Bereketli Bir Tatil Geçirmek…

Sayı : 64 / Haziran 2017, Konu Başlığı : Tefekkür

Dinlenmek, temel ihtiyaçlarımızdandır; bedeni dinçleştirir, çalışılmış olanla ilgili muhasebe yapmaya, yapılacak işler için planlamaya imkân verir, beynimizi dolgunluktan, içimizi sıkıntıdan uzaklaştırır.

Allah-u Zülcelâl, bunun için bize yirmi dört saatlik zaman diliminde dinlenme imkânı vermiştir:

“Ve uykunuzu dinlenme zamanı kıldık.” (Nebe Sûresi; 9)

“Size geceyi örtü, uykuyu dinlenme, gündüzü de yeni bir hayat kılan O'dur.” (Furkan Sûresi; 47)

Gecenin üzerimize gelişi, bize uykuya dalarak günün yorgunluğundan kurtulma ve bir sonraki günün yapılacakları için dinç uyanma imkânı bahşeder.

Yıl içinde belli bir süre dinlenmek de çalışmanın mevsimlik değil, yılın bütün aylarına yayıldığı bugünün yaşam koşullarında ihtiyaçtır. Tatil denen o zaman diliminde, işle aramıza bir mesafe koyar, kendimizi işin dışına atar, yaptıklarımızı değerlendirme, yapacaklarımızı planlama imkânı buluruz. Bu yönüyle tatil, çalışma hayatında verimliliğe katkıda bulunan bir zaman dilimidir.

Mü’minin çalışması kadar dinlenmesi de inandıklarına uygundur. Çalışmanın esasları olduğu gibi dinlenmenin de esasları vardır.

Yıl içinde dinlenme için ayrılmış zaman aralığı tatil, nefsanî isteklere boyun eğme mevsimi değil, içimizin pâklanması için bir fırsattır.

Dünyevî işlere ara vermekle uhrevî sorumluluk son bulmaz. Aksine sorumluluk, imkânla orantılı olduğundan dünyevî işlere ara vermekten kaynaklanan imkân, uhrevî sorumlulukları daha mükemmel yerine getirmeyi icap ettirir.

“İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler. Sıhhat ve boş vakit.” (Hadis-i Şerif)

Tatil, bu hadis-i şerifte ifade buyrulan boş vakittir, değeri bilinmesi gereken vakit. Meşgale çokluğunda zikre susamış kalb var ya! İşte tatil, o kalbin susamışlığını gidermesi için bir fırsat…

“De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am; 162)

Mümince Bir Tatil

Hayatın herhangi bir bölümü Allah-u Zülcelâl’in emir ve yasaklarının dışına çıkarılmış değildir. Yaşamımızda Allah-u Zülcelâl’in emirlerinin tatil edileceği bir mevsim tayin edilmemiştir.

“Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel” (İnşirah; 7-8)

Allah-u Zülcelâl’e itaatin ardından yine O’na itaat gelir. Mü’min için salih amelin ardından yine salih amel, zikrin ardından yine zikir vardır.

İnsan, bu düzeni yakaladığında, bu ahenge ulaştığında zikir yormaz, aksine kalbleri tatmin etmesiyle bedeni bütün uzuvları ile dinlendirir, rahatlatır.

Farazi bir hikâye değil, yaşanmış bir vakadır: Sabahın sekizinden öğleden sonra üçe kadar aralıksız derse girip iki buçuk saatlik aradan sonra saat beş buçuktan sekiz buçuğa kadar derse girmek zorunda olan bir özel kurum öğretmeni ve arkadaşlarının ibret verici bir hikâyesidir:

Öğretmen saat üçten sonraki iki buçuk saatlik boşlukta fırsatını bulur, camiye gider, ikindi namazını kılar, ardından zikrini yapar. Arkadaşları ise o boşluğu oturup konuşarak, birbirlerine takılarak geçirirler. İki tarafın da süresi aynı, iki tarafın da yorgunluğu had safhada.

Boşluğu zikirle dolduran öğretmen, sabahtan hiç çalışmamış gibi dinç, diğerleri yorgun argın. Zikirle geçirilmiş süre, öğretmeni dinlendirmiş ve dinçleştirmiş… Boş geçirdikleri süre ise diğer öğretmenleri daha da yormuştur.

Bu sırrı anlamakta güçlük çektiklerinden kendi aralarında ve bazen bizzat öğretmenin kendisine sorarlar: Onu akşamın beşinde, yeni bir mesaiye başlarken böyle dinç kılan nedir? Seni akşamın beşinde böyle dinç kılan nedir? Biz neden yorgunuz, o neden böyle dinç? Seni böyle dinlendiren, günün yorgunluğunun ardından akşam mesaisinde böyle ayağa kaldıran nedir?

-Allah-u Zülcelâl’i anmak, O’nu zikretmek, kalbi O’nun zikriyle meşgul ederek dinlendirmek…

Tatil de Gece Gibidir

Âlimlerin geceyi üç şekilde değerlendirdikleri bilinir: 1- İstirahat 2- İbadet 3- ilmî çalışma.

Bu güzel planlamayı tatile de uyarlayabiliriz: Tatilin bir bölümü bizim için istirahattir, hayırlı bir istirahat… Gözleri dinlendiren, beyni ve kalbi Allah’ı hatırlama yönünde harekete geçiren tabiat güzelliklerini görmek, bu tür tabiat güzelliklerinin bulunduğu yerlere ve onlarla birlikte manevi eserlerin bulunduğu tarihî mekânlara seyahat…

Maneviyatımızı pekiştiren dostları ve maneviyatlarını ıslah etmemize vesile olacak yakınları ziyaret… Çağın modern insanının unuttuğu, gaflette olanın güzelliğini görmediği başlı başına bir istirahattir.

Bu özgün istirahati zikrimizi artırarak daha da bereketlendirmek… Ve tatilin bir bölümünü okuyarak, ilim biriktirerek geçirmek…

Bütün samimiyetimle ifade edeyim ki böylesine bir tatil, bu çağda özgün olduğu kadar, paha biçilmez bir değere sahiptir… Böyle bir planlama, tatili gerçek anlamda değerlendirmektir işte.

Modernizmin mal toplamaktan yeme içmeye kadar her şeyi insana zarar verecek boyutta aşırılıklarla yüklü olduğu gibi tatili de aşırılıklarla yüklüdür. Ağır çalışma koşullarının ardından, bedenin bir kez daha sefahatle, nefsanî arzulara kölelikle yorulduğu bir tatil…

Bu tür tatilde dinlenme yoktur, insanı yıl boyunca daha çok çalışmak durumunda bırakan çılgınca bir harcama isteyen, çılgınca bir yorgunluk vardır. Bunun için onu tercih edenlerin, tatil sonrası hâlleri daha yorgun, daha bunalımlı, daha günahkârdır; bir kısmı, işe adaptasyon için psikolojik destek almak durumunda bile kalmaktadır.

Ah hak yolu bulsak… Bulunca kıymetini bilsek… Batıla karşı hak, aşırılığa karşı denge… Bu denge içinde istirahat, ibadet ve ilimle geçirilen bir tatilin ardından gelecek olan adaptasyon seansları, psikolojik destek değil, berekettir Allah’ın izniyle bereket…


Sayı : 64
Büyük Kapak