Doğu Türkistan'daki Son Katliamın Yankıları

Sayı : 16 / Haziran 2013, Konu Başlığı : Medya Gündem

Çin'in, işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan'ın Kaşgar ili, Maralbaşı ilçesine bağlı Sirikbuya bölgesinde 23 Nisan'da Müslüman Türklere karşı gerçekleştiği ve 21 kişinin ölümü ile sonuçlanan son katliamın yankıları sürüyor.

Katliamı doğrulayan Sözde Özerk Bölge hükümet sözcüsünden sonra Pekin'de konu ile ilgili açıklama yapan Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hua Cung Ying "Olayların bölgede ayrı bir devlet kurmak isteyen "İslamcı teröristlerce" gerçekleşen bir terör hadisesi olduğunu iddia etti fakat, olayın ayrıntıları hakkında bilgi vermekten kaçındı.

ABD'den yayın yapan Hür Asya Radyosu'na telefonla ulaşan bir bölge sakini, yerel idareye bağlı olarak çalışan ve 'Sosyal İşçiler' olarak anılan milis güçlerine bağlı üç kişi bir evi kontrol ederken, hane halkından peçeli bir hanımın peçesini zorla açmaya çalışması üzerine aile bireyleri ile Milisler arasında başlayan tartışmanın çatışmaya dönüşmesi ve Çin işgal güçlerine bağlı askerlerin evi ateş altına alarak ve daha sonra yakarak katliam yapması ile meydana geldiğini bildirmiştir.

Katlima Karşı Tepkiler Sürüyor

Katliam haberinin duyulmasından sonra Türk ve Dünya medyasına açıklamalar yapan ABD merkezli Dünya Uygur Kurultayı (DUK) başkanı Rabia Kadir olayları kınadığını açıklamıştır. Olayların tek sorumlusunun Çin yönetimi olduğunu, ülkeye sürekli yapılan Çinli göçmen transferi, günden güne şiddetini artıran soykırım, ekonomide ve istihdamdaki etnik ayrımcılık, insanların evlerinden ve topraklarından zorla çıkarılarak Çinli göçmenlere verilmesi gibi uygulamaların bu tür şiddet olaylarını tetiklediğini ve Çin'in bu bahane ile bölgenin tarihi sakini ve sahibi olan Uygur Türklerine katliam yaptığını ve bıçağın kemiğe dayandığını ifade etti.

DUK başkanı Rabia Kadir Türkiye Cumhuriyeti hükümetine de çağrıda bulunarak Doğu Türkistan'da insan hakları ihlallerinin ve baskıcı politikalarının sonlandırılması için Çin yönetimi nezdinde girişimlerde bulunmasını talep etti.
Çin işgal güçlerinin Doğu Türkistan'da gerçekleştirdiği son katliam dünya medyasında geniş şekilde yer alırken, Türkiye'de faaliyet gösteren insan hakları ile ilgili kuruluşlar başta Türk STK'lardan şimdiye kadar her hangi bir tepki ve kınama gelmemesi dikkati çekiyor.

21 kişinin katledildiği bu olay hakkında Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın da herhangi bir açıklama ve görüş ifade etmemesi diasporada yaşayan Doğu Türkistanlılar üzerinde hayal kırıklığı oluşturdu ve üzüntü ile karşılandı.

5 Temmuz 2009'da meydana gelen Urumçi katliamı sonrasında olaylarla yakından ilgilenen İslam İşbirliği Teşkilatının bu son katliam konusunda sessiz kalmasına ise bir anlam verilemiyor.

Hamit Göktürk/ Dünya Bülteni

İcma ve Kolektif Şuur II

Bütün dünyada söz sahibi ve kanaat önderi olan İslam âlimleri, ortak yol olarak “İcma’da ve Kolektif Şuur’da” buluştu. Nijerya’dan Umman’a, Mısır’dan Sudan’a, Fas’tan Afganistan’a kadar 80 ülkeden 600 ilim adamının bir araya geldiği sempozyumun sonunda “İstanbul Çağrısı” adıyla yayınlanan bildiri, tüm İslam âlemi üzerinde yeni bir umut ışığı oldu.

Ayrıca yine sempozyumda alınan önemli kararlardan birisi de merkezi İstanbul olmak üzere; “fıkıh, medeniyet, ilim ve kültürel” alanlarda, araştırma yapacak bir koordinatörlüğün kurulması oldu.

Asırlar boyu İslam dininin iki aslı olan “Kitap ve sünnetin” anlaşılması ve hayata geçirilmesi Müslümanların birliği için şart.

Müslümanların ortak yol haritası olan “İcma ve Kolektif Şuur’una,” parçalanmışlıkları yaşayan tüm dünyadaki Müslüman “yönetici” ve “yönetilenlerin” büyük ihtiyacı var.

Kim Ne Dedi:

Fas Krallığı Âlimler Akademisi Genel Direktörü Prof. Dr. Ahmed Abbadi:

“Yönlerini bulan öncü kuşlar gibi bu ümmetin yönlerini bulan rehberleri vardır. Bu ümmetin bütün yelkenleri dolduracak ve Allah’a doğru götürecek bir rüzgâra ihtiyacı var.”

Kahire Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nadiye Mustafa:

“Kur’an ve sünnetten kopmadan, geçmişteki çeşitlilikleri zenginlik olarak gören ümmet anlayışına döner ve kaynağından doğru okursak, bize bir şuur kazandıracak ve sağlıklı bir perspektif edindirecektir. Haritaları bir kenara bırakarak, birbirimizle diyaloğa geçmeliyiz.”

Kahire Üniversitesi Daru’l-ulum Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhamid Medkur:

“Derinlikli bakacak olursak “İçtima ve İcma,” “Cem” kelimesinden geliyor. Cem de ayrılıkları birleştirme manasında kullanılıyor. Ufak dairelerden çıkıp İcma’ın dünyanın her tarafına yayılmasını sağlamamız gerekiyor.

Göç yaşayan Müslümanlar, gittikleri ülkelerde birleşemiyorlar. Bu farklılıklar kendi aralarında da ayrışmalara neden oluyor.

Hâlbuki Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de ayrışmanın, dağılmanın tehlikelerinden bahsediyor. Bunun için ihtilaflı konular üzerinde bir araya gelip fikir üretmeliyiz.”

Cezayir Metodoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Muhammed Babaammi:

“Geleceğin İcma’ını bu ülkenin okçuları olarak adlandıracağımız yiğitler yapacaktır. İcma üzerine birleşirsek meyvelerini alacağız.

Mehmet Akif Ersoy, İcma’ın korkuyu yeneceğini söylemiş, bunu da İstiklal Marşı’nda belirtmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi’yi de anmadan geçemeyeceğim. Kendi gençliğini, hayatını bir kuşak uğruna feda eden bu altın şahsın sayesinde belki bugünü yaşıyoruz.

İcma’ı konuşmak kadar uygulamak da önemli.”

Hüseyin Öztürk/Habervaktim

Altı Kişiden Biri Obez

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 17,2'sinin obez ve yüzde 34,8'inin fazla kilolu olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Rakamlar neredeyse her altı yetişkinden birinin obez, nüfusun yarısının kilo problemli olduğunu ortaya koydu.

Sünnete uygun sofra düzeninin terk edilmesi, rafine gıdalar ve hareketsiz hayat tarzı sebebiyle nüfusun yarısı obezite kaynaklı hastalıklara namzet…


Sayı : 16
Büyük Kapak