Demir Tavında Dövülür

Sayı : 67 / Eylül 2017, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Dilimizde yerleşmiş bazı deyim ve atasözlerimiz vardır ki, az sözle çok şey anlatır. Bunlardan biri de “Demir tavında dövülür,” atasözüdür.

Bu atasözümüz, “Her iş için en uygun bir zaman vardır. O zaman gelmeden de yapılamaz, o zamanı kaçırırsan da yapılamaz. O sebeple tam o zamanda yapmalısın. Zamana hakim olmalı, uygun zamanı kollamalısın. Yoksa fırsat elden kaçtıktan sonra pişman olursun.” Manasına gelir.

Bu söz demircilik mesleğinde geçerli bir kuraldan alınmıştır. Demirin istenilen biçime sokulabilmesi yani çekiçle dövülüp işlenebilmesi için önce ateş koru üzerinde iyice ısınıp kızarması gereklidir. Demir bu dereceye kadar ısınınca yumuşar, istenen şekle sokulabilir. Eğer o dereceye kadar ısıtmadan çekiç darbeleriyle şekillendirmek istersen boşuna enerji harcamış olursun. Eğer tavına geldiği halde şekil vermez kendi haline bırakırsan demir soğuyacaktır ve artık şekil veremezsin. Yani fırsatı kaçırmış olursun.

Tam yerini ve değerini bulması için her işin bir tavı yani “doğru zamanı” vardır. Batılılar da bu gerçeği “timing is everything” yani “Zamanlama her şeydir,” özlü sözüyle anlatıyorlar.

Bu gerçek birçok iş için geçerlidir ama en çok eğitim için geçerlidir. Eğitimde çocuğun o eğitimden fayda görmesi için belli bir çağa yani olgunluk seviyesine ulaşması gereklidir. Çok küçük yaşta iken ağır disiplin uygulayarak, fıtratına aykırı bir eğitim vermek çocuğun gelişim özelliklerine uymaz. Böyle zamansız bir eğitim, çocuğun zorlanmasına, kendini kötü hissetmesine, eğiticiden nefret duymasına ve eğitimi verilen şey her neyse ondan usanarak yüz çevirmesine sebep olur.

Öte yandan insan yavrusunun eğitimi ihmale gelmez. Gerekli eğitim ve terbiyeyi vermeyip kendi haline bırakılan bir çocuk, elbette çeşitli tesirlerin altında ve bilhassa nefsine hoş gelen telkinlere uyarak bir şekil alır. Terbiye çağı geçtikten sonra da o eğitimi geriye döndürmek zorlaşır. Çünkü nefis canının istediği gibi yaşamaya alışmıştır, kurallarla sınırlanmak istemez.

Her eğitim için bir “en uygun zaman” kuralı geçerli olduğu gibi en çok da edep ve haya eğitimi için bu kural geçerlidir. Günümüzde ailelerin bu konuda ifrat ve tefrite savrulmadan, tam dengede davranması çok önemlidir.

Mesela başta kızlarımız olmak üzere çocuklarımızın giyim kuşamında, oturup kalkmasında, konuşmasında, gülmesinde belli bir edep eğitimine ciddi ihtiyaç vardır. Bu eğitimin zamanı kollanmalı, ne çok erken ve aşırı, ne de çok geç ve özensiz davranmalıdır.

Haya Aklın Nurudur

İmam Gazali hazretleri çocuk eğitimi hakkındaki eserinde, çocuğa eğitim ve terbiye vermenin öneminden bahsettikten sonra şöyle der:

“Çocukta aklı erme alâmetleri görüldüğü zaman, onu güzelce yetiştirmek gerekir. Bunun ilk alameti, hayâ duygusunun belirmesidir. Çocuk, utanarak bir kısım fiilleri terk etmeye başlamışsa, aklın nûru onun üzerinde doğmuş demektir. Bu Allah Teâlâ’nın çocuğa vermiş olduğu bir hediyedir. Bu durum, çocuğun ahlâkının olgunluğa döndüğünü, kalbinin saflığa kavuştuğunu gösterir ve çocuğun bülûğ çağında aklının kemâle ereceğini de müjdeler. Bu bakımdan utangaç bir çocuğu başıboş bırakmak uygun değildir. Aksine ona utanması ve utanmaması gereken şeyleri öğretmek sûretiyle onun edebine yardım etmelidir.”

