Depresyon Nedir?

Sayı : 11 / Ocak 2013, Konu Başlığı : Sağlık

Depresyon, dünyada en sık görülen hastalıklardan biridir. Bazı kişilerde intihar girişimine ve bilhassa yaşlılarda hastalıkların ilerlemesine sebep olabildiği için ölümle sonuçlanan hastalıklar arasında kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, depresyonu 40 yaş altında görülen sağlık problemlerinin en önemlisi olarak kaydetmiştir.

Depresyon, bedende yakınmalara, ruh hali ve davranışlarda değişikliklere sebep olan bir beyin hastalığıdır. Depresyonlu hastaların beyin görüntülerinde, sağlıklı kişilerden farklı olarak bazı bölümlerde küçülme olduğu görülmüştür. Ayrıca intihar eden depresyonluların beyin sıvıları araştırıldığında serotonin hormonunun çok düşük olduğu tespit edilmiştir. Beynin ön lobundaki hasar veya bozukluk, mutluluk ve enerji veren hormonların yeterince üretilmesini engellemektedir.

Depresyonun Belirtileri Nelerdir?

Depresyonun en temel belirtisi, mutsuzluk, neşesizlik ve hayattan eskisi kadar zevk almamaktır. Ağır depresyonda isteksizlik o kadar şiddetli hale gelir ki, hasta yataktan dahi çıkmak istemez.

Kişinin işlerini yapacak gücü kendisinde bulamaması, eskiden hoşlandığı faaliyetlerden uzaklaşması, sosyal ilişkilerinin azalması, yaygın olarak görülen belirtilerdir.

Zihinsel beceriler azalır. Dikkatini toplamakta güçlük çekme ve unutkanlık çok yaygındır. Kişi basit konularda bile karar vermekte zorlanır.

Kendisine söylenenleri anlamaz, etrafında olup bitenlerin farkında değildir. Okuyamama, okuduğuna yoğunlaşamama ve okuduğundan bir şey anlamama şikayetleri görülür. Buna bağlı olarak ailevi ilişkiler bozulur, iş başarısı düşer ve bu durum yalnızlığı artırır. Bu da depresyonun daha hızlı ilerlemesine sebep olur.

Bazı kişilerde sebepsiz sıkıntı, bunalım, huzursuzluk, gerginlik ve sinirlilik görülür. Telefon çalsa irkilirler, hep kötü bir şey olacakmış gibi kaygı hissederler. Bunun sonucunda uyku düzensizliği, iştahsızlık, beslenme bozukluğu ortaya çıkar ve bu da hastalık tablosunu kötüleştirir.

Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, yutkunma güçlüğü, tansiyon değişiklikleri ve vücutta ısınma-yanma-karıncalanmalar depresyonda sıkça karşılaşılan yakınmalardır.

Depresyon Daha Çok Kimlerde Görülür?

Kadınlarda Bilhassa boşanma, eş kaybı ve yalnızlık yaşayan kadınlarda daha yaygın görüldüğü tespit edilmiştir. İntihara başvurma ise erkeklerde daha yaygındır.

Yaşlılarda Yaşlılıkta görülen depresyona sebep olan faktörler arasında; yalnızlık, değersizlik duygusu, suçluluk ve pişmanlık, yaşam becerilerini kaybetme, işini, eşini kaybetme, hastalıklardan dolayı hayattan tat almama, ölüm korkusu sayılabilir. Beynin yaşlanmasına ve birtakım ilaçların beyinde yaptığı deformasyona bağlı depresyon da çok yaygındır.

Kronik veya hayati tehlike taşıyan hastalığı olanlarda Koroner kalp rahatsızlıkları, tiroid hastalıkları, kanserler, inmeler, Parkinson Hastalığı, romatizmal hastalıklar, vitamin B12 eksikliği olanlarda depresyona girme riski yüksek görülmüştür. Hastalıklar beceri kaybına sebep olduğu oranda tehlike artmaktadır. İlaçlar da beyin hasarını artırır; mesela ağrı kesiciler, tansiyon ilaçları, kanser ilaçları gibi…

Eş ya da evlat kaybı, iflas, ekonomik sıkıntı, boşanma ve benzeri acı olaylar yaşayanlarda Bu olayların üzüntüye sebep olması normaldir. Ancak bazı kişilerde depresyona sebep olmaktadır. Genellikle sosyal destek, sıcak ilişkiler ve bir takım işlerle meşgul olmak depresyon riskini azaltırken; yalnızlık veya kendini suçlama depresyon riskini artırmaktadır.

