Bilinçaltımız ve Subliminal Mesajlar

Sayı : 64 / Haziran 2017, Konu Başlığı : Gönülden Gönüle

Yaşadığımız çağ teknolojinin tüm olanaklarını önümüze seriyor. Televizyon, video, dvd derken, hayatımıza bilgisayar ve cep telefonları da girdi. Teknolojinin ilerlemesi güzel bir şey, zira hayatı kolaylaştıran makinelerle yaşıyoruz. Ama unutulmaması gereken önemli bir nokta var, o da şudur; teknolojiyi faydalı yönde mi, zararlı yönde mi kullandığımız?

Özellikle bilgisayar ve beraberinde dünyamıza giren internetin, faydalarından çok zararları olduğunu gözlemlemek zor değil. Artık çok küçük yaşlara düşen internet kullanımı, amacının dışına çıktığı zaman şahıslara, özellikle çocuklara ciddi zararları söz konusu. Bu zararların arasında;

- Vakit kaybı

- Zararlı sitelerin ruh sağlığını bozması

- İnternette oynanan bazı oyunların şiddete, bazı oyunların ise kumara meylettirici olması

- İnternet başında geçirilen uzun saatlerin, aile içi paylaşımları azaltması

- İnternete gün içinde ayrılan zamanın fazla olması nedeniyle, kişilerin sosyalleşme konusunda sorun yaşaması

- İnternette yanlış kişilerle tanışıp arkadaş olma olasılığının fazla olması ve bu sebeple yanlış yollara ve ortamlara çekilebilme, kandırılabilme tehlikesinin olması

- Fazla internet kullanımının beyne zarar vermesi

- Uzun saatler internetin başında kalan bedenin, hareketsizlikten dolayı fiziksel sorunlar yaşamasını sayabiliriz.

Bunlar görünen tehlikeler, bir de görünmeyen birtakım tehlikeler söz konusu. Bunlardan biri izlediğimiz filmlerde, özellikle çizgi filmlerde yer alan subliminal mesajlardır.

Subliminal Mesaj Ne Demek?

Subliminal İngilizce bir kelimedir, şuuraltına yönelik gönderilen gizli mesajlara subliminal mesajlar denir. Yani biz farkında olmadan bilinçaltımıza giren, bizi etkileyen ve yönlendiren mesajlardır. Özellikle çizgi filmlerde sıklıkla kullanılan bu mesajlar çocuklarımız için çok büyük bir tehlike oluşturuyor.

Söz konusu bilinçaltı olunca, bu durumun ne kadar ehemmiyet arz edebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Çünkü bilinçaltı dediğimiz kavram, bizim algıladığımız her şeyi kaydeden ve gerektiğinde kaydettiklerini kullanan bir parçadır.

Bir buzdağını düşünün, bu buzdağının bir görünen kısmı vardır, bir de görünmeyen bir kısmı vardır. En büyük alanı görünmeyen kısmı kaplar. İşte bilinçaltı da bir buz dağı gibidir, farkında olmadığımız duygularımızın çok büyük bir bölümü bilinçaltın da saklıdır.

Aslında bilinçaltı hayatımızı kolaylaştıran bir kavramdır, her gün yaptığımız şeyleri tarar ve kaydeder. Sürekli yaptığımız ve tekrar ettiğimiz şeyleri bir süre sonra davranış kalıbı haline getirir. Ve bu sayede biz her gün yaptığımız o davranışları, hareketleri tekrar etmek ve baştan öğrenmek zorunda kalmayız.

Örneğin araba kullanan birini düşünün; bu kişi şoför koltuğuna oturur, anahtarı kontağa yerleştirerek arabayı çalıştırır, vitesi ayarlar, gaza basar ve yola çıkar. Yaptığı bu davranışlar artık otomatikleşmiştir neredeyse. Böylece arabayı süren kişi her defasında arabayı nasıl çalıştıracağını düşünmek zorunda kalmaz.

Hemen hemen her gün düşünmeden sergilediğimiz davranışlarımızın çoğu böyledir. Bilinçaltımız biz uyurken bile devrededir. Biz uyurken birçok şeyi biz fark etmeden yapar, nefes alıp verme gibi. Bilinçaltının hayatımıza sağladığı bir kolaylık ve faydadır bu. Fakat bazen farkında olmadan bilinçaltımız başkaları tarafından saldırıya uğrayarak kirletilebiliyor. İşte subliminal mesajlar bu yollardan biridir.

