Dalga Dalga Gaflet

Yazar : Emre Uyar
Sayı : 23 / Ocak 2014, Konu Başlığı : Delikanlıca

Ne zaman internette bir arama yapsam, ilk sıralarda o konuyla alakalı açılmış başlıklarıyla sözlük siteleri çıkar. Her ne kadar “şunlara tıklayıp para kazandırmayayım, reklam almalarına yardım etmeyeyim” desem de, bazen nefsime uyar tıklarım ve ister istemez sinirlenirim.

Sözlük siteleri sanki memleketimden insan manzaraları gibidir. Orada garip bir şekilde herkes kendini hâkim bir pozisyonda görüp başkaları hakkında atar tutar. Ama bu sırada farkında olmadan kendini ele verir. Ne kadar düşüncesiz, umursamaz ve ağzı bozuk olduğunu gösterir.

Sahi, neden insanlar dalga geçmeyi bu kadar seviyor? Dalga geçmekle zekasını ve mizah yeteneğini mi ispatlamaya çalışıyor. Oysa birçok zaman sadece, o konunun ciddiyetini kavrayamadığını ortaya koymuş oluyor. Bilhassa mukaddesatla dalga geçmek, kişinin akılsızlığından başka neyi ispat eder ki?

Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın zamanında münafıklar da Müslümanların ezanıyla alay ederlerdi. Kuranı kerimde onların bu tavrının sebebi: “…Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır.” (Maide, 58) ayetiyle yorumlanıyor.

Dini konularla alay eden bu kişiler, acaba hiç kendilerine bakmıyorlar mı? Acaba ölüm, hep küçümsedikleri müminlere mahsus bir durum da, kendileri ölümsüz mü? O alay ettikleri şeylerin sonuçlarıyla karşılaşmayacaklarına nasıl emin olabiliyorlar?

Kur'an ı Kerim, dalgacılara ne güzel cevap veriyor: “Andolsun, senden önceki Peygamberler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, o maskaralık yapanları çepeçevre kuşatıverdi.” (En'am, 10)

Dalga geçmenin bir nedeni de, insanları incitmekten çekinmemek ve kişilik haklarına saygı duymamak…

Ne yazık ki başkalarıyla alay etmekten beslenen habis ruhlar da var bu dünyada. Mesela başkalarının düştüğü durumlara gülmek için tıklanan komik videolar var. Hatta bazı stand up programı sunucuları ve yetenek yarışmalarının jüri üyeleri, bu işi neredeyse profesyonel olarak, yani para kazanmak için yapıyor. İşin tuhaf tarafı, insanımızın bunları sırıtarak seyretmesi…

Bir insan incitiliyor. Bunda zevk alınacak ne var?

Bazı radyo programlarında da arsız tipli programcılar telefonla bağlandıkları kişilerle seviyesiz bir üslupla dalga geçiyor. Çoğu zaman da işinde gücünde, saf kalpli, kendisiyle alay edildiğinin farkında olmayıp iyi niyetle yardımcı olmaya çalışan kişilerle… Halbuki o kişi güzel bir davranış gösteriyor, yardımcı olmak istiyor, ama program sunucusu onun bu halini istismar ederek onunla alay ediyor.

Allah-u Zülcelâl bizi uyarıyor: “Ey iman edenler, bir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin, belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar…” (Hucurat, 11)

Biraz düşünsek, belki de hakkında kolayca dil oynatıp konuştuğumuz, bol keseden atıp tuttuğumuz kişi, Allah katında bizden daha hayırlıdır. Belki bu kibirli ve alaycı halimiz yüzünden Rabbimizin gazabını üzerimize çekiyoruz.

Rabbimiz insanları küçümseyen, inciten kibirli kişileri çok sert bir dille kınıyor ve ikaz ediyor:

"Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi ve başkalarını ayıplamayı âdet edinenlere yazıklar olsun." (Hümeze 1-3)

Hem başkaları hakkında konuşmaktan ne fayda umuyoruz ki? Bu kadar çok mu vaktimiz var?

Eğer insanlara, başkalarının yaptığını eleştirme hakkı elde etmek için kendisi ondan daha iyi bir şeyler yapmış olma şartı getirilseydi, kaç kişi bu hakkı elde edebilirdi? Hoş, bunu elde edebilecek kadar değerli işler ortaya koyabilen kişiler de böyle boş bir meşgaleyle vakit geçirmezdi ya...

Çünkü kendi yaptıklarıyla değer kazanmaya uğraşan kişilerin, başkalarıyla alay etmekle edinilecek sahte gurur maskesine ihtiyacı yoktur. Birileri onların kadrini bilmese de, onlar mutlaka eninde veya sonunda, hak edilmiş bir şerefle anılacaklardır. Onlarla dalga geçenleri ise ya kimse hatırlamayacaktır veya kötü bir adla anacaktır.

Hem başkalarını küçümsemekle, kötülemekle kişi kendini hiçbir surette yüceltmiş de olmaz. Bilakis, şunun bunun yaptıklarını konuşmaktan başka işi gücü olmayan bir avare olduğunu ortaya koymuş olur.

Elbette Müslümanlar da nehy-i münker yani kötülükten sakındırmak niyetiyle yanlışları eleştirirler. Ama Müslüman yaptığı her işi ihsan üzere, güzellikle, belli bir edep dairesinde yapmalıdır. Hele bu hassas görevi yaparken gayet dikkatli olmalı, kimsenin şahsiyetini rencide etmemeli, kimseyi nefret ettirmemelidir. Bunun için yanlışı dile getirirken sadece fiili hedeflemeli, şahısları hedef tahtasına oturtmamalıdır.

Her yersiz istihza sadece sahibini küçük düşürür… Mesela internette gazete okuyorsunuz; çok önemli hususlara değinmiş bir yazının altında bir sürü seviyesiz üslupta yorum görüyorsunuz. Belki bunları yazanların bir kısmı o yazarla aynı fikirde olmadığından, o görüşü çürütmek için böyle istihza ediyordur. Ancak bazen yorumun kalitesinden de anlaşılıyor ki, bunu yazan kişinin belli başlı bir maksadı bile yoktur. Sadece ciddiyetsizliğinden dolayı her konuyla dalga geçebiliyor. Bunlar hangi niyetle yapılırsa yapılsın, Müslümanlara yakışmıyor.

Bugün internette herkes bir yerlerde yazıp çizebiliyor, ahkâm kesebiliyor. Her imkân gibi bu imkânı da hesap verme şuuruyla ve sorumlulukla kullanmak gerekiyor.

Unutmayalım ki biz başkaları hakkında atıp tutarken birileri de bizim yaptıklarımızı gün gün yazıyor, kayıt altına alıyor. Öyleyse iki omzumuzdaki yazıcı melekleri unutup, dalgacılığın gafletine kapılmayalım.


Sayı : 23
Büyük Kapak