Düğünlerimiz Ne Kadar İslami?

Sayı : 28 / Haziran 2014, Konu Başlığı : Saadethane

Yaz mevsimi gelince düğün merasimlerinde de canlanma olur. Her ne kadar şehir hayatında her mevsimde evlenmek mümkün olsa da yaz aylarını tercih etme geleneği devam ettirilmektedir. Düğün mevsimi geldiği zaman yakınlarımızda davetiyeler almaya başlarız. Ama gittiğimiz düğünlerde gördüğümüz bazı manzaralar bir Müslüman olarak bizi üzer.

Düğün, iki insanın bir araya gelerek yeni bir aile kurması demektir. Ailenin Müslümanların hayatındaki önemi malum, öyleyse düğün çok hayırlı bir işe adım atmak demektir. Peki düğünlerimiz hayırlı bir işte olması gereken ölçülere ne kadar uygun?

Elbette düğünler insanların sevinçlerini gösterdikleri, neşelendikleri günlerdir. Peygamber Efendimiz nikahın duyurulması açısından da düğünün ilan edilmesini teşvik etmiş, “Evliliğin alameti nikâhın ilan edilmesidir.” (Nesai, Nikah, 72) buyurmuştur.

Düğünün ilanı açısından bu sırada musiki aleti çalıp, nağmeli bir sesle bir şeyler söylemenin meşruluğuna dair hadisler vardır: “Nikâhı açıkça yapınız ve bu esnada def çalınız.“ (İbn Mâce, Sünen, Nikâh, 20)

Sahabe hanımlardan biri Peygamberimiz zamanında yapılan kendi düğününü anlatırken:

“Ben, gelin olduğumun kuşluk vaktinde, Peygamber evlenme törenime gelerek odama girdi. O sırada iki kız def eşliğinde nağme ile söz söylüyor ve Bedir savaşında şehit edilen babalarının menkıbelerini anıyorlardı. Bu kızlar söyledikleri sözler arasında:

“İçimizde yarın ne olacağını bilen bir Peygamber de vardır” diyorlardı. Bunun üzerine Peygamber : “Bu söze gelince bunu söylemeyiniz. Yarın ne olacağını Allah’tan başka kimse bilmez” buyurdu.” (Buhârî, Sahih, Nikâh, 48; İbn Mâce, Sünen, Nikâh, 21)

Peygamberimizin görüp engel olmadığına bakılırsa düğünlerde, sözlerinde mahzur bulunmayan şiirler ve ezgiler söylenebilir. Düğünün neşeli geçmesi için güldürücü oyunlar, duygulandırıcı şiirler, çocukların eğlenmesi için yarışmalar ve farklı etkinlikler yapılabilir.

Ancak düğün zamanı da olsa musiki ve eğlencede haram unsurlar bulunmamalıdır. Mesela edepsizce sözlerle dolu şarkılar söylenmesi, kadınların İslami kurallara uygun olmayan kıyafetlerle erkeklerin gözü önünde dolaşması ve oynaması helal ölçülerine asla uygun değildir.

Günümüzde “tesettüre uygun” adı altında satılan abiye kıyafetlerin hemen hiçbiri, Müslüman kadının namahrem erkeklere görünmesi için uygun kıyafetler değildir. Bu kıyafetler renkli, süslü, daracık, hatta en mahrem yerleri özellikle dikkat çekecek şekilde süslenmiş kıyafetlerdir. Bunlar sadece üstüne bir başlık bağlamakla tesettürlü olduğu iddia edilmez. Zaten bir kısım kıyafetler aslında tesettüre uygun olsun diye tasarlanmamıştır, bir kısmı da kolsuz kıyafetlerin üstüne bir bolore giymekle güya tesettürlü hale getirilmiştir.

