“Birbirinizle Çekişmeyin! Yoksa Gücünüz Gider”*

Sayı : 23 / Ocak 2014, Konu Başlığı : Altın Öğütler

Mümin kardeşler olarak birbirimize kızmadan, buğz etmeden, kin duymadan, hep iyilikle, yumuşaklıkla davranmalıyız. Böyle olanlara, Allah katında çok büyük ecir ve sevaplar vardır.

Müminlerin birbirlerini sevmeleri, Allah-u Zülcelal’in katında çok makbuldür. Müminlerin birbirlerini sevmeleri ve birbirlerine kenetlenmelerini Allahu Zülcelâl çok sevmektedir. Dolayısıyla Allahu Zülcelâl’in rızası için birbirimizi sevmemiz gerekir.

Abdullah bin Mesud radıyallahu anhudan rivayetle, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, şöyle buyurmuştur: “İmanı kâmil olan, sevdiği kimseyi, ondan menfaat gördüğü için değil, sırf Allah rızası için sever. Gerçek iman da budur.” (Taberani)

Bu ayet ve hadislerden anlaşılmaktadır ki kişi, Allah için mümin kardeşini sevmelidir. Bu, çok kıymetli bir ameldir. İnsan, Allah yolundaki bu sevgi için ruhunu, canını, malını, neyi varsa feda etse yine de bu yaptığı azdır.

İslami hizmetler zarar görüyor!

Üzülerek belirtelim ki bazı mümin kardeşlerimiz, birbirlerini Allah için sevmek yerine, birbirine buğz etmekte ve birbirlerine küsmektedir. İslami hizmetlerde en büyük zarar, müminlerin birbirlerine karşı kin ve düşmanlık beslemelerinde görülmektedir.

Bu hal, manevi olarak İslami hizmetlere büyük zarar vermektedir. Şeytan bu gibi durumların, ne kadar büyük zarar verdiğini iyi bildiği için çeşitli hilelerle müminleri aldatmaktadır. Çünkü müminler birbirlerinin aleyhinde konuşup birbirlerine buğz ettiklerinde, manen çok büyük zarara uğruyorlar.

Şeytan, bunun dindeki en büyük zararlardan olduğunu bildiğinden, müminler arasında sürekli kin ve düşmanlık tohumları ekmeye çalışmaktadır. İnsanlar da kendi nefislerini tatmin etmek için şeytanın bu hilesine, bile bile uyuyorlar. Böyle yapmış olmakla, şeytana tabi olmuş oluyorlar. Bu hileye uyduktan sonra da kendilerini haklı zannediyorlar.

Şeytanın bu hilelerine uyan kimselere şu ayeti kerimeyi hatırlatıyorum: “Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.” (Fatır; 8)

Görüldüğü gibi bu davranışların, İslami hizmetlere ve müminlere büyük zarar verdiği, Allah-u Zülcelâl tarafından ayet-i kerimeyle bizlere açıkça beyan edilmiştir.

Bütün bunlardan sonra bize düşen görev; mümin kardeşlerimize şefkat ve merhametle davranmak ve onları Allah için sevmektir.”
Seyda Muhammed Konyevi -rahmetullahi aleyh-

“Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı “Müminler ancak kardeştir,” (Hucurat Sûresi, 10) kal’a-i kudsiyesi içine giriniz; tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz.

Malûmdur ki; iki kahraman birbiriyle boğuşurken; bir çocuk, ikisini de dövebilir. Bir mizanda iki dağ birbirine karşı müvazenede bulunsa; bir küçük taş, müvazenelerini bozup onlarla oynayabilir; birini yukarı, birini aşağı indirir. İşte ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.

Hayat-ı içtimaiyenizle alâkanız varsa, “Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir." (Buharî, Salât: 88; Edeb: 36) düstur-u âliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefalet-i dünyeviyeden ve şekavet-i uhreviyeden kurtulunuz!..”
Bediuzzaman Said Nursi –rahmetullahi aleyh-

“Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah’ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir. Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler.”
Süleyman Hilmi Tunahan -rahmetullahi aleyh-

Mümin kardeşlerinizin hatalı ve kusurlu yönlerine bakmayın. Hatasız, günahsız insan bulamazsınız. Onların iyi sıfatlarına, güzel yönlerine bakın. Gözünüzü kendi nefsinizin hata ve kusurlarına dikin. Şayet böyle yapmazsanız kimseyi sevemez, nefsinizi beğenir ve kendinizi insanlardan üstün görmeye başlarsınız. Böylece, Allah korusun, ucub, kibir ve gıybet bataklığına saplanıp helake sürüklenirsiniz.
Muhammed Raşid Erol -rahmetullahi aleyh-

İslâm kardeşliği, Allâh’ın mü’minler arasına koyduğu öyle ulvî bir hukuktur ki, lâyıkıyla riâyet edildiğinde, ecri muhteşemdir. Fertlerin ve toplumun huzur, sürur ve saâdet kaynağıdır. Yine İslâm kardeşliği; bütün mü’minleri gönlün muhabbet iklîmine alabilmek, samîmî ve candan bir dost olabilmek, kardeşinin sevinciyle sevinip derdiyle dertlenmek, zor zamanında tesellî kaynağı olup gerektiğinde nefsinden fedâkârlıkta bulunabilmektir.
Osman Nuri Topbaş –rahmetullahi aleyh-

“İslam camiasının ayakta durabilmesi için yegâne vasıta; müslümanların birbirlerini sevmesine bağlıdır. Namaz, oruç, zekat... Bunlar ayrı hususi ibadetler. Herkesin kendisine aittir. Sevabı kendisine, günahı kendisine. Fakat İslam camiasının ayakta tutulabilmesi, Müslümanların birbirlerini candan sevmelerine bağlıdır. Bundan dolayıdır ki, Hazreti Allah-u celle ve âlâ bizleri kardeş olarak beyan etmiştir. Bu kardeşlik bizlere anneden, babadan miras değil, Hazreti Allah-u celle ve âlânın bir lütfu ihsanı ile verilmiş bir kardeşliktir. Binaenaleyh bu kardeşlik, öz kardeşlikten daha üstün ve daha âlâdır.”
/i>Mehmed Zahid Kotku -rahmetullahi aleyh-

* “(Ey müminler) Allah'a ve Peygamberine itaat edin; birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkup gevşersiniz ve rüzgarınız, (kuvvetiniz) gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 46)


Sayı : 23
Büyük Kapak