç huzurun olmaz. Onlar sürekli seni çok para harcamaya teşvik ederler. İki arada kalırsın. Gerçek arkadaş seni olduğun gibi kabul edendir. Halini bilmeden akıl veren değil.

Büşra: Abla ya… Keşke burada olsaydın. Sana o kadar çok ihtiyacım var ki. Sen yanımda olmayınca hiçbir şeye karar veremiyorum. Bu sefer de arkadaşlarımın etkisinde kalıyorum.

Ravza: Ama artık kendi ayaklarının üstünde durmalısın. Hep başkalarının tesirinde kalırsan tutarlı bir insan olamazsın. Saygı ve güven kazanamazsın. Bir de, fikir almak istediğinde anneme danış. Hoşuna gitmese bile… Ben annemi dinlemekle hiç zarar etmedim. Çünkü o sana hakkı ve sabrı tavsiye eder.

Büşra: Abla bir dakika, nişanlım arıyor.

Ravza: Dediklerimi unutma. Güzel konuş, gönlünü al.

Büşra: Abla! Bil bakalım ne oldu? Annesi demiş ki “Madem nişanlın kıyafetini benim dikmemi istemiyor, istediğiniz kıyafeti alın” Ben de dedim ki “Yok, ben zaten o kıyafetten vazgeçtim. Zahmet olmazsa annemizin dikmesini istiyorum” Benim öyle dememe çok sevindi. Dedi ki “Biliyordum zaten böyle diyeceğini. Çünkü herkes senin aileni çok methediyor. Sizin için ‘görgülü, mütevazı, halden anlayan insanlardır. Kızlarını da iyi yetiştirmişlerdir’ diyorlar” Bir de ne dedi biliyor musun? Meğerse annesi meşhur bir terziymiş. Hatta çocuklarını da dikiş dikerek okutmuş.

Ravza: Desene kıyafetini meşhur bir terzi dikecek! Arkadaşlarına da havanı atarsın!

Büşra: Aman boş ver onları! Bu benim hayatım!


Sayı : 8
Büyük Kapak