Cuma Namazının Bereketi

Sayı : 54 / Ağustos 2016, Konu Başlığı : Masal Annesi

Namazlarını kılmaya önem veren, bilhassa Cuma namazını aksatmamaya çok dikkat eden bir adam vardı. Bir Cuma günü adamın karısı:

- Efendi, evde hiç un kalmamış. Ambardan birkaç çuval buğdayı değirmene götürüp öğütsen iyi olur. Ben de sen gelinceye kadar mayayı hazırlar, ateşi yakarım. Sen unu getirdiğin zaman hamur yoğurup ekmeğinizi yaparım. Çocuklar karınları aç gelecekler.

Onlar gelene kadar ekmeği yapmış olurum, dedi.

Adam düşündü. “Bugün Cuma namazı var. Ama değirmene gidip gelmem fazla sürmez, öğle vaktine kadar dönmüş olurum,” dedi.

Ambara gidip eşeğin sırtına birkaç çuval buğday yükledi ve öğütmeye götürdü. Tam değirmene geldiği sırada eşek huysuzlanmaya başladı. Sırtındaki buğday çuvallarını indirir indirmez koşmaya başlayan eşek birden gözden kayboldu. Adam şaşırıp kalmıştı.

Eşeğin peşine düşerse köyden uzaklaşacak, Cuma namazını kaçıracaktı.

Bu yetmezmiş gibi o sırada başka bir dert daha çıktı. Tarlasının yanındaki tarlanın sahibi haber göndermişti. Diyordu ki,

- Tarlaları sulama sırası senindir; hemen git; nöbetini kullanarak toprağına su ver. Sıranı kaçırırsan bir daha nöbet sana gelinceye kadar tarlanı sulayamazsın.

Adam, ne yapacağını şaşırmıştı. Eşeğin peşine düşüp geri getirmezse kurda kuşa yem olabilirdi. Tarlasını sulamazsa ekinleri kuruyabilirdi. O eşeğe de, ekinlere de ailesinin ihtiyacı vardı. Dahası eşeği geri getirmezse öğütülen buğdayları evine neyle götürecekti? Hanımı ekmek yapmak için hazırlık yapmış un beklemekteydi.

Adam bu işlerin hangisine yetişeceğini şaşırmışken Cuma namazının vakti de iyice yaklaşmıştı. Adam kendi kendine düşündü:

“Cenab-ı Allah bize şöyle emretmiş: ‘Cuma ezanı okunduğu zaman, dünyalık işlerinizi bırakarak Allah’a ibadet etmeye koşunuz. Cumadan çıktıktan sonra işlerinize dağılarak helal yollardan geçiminizin peşine düşünüz.’

Şimdi bana düşen, Allah'ın emrini yerine getirmektir. Namaz bitince işlerimin başına dönerim. Bana bunca nimeti veren Rabbim değil mi? Elbette O’nun emrine itaat ettiğim zaman işlerime bir hal çaresi vermeye de kadirdir. Şimdi Allah'a tevekkül edeceğim ve ne olursa olsun Cuma namazına gideceğim,” dedi.

Adam dediği gibi yaptı. Sanki hiç işi gücü yokmuş gibi sükûnetle abdestini alıp camiye gitti. Hutbeyi can kulağıyla dinledi. Huşu ile namazını eda etti. Herkes camiden dağılınca o da kalkıp evinin yolunu tuttu. Eve gidince bir de baktı ki hanımı hamur yoğurup ekmek yapmış.

- Sana unu kim getirdi? Diye sordu.

- Sorma bey, bizim komşu değirmene buğday öğütmeye gitmiş. Fakat yanlışlıkla bizim un çuvallarını kendisinin zannederek eşeğine yükleyip eve getirmiş. Eve gelince kendisinin olmadığını fark etmiş. Bize getiriverdi sağ olsun.

O sırada adam eşeğinin sesini duydu. Gidip bakınca eşeğinin ahırda bağlı olduğunu gördü. İyice şaşırmıştı.

- Hanım, bizim eşek kaçmıştı. Bunu kim getirip bağladı?

- Bizim oğlan mektepten dönerken bir bakmış bizim eşek evimizin bahçe kapısına kadar gelmiş dikiliyor. Sanki birisi eşeği bu tarafa doğru yollamış yahut kendi evinin yoluna alışkın olduğu için kendiliğinden evine dönmüş. Oğlan da hemen eşeği yerine koyup bağladı, camiye koştu.

- Sübhanallah. Rabbime hamdolsun. Öyleyse geriye tarlayı sulama işi kaldı. Siz yemeğinizi yiyin, ben gidip bir bakayım. Eğer sıram hala geçmemişse tarlayı sulayayım da ekinler kurumasın.

- Merak etme bey, otur yemeğini rahatça ye. Biraz evvel komşu gelip haber verdi. Bizim tarla komşusu kendi tarlasını sularken bir işi çıkmış. Geri dönünceye kadar su nasıl olsuysa taşmış ve bizim tarlayı da sulamış. Yani gitmene bile gerek kalmadan o iş de halloldu.

Adam bu hal karşısında çok büyük sevinç duymuştu. Sevinç gözyaşları içinde;

- Yahu hanım, Allah-u Teâlâ bugün beni imtihan etti; “Bakalım kulum benim emrimi yerine getirmeye mi koşacak yoksa dünya işlerine mi koşacak,” diye. Hamdolsun Rabbim kalbime hidayet verdi de ben dünya işi için ibadetimi aksatmadım. Rabbim de bütün işlerimi yoluna koyuverdi. Baksana, namazdan önce başıma dert olan bütün meseleler, neredeyse kendiliğinden halloluvermiş, dedi.

Ailecek sofraya oturdular ve gönül rahatlığıyla yemeklerini yiyip Allah'a şükrettiler.


Sayı : 54
Büyük Kapak