Büyüklerden Nasihatler

Sayı : 57 / Kasım 2016, Konu Başlığı : Hikmet Pınarı

Bayezid-i Bestami rahmetullahi aleyh bir defasında şöyle buyurdu;

"Dilini, Allah-u Teala'nın ismini anmaktan başka işlerle uğraşmaktan ve başka şeyler konuşmaktan koru. Nefsini hesaba çek. İlme yapış ve edebi muhafaza et. Hak ve hukuka riayet et. İbadetten ayrılma. Güzel ahlaklı, merhamet sahibi ve yumuşak ol. Allah-u Teâlâ'yı unutturacak her şeyden uzak dur ve onlara kapılma!"



İmam Şafiî rahmetullahi aleyh hazretleri, çocuk terbiyesi hususunda şöyle nasihat etmiştir:

Çocuklarını ıslah etmeden evvel kendini düzeltmeye bak! Onlara örnek olacaksın, zira onların gözleri senin gözlerine takılıdır. Onlar nezdinde güzel olan, senin güzel gördüğündür. Onlarda çirkin ve hayırsız sandığın da senin razı olmadığın, kerih gördüğün şeylerdir.
Onlara Allah’ın Kitabını öğret! Ama sakın ha zorlama ve bıktırma! Onları kelamullah’tan soğutma! Onlara (hikmetli) şiirlerin nezih ve güzel olanını öğret! Hadisin en sahih ve yüce olanını öğret! Bir ilmi sapasağlam öğretmeden hemen başka bir ilmi öğretmeye kalkma! Zira sözlerin kulağa karışık ve üst üste gelişi anlamayı güçleştirir, zihni saptırır.


Cüneyd-i Bağdâdî rahmetullahi aleyh'e; "İhlâsı kimden öğrendiniz?" diye sorduklarında; şunları anlattı:

"Mekke-i Mükerreme’de bulunuyordum. Bir berber gördüm. Ona;
- Allah rızası için benim saçlarımı kısaltabilir misin? dedim. Berber:
- Elbette, dedi. O sırada, mevki sahibi birini tıraş etmekte idi. Hemen tıraşı bırakıp;
- Efendi, kalk. Bir kimse Allah için bir şey istedi mi, bütün işler durur, derhal ona bakılır, dedi. Sonra berber koltuğuna beni oturtup tıraş etti. Sonra da bana bir miktar altın verip;
- İhtiyaçların için lâzım olur, onlara harcarsın, dedi. Ben bu hâle çok hayret ettim ve elime geçecek ilk parayı kendisine hediye etmeye niyet ettim.
Bir süre sonra bana Basra'dan bir kese altın gönderdiler. Hemen götürüp o keseyi ona verince sebebini sordu. Ben de niyetimi açıkladım. Bunun üzerine bana;
"Sen, ‘Allah rızâsı için beni tıraş et.’ dedin. Ben de o niyetle seni tıraş ettim. Şimdi bunları alırsam, niyetimde bir değişme olmasından korkuyorum." dedi. (İşte ihlası o kişiden öğrendim.)


Cafer-i Sadık rahmetullahi aleyh, Müslümanların birbirine karşı hüsnü zan sahibi olması konusunda şöyle buyurmuştur:

“Müslüman kardeşinizden manasını anlamadığınız bir söz duyarsanız iyiye yorumlayınız. Daha iyisi mümkün olmayacak kadar iyiye yorumlayınız. Anlayamamaktan dolayı kendinizi ayıplayınız!”


Ebubekir el-Verrak rahmetullahi aleyh, alimleri çok seven, tasavvuf ehli ir zat idi. Oğlunu mektebe göndermişti. Bir gün çocuk mektepten döndüğü zaman benzinin sapsarı olduğunu ve vücudunun titrediğini gördü. Sebebini sorduğunda çocuk şöyle dedi:
- Hocam bugün bana bir âyet-i kerîme öğretti. O âyette Cenâb-ı Hak:
“Eğer siz (dünyâda) küfrederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günde (kıyâmet gününün şiddet ve azâbından) kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?" (Müzemmil; 17) buyuruyordu. İşte bu ayetin şiddetinden böyle oldum. dedi.
Çocuk hastalandı ve bir müddet sonra da vefât etti. Ebû Bekr el-Verrâk zaman zaman oğlunun mezarının başında ağlayarak kendi kendine şöyle derdi:
- Ey Ebû Bekr! Çocuğun bir âyet işitmekle hastalanıp can verdi. Bunca yıldır Kur'ân-ı kerîm okur hatmedersin, sana bir şey olmuyor. Yoksa kalbin taş mıdır?"



Pek çok talebe yetiştiren büyük alimlerden Ahmed Gazalî rahmetullahi aleyh ilim talep edenlere şöyle nasihat ederdi:

“lim isteyen önce nefsini kötü ahlak ve huylardan temizlemelidir. Çünkü ilim öğrenmek, kalbi imar etmekle olur. Azaların vazifesi olan namaz, nasıl necasetten temizlenmeden olmuyorsa, kalbin ilim ile tamiri de ancak kalbi her türlü kötü sıfat ve vasıflardan, fena huylardan temizlendikten sonra olur.”



Ahmed el- Rufai rahmetullahi aleyh hazretleri talebelerine sohbetin adabını şöyle öğretmişti:

“Kendinden üstün olanlarla sohbetin edebi, onlara hizmet etmektir. Seninle müsavi ve denk olanlarla edebi ise, onları kendine tercih etmendir. Senden maddeten ve manen ve yaş itibariyle küçük olanlara karşı edebin ise onları şefkatle nasihat ve terbiyedir.”



Ebu'l-Hasan Harakanî rahmetullahi aleyh bir defasında şöyle anlattı;

İki kardeş vardı. Geceleri sırayla annelerine hizmet ederlerdi. Biri annesine hizmet ederken diğeri ibadet ederdi.
Bir akşam, Allah-u Teâlâ'ya ibadet eden kardeş, yaptığı ibadetten aldığı zevkle kardeşine dedi ki:
- Anneme bu gece de sen hizmet et, ben ibadet edeyim.
Kardeşi bu teklifi kabul edince o geceyi de ibadetle geçirmeye niyetlendi. Fakat secde esnasında uykuya daldı ve bir rüya gördü. Rüyasında bir ses;
“Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık!” deyince, genç;
- Ben Allah-u Teâlâ’ya ibadet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat beni, onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi. Ses ona;
“Evet, senin yaptığın ibadetlere bizim hiç ihtiyacımız yok. Fakat kardeşinin annene yaptığı hizmetlere, annenin ihtiyacı vardı,” dedi.


Sayı : 57
Büyük Kapak