Demek ki çocuğun utanılacak şeyleri anlayabilmesi için belli bir çağa gelmesi gerekmektedir. O çağ belki çocuğun zeka seviyesi vesaire faktörlerle çocuktan çocuğa değişebilir. Ancak temyiz çağı yani iyiyi kötüden ayırt etme kabiliyetinin başladığı çağın 7-9 yaş arası olduğu kabul edilmiştir.

Bu yaşlardaki bir çocuk ayıp, günah ne demektir, anlayabilir. Neyin neden günah olduğunu da anlaması zor olmaz. O çağ geldiği zaman çocukların namaza alıştırılması, çocukların yataklarının ayrılması gibi bazı eğitimler başlayacaktır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de bu şekilde tavsiye etmiştir.

Çocuğun henüz ayıp - günah nedir, bilemeyeceği bir çağda ağır bir terbiye uygulamak, mesela çocuğun bilmeden yaptığı bir şey için onu ayıplamak, utandırmak ve azarlamak uygun olmaz. Bu yaştan küçük bir çocuk, yaptığı hareketleri aklı ermezliğinden yapar.
Çocuğa henüz anlayamayacağı ilimleri öğretmek, oyun oynayamayacağı kadar ciddi kıyafetler giydirmek, onu arkadaş çevresinden koparmak fıtratına aykırıdır.

İmam Gazali, çocuğun eğitiminin yaşa uygun olması gerektiğinden bahsederek,

“Çocuğu daima oyundan menetmek ve hep öğrenmeye mecbur tutmak çocuğun kalbini öldürür, zekasını dumura uğratır. Hayatını altüst eder. Hatta çocuk böyle bir sıkılıktan kurtulmak için, ilmi terk etmek ister ve çeşitli hileli yolları denemeye mecbur olur.” Demektedir.

Bu sebeple “Çocuğu dört yaşında hafızlığa başlatacağım,” “Altı yaşında çocuğa çarşaf giydireceğim,” diye aşırıya kaçmamalıdır. Bazen böyle baskılara maruz kalmış bir çocuğun ileride namazını bile kılmadığını, Kuran denilince yüz çevirdiğini, ailesinden gizli bir hayatının olduğunu görebiliyoruz, Allah korusun. Bu sebeple eğitim için çocuğun makul bir olgunluğa erişmesi beklenmelidir. Bununla birlikte çocuğa küçük yaşta da verilebilecek eğitimler vardır.

Önce Sevgi Eğitimi

Çocuğa ilk eğitim, onun gönlüne iyi örneklerin sevgisini yerleştirmek, kötü örneklerden muhafaza etmekle verilir. Aklı ermez çağdaki çocuğun eğitiminde, onu kötü örneklerden ve kötü davranışları öven medya gibi unsurlardan korumaya öncelik verilir. İmam Gazali, kendi çağındaki ahlak eğitimini şu sözlerle ifade etmiştir:

“Çocuk, Kur´an´ı ve bir kısım hadîsleri, iyi insanların hikâye ve hallerini öğrenmelidir ki, kalbinde sâlih kimselerin sevgisi yeşersin.”

“Çocuk aynı zamanda hayasızlığı öven şiirlerden ve şarkılardan uzak tutulmalıdır. Çünkü böyle bir edebiyat, çocuğun kalbinde fesad tohumlarını geliştirir.”

İmam Gazalinin zamanında bir çocuğu ahlaksız şarkıların söylendiği mekanlardan korumak nispeten kolaydı. Günümüzde ise evlerin başköşesinde televizyonlar, her köşe başında reklam afişleri, vitrinlerde sergilenen manzaralar ve sokaklara kadar taşan sesler, görüntüler…

Kısacası bu zamanda çocuğu gerçekten korumak için ya bütün bunları kontrol edebilmek gerekmektedir veya bu mümkün değilse bunların yanlış olduğu dile getirilip, onlara benzemekten sakınmaya çalışmalıdır. Mesela kızlarımızın yanında hoca hanımları, ailesine bağlı hanımları, güzel evlat yetiştiren anneleri övmelidir. Tesettürü en düzgün olan kişileri saygı ve sevgi ile anarak örnek göstermelidir. Kesinlikle kötü örnek olan şarkıcı, oyuncu, reklamcı vb. kişiler hakkında övücü sözler söylenmemelidir.

