Canavarlar ve Kurbanlar

Sayı : 23 / Ocak 2014, Konu Başlığı : Goncagül

Meryem Hanım elinde tahlil sonuçlarıyla bekleme salonuna girdi. Sırasının gelmesini beklerken gazete okuyan bir Hanım başını kaldırıp ona şöyle bir baktı. Daha sonra sırasının geldiğini görünce elindeki gazeteyi açık bırakarak kalkıp doktorun odasına girdi.

Açık duran gazetedeki bir haber, Meryem Hanımın dikkatini çekmişti. Habere göre, bir dizi oyuncusu gayri meşru ilişkisinden hamile kalmıştı. Bebeğin babası ise bebeği istemiyor, kadının kürtaj olmasını istiyor, hatta kürtaj olmak istemiyor diye kadını adeta suçluyordu. Tarihi simalara iftiralarla dolu olduğu için eleştirilen dizi, yeni bir muhteşem rezalete daha imza atmıştı.

Pek magazin gazeteler okuma âdeti olmaya Meryem Hanım adeta şok olmuştu. “Nefsinin esiri olan insan nasıl da canavarlaşıyor” diye geçirdi içinden, “Ünlü bir kadın bile bu muameleye uğrayabildikten sonra, sıradan kadın ve kızlar kim bilir ne durumlara düşüyor?”

Bebeğini öldürmeye mecbur kalmak…

Kendisi evlat sahibi olmak için doktor kapılarını aşındırıyor, acı veren teşhis ve tedavilere katlanıyordu. “Kürtaj hakkı” diye sokaklara dökülen kadınların ne kadar ahmak olduklarını düşündü bir an için. İnsanlığını kaybetmeden bir insan, hele bir anne, evladını öldürmek isteyebilir miydi?

Sırasının geldiğini görünce düşüncelerden sıyrıldı ve doktorun yanına girdi. İçinden; dua ediyordu, “Allahım! Ben yalnız senden istiyorum. Bize hayırlı bir evlat nasip et, ne olur.”



Kış geldiğinden beri havalar erkenden kararıyordu ve akşamlar bir türlü geçmek bilmiyordu. Neyse ki bu akşam çok sevdiği bir dostları oturmaya gelecekti.

Çayın yanında ikram etmek için bir şeyler hazırlarken eşi de içeride televizyon seyrediyordu. Haberlerde geçen bir cümle ona yeni bir şok yaşattı! “Bir kadının gayr-i meşru bebeğini bırakıp on günlük tatile gittiğinden ve döndüğünde onu ölü bulduğundan bahsediliyordu. Üstelik kadın öğretmendi!”

Meryem Hanımın duyguları karmakarışık olmuştu. Evlendikleri günden bu yana evlat hasretiyle yanıp tutuşuyorlardı. Allah yolunda yetiştirecekleri bir çocukları olsun istiyorlardı. Ama Allah'ın kolayca çocuk verdiği insanlar, o masum yavrulara ne yapıyordu böyle? Hiç mi acımıyorlardı? Hiç mi Allah’tan korkmuyorlardı?

Misafiri geldiğinden yüreğindeki hüzün hala dağılmamıştı. Samimi arkadaşı Zehra Hanıma içini döktü.

- Bu ne haldir ya! İnsanlar canavarlaşmış mı nedir? Kürtaj ne demek? İnsan, bir bebeği tatlı uykusundan uyandırmaya bile kıyamaz. O yumuk yumuk elleri, ayakları, el yordamıyla yakalayıp kesmek, anne rahminden parçalayarak söküp çıkarmak! Hiçbir zaruret yokken insan bunu nasıl yapar?

Zehra Hanım arkadaşına hak verdi:

- Günahlarla kalbi katılaşmış bir insan, vahşi hayvanlardan bile daha acımasız olabiliyor… Kendi keyfinden başka hiçbir şey düşünmüyor. Bunlar büyük ibret aslında. Yaşadığı hayatın insanı nasıl insanlıktan çıkardığını gözler önüne seriyor.

Meryem Hanımın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

- Hayret bir şey! Bir anne bebeğinin öksürmesine bile dayanamaz. Nasıl olur da bırakıp gider? Zavallı yavrucak açlıktan susuzluktan ağlaya ağlaya ölüp gitmiş… Bunlar insanlıktan çıkmış!

Zehra Hanım biraz tereddütten sonra:

- Meryem kardeşim, biz Müslümanlara, meseleye medyanın gösterdiği şekilde bakmak yakışmaz bence. Medya meseleyi fazlasıyla şahsileştiriyor, sanki bu hadise sadece bu kadının suçuymuş gibi veriyor. Halbuki içinde yaşadığımız düzen bunun gibi daha nice felaketlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Bir yandan gençlere evlenmeyi zorlaştırıyoruz, bir yandan evlilik dışı ilişkileri bütün medya vasıtasıyla özendiriyoruz. Yasalarımız zinayı suç saymıyor, kürtajı da bu durumda tabi ki yasaklayamıyor. Bunun sonucunda olan masum bebeklere oluyor. Tabi ki bu işten, hislerine mağlup, aklı ermez kadın ve kızlar da çok büyük zarar görüyor. Kim bilir daha bilmediğimiz nice acılar yaşanıyor…

Meryem Hanımın hıçkırıkları biraz olsun dinmişti. Düşünceli bir şekilde ekledi:

- Zaten bir çocuğu gayr-i meşru bir şekilde dünyaya getirmek de büyük bir vebal… Hayatı boyunca baba himayesinden ve nikâhlı bir aile çocuğu olma şerefinden mahrum yaşayacak. Bunu kendilerine ve çocuklarına neden yapıyorlar ki?

- Neden mi yapıyorlar? Çünkü bütün bunlar normalmiş, sıradanmış, hem ayıp da görülmemeliymiş, hatta kadınlar için bir hakmış, özgürlükmüş diye lanse eden bir medyamız var. Hisleriyle hareket etmeyi marifet gibi gösteren dizilerimiz var. Günahı sevabı öğretmeyen, aksine günah kelimesini modası geçmiş bir kelime gibi gösteren bir eğitim sistemimiz var. Allah aşkına, başka ne beklersin ki…

- İçler acısı bir durum gerçekten… Aslında canavarlaşanlar da bir kurban… Nefsinin ve bu nefsanî uygarlığın (!) kurbanı…


Sayı : 23
Büyük Kapak