“Eşinden Saygı Göremeyen Erkek Evlilikte Verici Olamaz”

Sayı : 33 / Kasım 2014, Konu Başlığı : Röportaj

“İnsanı ‘Erkek’ ve ‘Kadın’ olarak birbirine örtü olacak şekilde yaratan Rabbimiz, eşleri birbirlerinde sükûn bulsunlar diye helal kılmıştır. Eşlerin meşru birlikteliklerini kendilerine has, özel kıldıkları mekân olan ‘ev’ler, aile kurumunun inşa edildiği yerler olmasından dolayı mahrem yani korunmuş sayılırlar.

Aile, bu biçimiyle İslam ümmetinin en küçük yapı birimidir dense, bunda mübalağa yapılmış olmaz. Zira İslam Ümmeti’inin her bir ferdi orada yetişmekte, ailede aldığı terbiye ile hayatını nizama sokmaktadır. Dolayısıyla Rabbimizin birbirine örtü olarak yarattığı kadın ve erkeğin şahsiyetlerini bulması ancak sağlıklı bir ailede aldıkları terbiye ile mümkündür. Peki, ya ailenin sağlıklı olması neye bağlıdır?”

Yukarıdaki satırların sahibi, Psikolog Reyhan Özyağlı, hanımlara yönelik aile seminerleriyle bu soruya cevap arıyor. Seminerlerini önemli ölçüde ayet ve hadislerin süzgecinden geçmiş güvenilir psikoloji bilgilerine dayandıran Reyhan Hanım, “modern hayat tazının aileyi tükenişin eşiğine getirdiğine” dikkat çekiyor.

“Erkeği ve kadını evin dışında sosyalleştiren bu hayat tarzı, evi basit bir barınma mekânına dönüştürerek, erkek ve kadın arasındaki müşterekleri de asgariye indirmek yoluyla onları geleceklerinden yani nesillerinden koparıyor.”diyen Reyhan hanımla, seminer konularından biri olan “Ailede mutluluk için, kadınların bilmesi gereken, erkeklere mahsus özellikler” hakkında sohbet ettik.

Psikolog Reyhan Özyağlı, Kanada’da Carleton Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Türkiye’de okul öncesi eğitim ve aile danışmanlığı yaptı, kreş idarecisi ve eğitmeni olarak çalıştı. Kanada’da ağırlıklı olarak göçmen aileler için, 2006 yılından başlayarak uyum sorunlarını gidermek ve geçiş süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla Toronto ve Ottawa’da seminerler ve eğitim organizasyonları düzenledi. Bu süre içerisinde özellikle Müslüman öğrenciler için eğitim, göçmen yetişkinler için aile danışmanı olarak çalıştı. Türk ailelere yönelik eğitim ve uyum programları düzenledi. Distress Centre of Ottawa kurumunda intihar engelleme ve kriz hattı eğitimi aldı ve uzmanı olarak görev aldı. Halen çalışmalarını Mebde Psikoloji Eğitim Danışmanlık çatısı altında, İstanbul’da sürdürmektedir.

İslamî Hayat: Reyhan Hanım, sizin hanımlar arasında çok rağbet gören, çok istifade edilen seminerler düzenlediğinizi öğrendik. Bilhassa psikoloji bilimini süzgeçten geçirerek, kendi kaynaklarımıza uygun bir şekilde ele almanız çok güzel. “Mü’mine bir hanımın ailesi ile olan ilişkilerinin, Kur’an ve Sünnet ölçülerine göre nasıl olması gerektiğini” Psikolog tecrübesiyle birleştirerek ele alıyorsunuz. Sizinle okurlarımız için sohbet etmek istiyoruz. Buyurun…

Psikolog Reyhan Özyağlı: Aile kurmanın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin en önemli sünnetlerinden biri olduğunu biliyoruz. Peygamberimiz “Evlenenin dinini tamamlamış olur” muştusuyla bizi evliliğe teşvik ediyor.

Allah-u Teâlâ, âlemde yarattığı mucizelere dikkatimizi çekerken, insanları çiftler halinde yaratıp aralarına sevgi koymasının da ibret verici bir ayet, bir mucize olduğunu haber veriyor. Rabbimiz ayeti kerimesinde buyuruyor: “İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen toplumlar için dersler vardır.” (Rum; 21)

Ayet-i kerimede "Allah sizi çiftler olarak yarattı", “li teskunû ileyhâ” ,"onunla sükunet bulasınız diye" ifadesi geçiyor. Demek ki karı koca olmak demek; birbirinde sükûnet bulmak demek.

Sekene; ortalık karışık olması durumunda bile kalbin huzurlu olmasıdır. Evlenen kişiler demek ki birbirlerinde huzur buluyorlar. Bunu bilimsel istatistikler de doğruluyor; depresyon, intihar girişimi, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı gibi olumsuz tablolar, bekârlarda ve boşanmış kişilerde, evlilere nazaran kat kat fazla görülüyor. Yani eşlerin evlilikte birbirleriyle sükun bulduğu bilimsel bir gerçek. Velev ki bazı sorunları olsa bile, dertlerin depresyona götürecek kadar derinleşmesini önlüyor evlilik…

Allah bizi çiftler olarak yaratıp öyle bırakmamış, aramıza muhabbet vermiş “ve ceale beynekum meveddeten ve rahmeh” yani daimi sevgi vermiş eşlerin kalplerine.

