Beratını Aldın mı?

Sayı : 37 / Mart 2015, Konu Başlığı : Masal Annesi

Eski zamanlarda saf kalpli, hiç kimseye kötülük etmeyen, yalan söylemeyen bir adam varmış. Bu temiz yaratılışlı adam, herkesi de kendisi gibi temiz kalpli zannedermiş. Fakat etrafındaki bazı kişiler onun bu saflığıyla alay ederlermiş.

Bu adamın hayatta en büyük isteği Hacca giderek Rabbinin rızasını kazanmakmış. Bir gün bu adamın eline ailesinden biraz para kalmış.

- Elhamdülillah. Hacca gidecek kadar param oldu. Bir de hac yoluna çıkmak için yanıma arkadaş bulursam artık vazifemi yapmama hiçbir mani kalmaz, demiş.

O sırada komşularından birkaç kişinin de hacca gitmeye karar verdiklerini duymuş. Ada buna çok sevinmiş. Hemen komşularının yanına varıp;

- Ben de sizinle beraber hacca geleceğim, demiş.

Komşularından bir tanesi, bu saf adama hacı olmayı yakıştıramıyor, onu hor görüyormuş. İçinden “hacı olmak bunlara mı kaldı?” diyormuş.

Zaman gelip çatmış, hac yolcuları kervana katılmışlar ve uzun bir yolculuktan sonra Mekke-i Mükerreme şehrine varmışlar. Karşıdan Beytullah bütün heybetiyle görünmüş. Bütün Müslümanlar telbiye getirmeye başlamış. Saf kalpli adam da herkesten daha fazla sevinerek, heyecan ve duygu seli içinde Kabe’ye koşmuş.

Müslümanlar Kabe’yi tavaf edip, Arafat’a çıkıp, bütün vazifelerini gereği gibi yapmışlar. Kurbanlarını kesip ihramdan çıkınca haccı tamamlamanın gönül huzuruna kavuşmuşlar.

Mekke şehrinde kalacakları günler tamamlanıp, ibadet ve vazifeleri bitince kafilenin toparlanma vakti gelmiş. Dönüş yolunda Resûlullah’ın şehri Medine-i Münevvere’yi de ziyaret edeceklermiş.

Tam da kafile Mekke şehrinden ayrıldığı sırada saf kalpli adamın komşusunun aklına bir fikir gelmiş:

- Bizim saf, hacı oldum diye pek seviniyor. Dur şuna bir şaka yapayım, demiş. Sonra saf kalpli adama,

- Eee, söyle bakalım. Senin haccın kabul oldu mu? Sana ‘Haccın kabul oldu” diye berat verdiler mi? Diye takılmış.

Saf adam;

- Yoo, kimse bana bir şey vermedi, demiş. Komşusu şakanın tadını kaçırmış, adamı korkutmaya başlamış:

- Yaaa, demek senin haccın kabul olmamış. Demek ki bir daha gelmen lazım…

Saf adam üzülmeye başlamış. Komşusuna sormuş;

- Size berat mı verdiler. Nasıl oldu bu?

Komşu çantasından yalancıktan bir kağıt parçası çıkarıp göstermiş;

- Tabi ki verdiler. Bak işte böyle bir berat olacak. Biz Kabeye gittik, Ya Rabbi haccımızı kabul et, diye dua ettik. Bize cennetten böyle berat verildi.

Yanındaki kişiler,

- Ya yazıktır, niçin adamı üzüyorsun, diye kaş göz işareti yapadursun, bizim saf kalpli adam hemen kabeye doğru seğirtmeye başlamış. Bütün kafile arkasından sesleniyor;

- Dur gitme, sana şaka yapıyor! Diyormuş ama nafile.

Saf adam kimseyi duymuyormuş. Kafile çaresiz durmuş, saf adamın dönmesini beklemeye başlamışlar. Herkes şakayı yapan kişiye kızıyor,

- Böyle ağır şaka yapılır mı? Bu saf adam şimdi kendisine berat verilmeden dönmez. Öyleyse biz burada çok bekleriz. Diye laf sayıyormuş.

Fakat ne gariptir ki yarım saate kalmadan saf kalpli adam görünmüş, hem de elinde bembeyaz bir kağıdı tutuyormuş.

Arkadaşları;

- Bu ne? Nereden buldun? Diye sorunca, adam heyecanla şöyle demiş;

- Kabe’ye vardım, yüzümü kapısına koydum, ‘Ey Allahım, Ey Rabbim, ben ne kusur etim d ebenim haccımı kabul etmedin? Niye benim beraatımı vermedin? Arkadaşlarımın haccı kabul odlu, ben ise böyle boynu bükük kaldım. Ne olur Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver!’diye dua ettim. Böyle yalvarırken, bir baktım önüme bir kâğıt düştü. Hemen aldım, doğruca sizin yanınıza geldim.

Kafiledekiler çok şaşırmıştı. Hemen elindeki kağıdı aldılar. Bu şimdiye kadar gördükleri kağıtlara benzemiyordu. Sanki bir gül yaprağı, bir ipek parçası gibiydi ve mis gibi kokuyordu. Hem de hayatlarında duymadıkları kadar güzel bir koku!

Hepsi bu işe şaşırmıştı. Hemen kafilede yolculuk eden, o devrin büyük âlimi olan bir zâta gittiler, kâğıdı ona gösterdiler. Âlim zat kâğıdı görünce öpüp yüzüne gözüne sürdü.

“Bu nurdan bir mürekeple yazılmış bir berattır. Bir daha arkadaşınızla alay etmeyin, o Allah katında kıymetli bir kuldur.” Dedi.

Bu şakayı yapan kişi çok mahcup olmuştu. Bir daha hiç kimseyi hor görmemesi gerektiğini anlamıştı.


Sayı : 37
Büyük Kapak