Cömert misiniz?

Sayı : 22 / Aralık 2013, Konu Başlığı : Kendimizi Tanıyalım

Birisi bize cimri dese kızmayacak kimse yok gibidir. Neredeyse hepimiz gerektiği kadar cömert olduğumuzu düşünürüz. Birçok zaman “Biraz tutumluyum ama asla cimri değilim,” diye kendimizi savunuruz.

Elbette cimrilikten kurtulmak namına saçıp savurmamız da asla doğru değildir. Güzel ahlakın özü, her hususta orta yoldan ayrılmamaktır. Peki, ölçümüz ne olmalı?

İşte İslam ahlakına göre cömert olmanın derecelerini sunuyoruz.

1- Ailenizin geçimini sağlamak, misafir ağırlamak, alınması adet olan hediyeleri almak gibi harcamalar size nasıl duygular hissettirir? Tercihleriniz nasıl olur?

a-
Masraflar da hiç bitmiyor. Biraz canım sıkılır. Söylene söylene alırım, mümkünse almadan geçiştirmeye çalışırım. Alabildiğim kadar ucuza almaya çalışırım.

b- İmkanım elveriyorsa ailemi sevindirmek, misafirlerime ikram etmek beni çok mutlu eder. Bütçeme uymak şartıyla iyisini almaya gayret ederim. İnsanları sevindirme fırsatı verdiği için Allaha şükrederim
.
Cevap: Cömertliğin asgari seviyesi, üzerimize vacip olan nafakaları ve ikramları gönüllüce, seve seve yapmaktır. Bunlarda eli sıkılık yapmak, sanki etinden bir parça koparılacakmış gibi canı sıkılmak cimrilik göstergesidir. İnsan en yakınları için bile harcayamıyor veya harcarken öfkeleniyorsa ciddi derecede cimri demektir.

Mal mülk bize emanettir, üzerimize borç olan harcamaları yapmayıp biriktirmeye çalışmak emanete ihanet olur. Allah-u Zülcelalin bizim vasıtamızla rızık veriyor olması, bize bu imkânı bahşetmesi bizim için bir lütuftur. Buna güzelce şükretmek icap eder.

2- Çok istediğiniz bir şeyi almak için bir süreden beridir para biriktiriyorsunuz. Fakat yakın bir akrabanız arayıp sizden tam da biriktirdiğiniz para kadar yardım istedi. Ne yaparsınız?

a-
Parayı niçin istediğini sorarım. Çok hayati bir konu değilse, o kadar paramın olmadığını söylerim. Çok acil bir durum ise birazını veririm.

b- Param varken nasıl vermem? Mademki yakınımın ihtiyacı var, onun sıkıntıda kalmasına gönlüm razı olmaz. Arzu ettiğim eşyayı almam şart değil, biraz daha bekleyebilir.

Cevap: Çoğumuz cimriliği, çok malı mülkü olup da vermemek olarak düşünürüz. Hâlbuki cimrilik, elde olan ihtiyaç fazlasını muhtaç olana vermemektir. Cömert olmak için çok zengin olmayı bekleyen hiçbir zaman cömertliğe fırsat bulamaz. Çünkü nefsin istekleri bitmez. İmkânlar arttıkça nefis daha fazlasını istemeye ümitlenir. Bugün eldeki imkânlardan vermek için nefsinin istediği bir şeyi erteleyemiyorsan yarın da bunu yapamazsın.

Komşu ve akrabalara iyilik yapmak, dara düştükleri zaman yardımlarına koşmak cimrilikten kurtulup cömertliğe adım atma sınırıdır. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam, “Zekâtını veren, misafire ziyafet çeken ve bir felaket anında başkalarına yardımda bulunan cimrilikten kurtulur.” (Buharî, Mezalim 8) buyurmuştur.

3- Geçiminizi sağlayacak kadar kazanan ama fazla birikimi olmayan bir insansınız. Bir hayır işi için yardım toplanıyor. Sizden de yardım isteniyor. Ne düşünürsünüz?

a-
Benim ihtiyacımdan fazla birikimim yok ki. Zekât vermekle bile sorumlu değilim. Ne diye nafile vereyim? Fazla imkânım olsa zor günler için birikim yapardım. Ya aniden paraya ihtiyacım olsa, kime avuç açarım?

b- Gerçi ihtiyacımdan fazla imkanım yok ama Allah bana bugün ihtiyacımı giderecek kadar gelir verdiyse buna şükretmeliyim. Bugün bu gelire şükür için bir şeyler verirsem yarın daha çok verir. Mümkün olduğu kadar tasarruflu davranarak gücüm yettiği kadar bir şeyler veririm.

Cevap: Cimrilik, zengin olma umuduyla veya fakir düşerim korkusuyla eldekini harcamaktan kaçınmak demektir. Nefis daima cimriliği emreder. Çünkü nefs ebediyen bu dünyada yaşayacakmış gibi zanneder ve elindekileri sahiplenmekle fakirlikten korunacağını sanır. Hâlbuki her günün rızkını Allah-u Zülcelâl vermektedir. Eğer verdiklerini nefsimiz için saklamak yerine onun rızasını gözeterek infak edersek rızkımızı genişleteceğini vaad etmiştir.

Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam yarın için hiçbir şey saklamaz, kendisinden bir şey istendiğinde “hayır” demezdi. Eğer varsa hemen verirdi, yoksa bulma ümidiyle gayret ederdi. Hiçbir çaresi olmazsa sükût ederdi. Hatta birçok zaman muhtaca vermekle kendisi aç kalırdı.

Cömertliğin en yüksek derecesi kendi ihtiyacından kısıtlamaya giderek İslam davasını ve Müslüman kardeşini nefsine tercih etmendir. Bu Peygamberin ve sahabenin yüksek ahlakıdır. Cömertliğin bu derecesine îsâr denir.

İsar ahlakı hususunda Abdullah b. Ömer radıyallahu anhu şöyle demiştir:

“Ashab-ı Kiram’dan fakir birisine kızartılmış bir koyun kellesi hediye edildi. Kendisi ve çocukları bu yiyeceğe muhtaçtı. Bu halde iken kelleyi getirene;

– Onu şu falancı komşuma götür. O ve çocukları bizden daha muhtaç halde, dedi ve oraya gönderdi.

O da aynı şekilde diğer bir komşusuna gönderdi. O da bir başkasına gönderdi ve sonuçta kelle ilk götürüldüğü yere geri döndü. Çünkü en muhtaç olanı o idi.”


Sayı : 22
Büyük Kapak