Dini inanç ve hayata anlam katan bir gayeden yoksun olanlarda Araştırmalara göre bir dine inananlar yaşadıkları travmayı atlatmakta daha başarılı olmaktadır. Kadere inananlar yaşananları daha kolay kabullenmektedir. Ahiret inancı da kişiyi ölüm korkusuna karşı daha dayanıklı hale getirmektedir. Hiçbir dini inancı olmayanlar depresyonu daha ağır geçirmekte ve bilhassa intihara belirgin oranda daha fazla kalkışmaktadır.

Kişilik bozukluğu ve sosyal başarısızlığı olanlarda Kişilik bozuklukları kişinin hem takıntılı olmasına sebep olarak beyin sağlığının daha hızlı bozulmasına sebep olur; hem de ilişkilerinin bozulmasına yol açarak yalnızlaşmasına sebep olur. Mesela narsist veya paranoid bozukluğu olan kişiler başkalarıyla geçinemez. Düzen, titizlik, biriktiricilik gibi obsesyonları (takıntıları) olan kişiler de davranışları sebebiyle gittikçe yalnızlaşır. Bu kişiler tedavi edilmezlerse takıntıları dışında bir şey düşünemez hale gelirler ve beyin sağlıkları hızla bozulur.

Eğitim ve Sosyo-ekonomik seviyesi düşük olanlarda Depresyonla zenginlik-yoksulluk arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. Ancak kişinin hayatını sürdürebilecek bir güvence ve gelirden mahrum kalması; hem kendine güvenini sarsmakta, hem ailevi ilişkilerini bozarak yalnızlığa sebep olabilmektedir. Ailevi ve toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu kırsal kesimlerde bu problem daha az görülür.

Depresyon eğitim seviyesi yüksek kişilerde de görülebilen bir durumdur. Ancak kişinin entelektüel seviyesi, kitap okuması, etrafıyla ilgilenmesi, haberleri takip etmesi; beynini çalıştırarak depresyon riskini azaltmaktadır. Ayrıca kültür seviyesi yüksek kişilerin hayatı anlamlandıran uğraşlarının olması, sosyal çevresinin ve faaliyetlerinin onu tatmin etmesi depresyonu atlatmasını kolaylaştırmaktadır.

Bilhassa yaşlılık çağında ve bir kayıp sonrasında görülen depresyonlarda eğitim-kültür seviyesinin düşüklüğü, depresyonun ağır seyretme riskini artırmaktadır.

Ailesinde depresyon öyküsü olanlarda Depresyon beyin sağlığıyla alakalı bir hastalıktır. Bu sebeple depresyona eğilimli olmaya sebep olan bazı genetik özelliklerin aileden geçtiği düşünülmektedir. Ayrıca aileden birinin intihar etmiş olması gibi durumların tekrar etme özelliği vardır.

Depresyonun Tedavisi

Majör(ağır) depresyon, uzman kişilerce tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Depresyonda beyinde meydana gelen bozukluğu düzeltmek için verilen ilaçlar, hastanın hemen kendisini iyi hissetmesini sağlamaz. İlacın beyindeki iyileştirici etkisi için birkaç hafta tedaviye devam edilmeli, doktora danışmadan bırakılmamalıdır. İlacın yanında aile desteği sağlanmalı ve psikoterapi de uygulanmalıdır.

Hafif seyirli ve tekrar eden depresyonlar için konuşarak ve sosyalleşerek uygulanan terapiler çok faydalıdır. Hekime danışmadan antidepresanlar kullanılmamalı veya tedavi yarıda kesilmemelidir.


Sayı : 11
Büyük Kapak