Eğer çocuklarımızda onlar gibi güzel olmak, zayıf olmak, onun kıyafetinin benzerini almak, saçını onun gibi şekillendirmek eğilimi görüyorsak bu konuda bilinçlendirici konuşmalar yapılmalıdır. Mesela;

“Yavrum, onların güzelliği Allah'ın bir nimeti ama bilgisizliklerinden dolayı kötüye kullanıyor ve medya tarafından bir eşya gibi satışa sunuluyorlar. Onlar iyi bir örnek değil. Geçici dünya hayatları bile mutsuz ve huzursuz. Biraz yaşlanınca eskimiş eşya gibi bir kenara atılacaklar. Asıl hayat ise ebedi hayattır. Onun için Allah'ın nimetlerini kötüye kullanmayıp sadece Allah'ın razı olduğu şekilde istifade etmek gerekir. Daha önemlisi ömrü hep hayırda kullanmak gerekir,” diye öğüt vermeliyiz.

İyiliklere Teşvik Etmeli

Çocukların eğitiminde tedriciliğe, yani yaşına göre yavaş yavaş alıştırmaya önem verilmelidir. Bunun için de öncelikle iyi davranışlarına ilgi gösterilmeli, övülmeli, hediyelerle teşvik edilmelidir. İmam Gazali bu konuda şöyle söyler:

“Ne zaman çocukta güzel bir ahlâk, iyi bir fiil görülürse, bundan dolayı çocuğu mükâfatlandırmak, çocuğa ikramda bulunmak, çocuğu sevindirecek şekilde davranmak gerekir. Onu insanlar arasında bu fiilinden dolayı övmelidir.”

Mesela kızlarımız güzel bir tesettüre girmek istediği zaman bunu tebrik edip ona imkanımız ölçüsünde iyi bir kıyafet almak doğru olacaktır. Yaşı geldiği halde tesettüre girmek istemiyorsa o zaman da bunu iyi karşılamamalı, anne baba söz birliği ederek, “Artık örtünmesinin zamanının geldiğini” bildirmelidir.

Çocuk elbette yaratılış olarak zayıftır. İradesini her zaman kullanamaz. Hele hele zamanımızda çocuklarımızın işi zordur. Nefsani tesirler çok fazladır. Bu sebeple çocuğun gizli hallerini araştırıp hatalarını yüze vurup utanmazlığa sevk etmekten kaçınmalıdır.

İmam Gazali de şöyle diyor:

“Eğer bazı durumlarda çocuk hata ederse göz yumulması uygun olur. Çocuğun hayâ perdesini yırtmamalı, ayıbını dışarıya vermemelidir. Hele çocuk bunu örtmek istediği zaman... Yoksa çocuk hataların açığa çıkmasından perva etmez olur.”

Eğitimde en önemli önceliğimiz çocuğun haya perdesini yırtmamak, aksine onu daha da geliştirmektir. Bunun için bazen kaş göz hareketiyle bazen tatlı tatlı hitap ederek, hikmetli sözlerle nasihat ederek iyi davranışları sevdirmelidir.

Çocuğumuz dine uygun olmayan şeylere heves ediyorsa, bunun yerine dinimize uygun olan ve aynı zamanda zoruna gitmeyecek alternatifler sunmalıyız. Mesela seveceği edebli kıyafetler, güzel bir ortamda dini eğitim, manevi içerikli faaliyetler, feyizli sohbetler gibi…

Çocuklar için arkadaş çevresinin çok önemli olduğunu unutmamak gerekir. Bu sebeple onların eğitim hayatında iyi arkadaş edinebileceği bir eğitim kurumunu tercih etmek işimizi kolaylaştıracaktır.


Sayı : 67
Büyük Kapak