Bu Altı Şeyi Garip Bırakmayın

Sayı : 41 / Temmuz 2015, Konu Başlığı : Hadis-i Şerif

سِتَّةُ اَشْيَاءَ هُنَّ غَرِيبَةٌ فِى سِتَّةِ مَوَاضِعَ اَلْمَسِجْدُ غَرِيبٌ فِيمَا بَيْنَ قَوْمٍ لاَ يُصَلُّونَ فِيهِ وَالْمُصَحَفُ غَرِيبٌ فِى مَنْزِلِ قَوْمٍ لاَ يَقْرَؤُنَ فِيهِ وَالْقُرْآنُ غَرِيبٌ فِى جَوْفِ الْفَاسِقِ وَالْمَرْأَةُ الْمُسْلِمَةُ الصَّالِحَتُ غَرِيبَةٌ فِى يَدِ رَجُلٍ ظَالِمٍ سَيِّئِ الْخُلُقِ وَالرَّجُلُ الْمُسْلِمُ الصَّالِحُ غَرِيبٌ فِى يَدِ امْرَأَةٍ رَدِيَّةٍ سَيِّئَةِ الْخُلُقِ وَ الْعَالِمُ غَرِيبٌ بَيْنَ قَوْمٍ لاَ يَسْمَعُونَ اِلَيْهِ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم اِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لاَ يَنْظُرُ اِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ نَظَرَ الرَّحْمَةِ



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Altı şey, altı yerde gariptir.

* Mescid, cemaatle namaz kılmayan kavmin arasında gariptir.

* Mushaf, Kuran okunmayan evde gariptir.

* Ezberlenmiş Kuran, fasık kişinin kalbinde gariptir.

* Müslüman ve saliha bir kadın, zalim ve kötü huylu bir erkeğin elinde gariptir.

* Müslüman ve salih bir erkek, söz dinlemeyen ve kötü huylu bir kadının elinde gariptir.

* Âlim, kendisini dinlemeyen bir kavmin arasında gariptir.

Allah-u Teâlâ, onları garip bırakanlara kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.” (Taberanî)

Peygamber efendimiz, kıyamet günü Allah’ın rahmetinden mahrum kalacak bir takım kişilerden bahsetmektedir. Bunlar, Allah'ın kendilerine nasip ettiği bazı nimetlerin kıymetini bilmeyip, onlara gereği gibi şükretmeyen, lüzumlu ilgiyi göstermeyen kişilerdir.

Birincisi, Müslüman bir ülkede yaşayan, her yanda güzel camileri bulunan ama o camilerde namaz kılmayıp garip bırakanlar.

Allah-u Zülcelal buyuruyor ki, “Mescidler şüphesiz Allah'ındır” (Cin 18) Ezanlar da Allah'ın davetidir. Allah'ın davetine koşmayıp camileri boş bırakanlara Allah-u Zülcelâl ahiret gününde rahmetle bakmayacaktır.
Ne yazık ki bazı semtlerde binlerce kişi yaşadığı halde camilerde bir iki saf cemaat zor bulunmaktadır. Hâlbuki o camiler, nice fedakârlıkla inşa ve imar edilmişlerdir. Ecdadımızın bize miras bıraktığı bu ölmez eserleri hem içinde namaz kılmaya devam ederek hem de hayatın merkezi haline getirerek ihya etmeliyiz.

İkincisi, Kuran-ı Kerimi ilgisiz bırakmak, okumamak ve hükümleriyle amel etmemektir. Kuran Allah'ın kelamıdır. Peygamber efendimiz Kuran okuyana, her bir harf için on sevap vaad edildiğini bildirmiştir: “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa, onun için bir sevap vardır. Her sevap da on misli kadar artar. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir, demiyorum; ‘elif’ bir harf, ‘lâm’ bir harf, ‘mîm’ de bir harftir.” (Tirmizi, Sevabü'l-icâz) Böyle mükafat varken ihmal edip okumamak, bu nimete nankörlüktür.

Üçüncüsü, fasık ve günahkâr bir kimsenin kalbindeki, yani ezberindeki Kuran gariptir. Kuran-ı Kerimin emir ve yasakları bizim iki dünyada kurtuluş reçetemizdir. Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor; “Kuran; muttakiler için hidayettir.” (Bakara; 2)

Muttaki, Allah'ın emir ve nehiylerine karşı gelmekten sakınan demektir. Kuran-ı Kerim ancak Allah'a karşı muttaki olan kişiler için kurtuluştur. Eğer bir kimse, Kuran-ı Kerim’i ezberlemesine rağmen emir ve yasaklarına aldırış etmiyor, günah işliyorsa Kuran’ı garip bırakmış demektir. Allah kendisine Kuran eğitimi nasip ettiği halde bu nimete nankörlük eden kişiler, hasbelkader cahil kalmış kişilerle kendilerini bir tutmamalıdır. Mademki Allah-u Zülcelâl onlara bu nimeti nasip etmiş, bu nimetin şükrünü eda etmeli, Kuran-ı Kerim’in hükümlerine uymalıdırlar.

Dördüncüsü, Müslüman ve saliha bir hanım, zalim ve kötü huylu bir erkeğin elinde gariptir. Esasen Müslüman ve saliha bir hanımla evlenmek, şu dünyada ele geçecek en güzel nasiplerden biridir. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Allah-u Zülcelâl kimi zikreden bir dil, şükreden bir kalp, belalara sabreden bir beden ve saliha bir hanım ile rızıklandırmış ise, ona (iki dünyada hayır vererek,) üzerindeki nimetlerini tamama erdirmiş demektir.”(Tirmizi 3094, İbni Mace 1856)

İnsan böyle saliha bir hanımı olduğu halde kıymetini bilmez, zulmederse Allah-u Zülcelal ona rahmetiyle bakmaz.

Bunun tam tersi de geçerlidir. Bir kadın için de, kocasının salih bir mümin olması büyük bir nimettir. Bir kadın bunun kıymetini bilmez nankörlük eder, kötü huylu davranarak hayatını zehir ederse Allah-u Zülcelâl ona rahmetiyle nazar etmez. Hâlbuki kocasının rızasını kazanırsa iki dünyası da cennet olur. "Bir kadın kocası kendisinden memnun olarak ölürse cennete girer." (İbn Mace, Nikah, 4)

Son olarak, âlimler de, içinde bulundukları toplumlar için büyük bir nimettir. Onlar ilim öğrenmek için nice yıllar boyunca heva ve heveslerini feda edip, gençliklerini, zekâlarını, gayret ve himmetlerini ilim öğrenmeye ve insanlara faydalı olmaya adamışlardır. Peygamberimiz buyuruyor ki, “…Âlimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar, ancak ilim miras bırakırlar. Şu halde o ilmi alan büyük bir pay almış demektir." (Buhari, İlm, 10)

Peygamberin mirasına sahip çıkan alimler nasip etmesi, Allah'ın bu ümmete karşı büyük bir lütfu ihsanıdır. Eğer bir toplum bu ihsanın kıymetini bilmez, âlimleri dinlemez, nasihatlerini tutmazsa onu garip bırakmış sayılırlar. Allah-u Zülcelâl böyle nankörlük edenlerden rahmetini esirger.


Sayı : 41
Büyük Kapak