İnsanoğlu var olduğundan bu yana, birbirini bazı konularda ikna etmek istemiştir ve bunun için de çeşitli yöntemler geliştirmiştir. İkna yönteminin teknik bir cihaz aracılığı ile yapılması ise 1859 yılına kadar uzuyor.

Subliminal mesajlar ise 1950 yılında ilk kez Amerika’da bir sinema filminin içine yerleştirilen bazı gizli karelerle yapılan bir deney sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu deney, James Vicary adlı reklamcılık uzmanına aittir. İzlenilen bir filmin içine saliselik görüntülerle yerleştirilen “Patlamış mısır ye” ve “Kola iç” sloganlarıyla izleyenlerin bilinçaltına gizli bir gönderme yapıldı. Bu gizli mesajların sayesinde kola ve patlamış mısır satışlarında birden bire ciddi bir artış gözlendi.

Yapılan bu işlem ilk etapta sadece reklam amaçlı kullanılmış gibi gözükse de daha sonra insanlar üzerinde kötü niyetli kişilerce yapılan, kötü niyetli uygulamalara dönüştü. Ve maalesef bugün izlenilen birçok filmin, özellikle de çok masum görünen çizgi filmlerin içeriğinde subliminal mesajlar yer alıyor.

Sublimanal mesajların kullanıldığı alanlar;

* Dijital ses dosyaları

* Sinema ya da televizyon aracılığı ile bilinçaltına yollanan 25. kare tekniği

* Reklam afişleri, logoları ve benzeri görsel ürünlerin içine gizlenmiş şekil, kelime ve rakamlardır.

25. Kare Nedir?

25. kare, subliminal mesaj göndermenin yollarından biridir. Normalde gördüğümüz bir görüntü 24 küçücük kareden oluşur. Bu karelerin arasına bir de 25. kare atılır, bu kare anlıktır, bizler o an için fark edemeyiz ama beynimiz bunu algılar ve bilinçaltına kaydeder.

Bu tekniğin amacı da budur zaten, biz farkında olmadan bilinçaltımıza istemediğimiz mesajların gönderilmesidir. Yani biz masum bir film izlediğimizi zannederken, bilinçaltımıza yollanan o gizli mesajlarla kim bilir hangi aklın, hangi ideolojinin, hangi niyetin ya da hedefin kurbanı oluyoruz.

Etrafımız adeta görünmeyen düşmanlarla dolu. Çünkü subliminal mesajlar ve 25. kare tekniğini araştırdığımız zaman gördüğümüz görüntülere, verilmek istenen mesajlara inanamadık. Tavrımız, duruşumuz ve İslam’ı temsil eden bir dergi olmamız hasebiyle burada, bu görüntülerden ve mesajlardan bahsetmeyi edebe aykırı buluyor ve değinmeden geçiyoruz.

Bugün daha çok art niyetlerle kullanılan bu teknikler herkes için bir tuzak niteliğindedir. Zaten bu teknikler çoğunlukla, bilinçaltını ve bilinçaltının özelliklerini fark eden insanlar tarafından kullanılıyor.

Art niyetli olan bu insanların amacı; bu tekniklerle insanların kişiliğini, hayatını, inancını, kısaca her şeyini kötü anlamda etkilemek, gayri ahlak-i olan gizli mesajlarla toplumları ahlaksızlık bataklığına sürüklemektir. Hayatı dikkatli yaşayarak, bilinçaltımızı başkalarının ellerine terk etmemeliyiz.

Özellikle çizgi filmlerde bolca kullanılan, art niyetlere hizmet eden bu tekniklerin, çocuklarımızı ne hale getirebileceğini düşünmeden edemeyiz, çünkü onlar geleceğin nesilleridir. Hem eğitimciler, hem de anne ve babalar olarak çocuklarımızı bu tehlikeli saldırılardan korumak için, çok uyanık olmalıyız. Zira yarın çok geç kalmış olabiliriz, Allah muhafaza eylesin.


Sayı : 64
Büyük Kapak