İşin doğrusu bunlar olsa olsa kadınlar arasında giyilebilecek, nispeten edepli abiye kıyafet sınıfına girer, ama erkeklere bunlarla görünmek asla İslami dediğimiz bir düğünde olmaması gereken bir manzaradır. Ayrıca ne şekilde olursa olsun tesettürlüyüm diyen bir kadına erkeklerin yanında müziğe uyarak salınmak, oynamak yakışmaz. Hele hele karmakarışık bir şekilde aynı pistte bulunmak asla islamın kurallarıyla bağdaşmaz.

Kadınlar kına gecelerinde, kadınlara mahsus bir salonda oynayıp eğlenebilirler. Erkekler de kendi aralarında müzik eşliğinde eğlenebilirler. Bizim Osmanlı devrinden kalma örfümüz ve adetimiz de böyledir. Karışık bir şekilde oynama adeti İslam’dan uzaklaştıktan sonra ortaya çıkmıştır.

Bir başka husus da, düğünlerdeki israfın her geçen gün abartılmasıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Evlenmenin en hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olandır.” (Ebu Davud Nikah, 32) buyuruyor. Oysa zamanımızda evlenecek çiftler ve yakınları, düğünü nasıl daha masraflı hale getirebileceğinin yolunu arar gibi…

Görüyoruz, her yıl yenilikler icad ediliyor, mesela çok lüks düğün salonları, konser gibi bir biri ardınca sahne alan ses sanatçıları, havai fişek patlamaları, abartılı gösteriler, çoğu çöpe dökülen yemekler…

Bu abartılı gösterişler için harcanan para, gücü yetenler için bile ahirette hesap konusudur. Bunca masraf bir hayır işine harcanabilecekken bir gecelik gösteriş için heba edilmektedir. Üstelik bu kadar şımarmanın ve taşkınlık yapmanın kime ne faydası var?

Aksine bu aynısını yapamayacak kişileri özendirip eziklik hissettiren ve belki de haset duygusunu kamçılayan bir gösterişten başka bir şey değildir.

Öte yandan her yıl düğün masraflarının kabarması, çoğu gençlerin evlenememesine bazılarının da düğünsüz evlenmelerine sebep olmaktadır. Halbuki mütevazı bir yemek ikramı, bir hoca efendinin kuran okuması, sesi güzel gençlerin ilahi söylemesinden ibaret bir düğün sünnete uygundur. Peygamberimiz:

“Velime düğün yemeği bir haktır ve bir sünnettir. Kim çağrılır ve icabet etmezse Allah’a ve Resulüne isyan etmiş olur.” (Tirmizi, Nikah 6) buyurmaktadır.

Bu düğünlerde İslam ahlakına yakışmayan bir adet de, daha çok, takı takabilecek zenginlerin çağrılması, fakir akraba ve komşuların ihmale uğramasıdır. Hâlbuki sünnete uygun olan düğünde olması gereken, zengin fakir ayırt etmeden bütün yakınların çağrılmasıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “Düğünlerin en şerlisi fakirlerin çağrılmayıp, zenginlerin çağrıldığı düğün yemekleridir” (Müslim, Nikah 98, 101) buyurmaktadır.

Dikkat çeken bir husus da düğünde takılacak ziynetleri hesap ederek masraf yapan bazı düğün sahiplerinin, takılanları azımsayarak dedikodu etmesidir. Halbuki düğün masrafını da düğün hediyesini de abartmaya gerek yoktur. Gönülden kopan bir hediye ile yeni evlenenleri tebrik etmek yeterlidir. Samimiyeti ve güzel duyguları zedeleyen, insanları hesapçılığa iten örf ve adetleri kaldırmak elimizdedir.

Unutmayalım ki düğünler, yeni bir hayata adım atan iki insanın mutluluğunu paylaşmak içindir. Onları tebrik edip hayır duada bulunmak esas gaye olmalıdır. Peygamber Efendimiz düğünlerde gelin ve damada; “Allah mubarek etsin. Allah sizi mutlu kılsın ve sizi hayırla bir araya getirsin” (Tirmizi, Nikah 7) diyerek dua ederdi. Bu esas amaçtan uzaklaşmamalıdır ki düğünlerimiz hakiki saadete vesile olsun…


Sayı : 28
Büyük Kapak