Arapçada aşkı tarif eden on beş farklı kelime var. Allah neden “mevedde” kelimesini kullanmıştır? Mevedde kelimesinin İngilizce karşılığı “Permanent love” yani sürekli, daimi, aynı halde veya vasıfta kalan, kalıcı, baki aşk. Mevedde, değişmeyen istikrarlı aşktır. Değişken ama inişli çıkışlı olmayan; değişkendir çünkü çocuklarla değişir torunlarla değişir. Kötü şeyler yaşasak da, bazen birbirimize çok kızsak da o aşk hep devam edecek kırk yaşında da, seksen yaşında da.

İslamî Hayat:Gerçekten de çok doğru bir tespit Reyhan Hanım. Bakıyorum, eşler birbirleriyle çok mükemmel geçinemeseler de, birbirleri olmadan bir hayat düşünemiyorlar. Eşinden en çok dert yanan bir kişi bile onu kaybettiği zaman çok acı çekiyor; “Keşke yanımda olsaydı da yine dır dır etseydi, yine çekişseydik.” Diyor. Bunun şuurunda olmak çok önemli…

Psikolog Reyhan Özyağlı: Elbette. Eşler eğer aşkın aralarında baki olduğunun şuurunda olurlarsa aralarında bir problem olduğunda katlanmaları daha kolay olur. Bir sorunla karşılaştığımızda “Bu sorunlar ne de olsa geçecek çünkü aramızdaki aşk daim…” diye düşünmemiz, tahammülümüzü kolaylaştırır.

Seminerlerde bayanlara evliliğinizde “Aşk var mı?” diye soruyorum. Hanımlar “Yok canım, ne aşkı? Aşk mı kalır?” diyorlar. Ama ayette öyle demiyor, ayette “mevedde” kelimesi zikroluyor yani kalıcı sevgi.

Bakın Allah-u Teâlâ, Hz. Âdem ile Havva’yı cennete koyarken ne diyor: “Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yiyin.” (Bakara; 35)

Ayet-i kerimede “Sen ve eşin cennete yerleşin” diyor. Cennet ferahlık yurdu, demek ki o harikalar yurdu ve nimetler bile eşle tamamlanıyor, bu nimetlerin keyfini beraber çıkarmaları için: “Sen ve eşin beraber cennete yerleşin…”

En güzel şeyleri eşle yaşamak daha güzel. Eğer Allah cenneti bile eşle güzelleştiriyorsa bu dünya eşsiz hiç çekilmez o halde. Âşık olmak için, güzel şeyleri beraber yaşamak için birbirimize eş olmamız için yaratılmışız…

İslamî Hayat:Peki, neden aile içi geçimsizlikler bu kadar arttı? Sizin bir çalışmanız var, hanımlara yönelik seminer veriyorsunuz. Bilhassa hanımların erkekler hakkında bilmesi ve farkında olması gereken farklılıkları anlatıyorsunuz. Biraz ondan bahsedebilir misiniz?

Psikolog Reyhan Özyağlı: O seminerimizi hanımlara mahsus olarak yapıyoruz, evliliğin mahremiyetlerine dair rahatça konuşuyoruz. Bir röportaja sığmaz herhalde ve dergide ne kadar uygun olur bilemem. Ama başlıklar halinde kısaca bahsedebiliriz.

Allah-u Teâlâ hem kadını hem erkeği yaratmış, her ikisini de tanıyor, biliyor. Ama kadın erkeği, erkeğin ihtiyaçlarını, önceliklerini, hassasiyetlerini bilemiyor. Tabi erkek de kadını… Bu yüzden her ikisini de yaratan Allah'ın indirdiği ayetlerle, Peygamberimizin haber verdiği hadislerle birbirimizi anlamaya çalışmamız çok önemli…

Bizim psikoloji ilminden de yararlanarak hazırladığımız bir seminer programımız var. Kadınlarla erkekler arasında farklı olan beş temel tutum var ki, kadınlar bu farklılıkları bilse ilişkileri çok daha kolay olur. Bunlar kadında daha az bulunan, fakat erkekte kuvvetli ihtiyaç halinde olan hassasiyetler.

Bu temel farklar erkeğin fıtratından gelen farklılıklardır ve buna uygun davranmazsak erkeğin evlilik içindeki rolünü üstlenmesine mani olmuş ve fıtratına aykırı davranmasını beklemiş oluruz. Bu durumda da evlilikte sorunlar çıkıyor ve o sorunlar başka sorunları tetikliyor. Maddeler halinde sayacak olursak: 1- Saygı, 2-Mahrem Hayat, 3- Duygusallık, 4- Geçim, 5-Problem çözme

Birincisi saygı. Erkeklerin evlilikte en çok ihtiyaç duydukları şey, eşleri tarafından kendilerine saygı duyulmasıdır. Kadınların erkeklerle ilgili bilmesi gereken en önemli özellikleri, saygıya duydukları ihtiyaçtır.

Eğer erkek ailesinden, eşinden saygı görüyorsa hiçbir şekilde evliliğine son vermek istemez; fıtratına uygun davranmaya devam eder ve evine, eşine bağlı olur. Siz eşinize saygı göstererek özgüvenini beslerseniz sabah evden güçlü ve enerjik bir şekilde çıkar, her türlü sorunu çözer. Saygı görmeyen erkeğin kendine güveni sarsılır, enerjisi düşer.

Eğer bir erkek kadınından saygı ile beslenmiyorsa bu erkek farklı yönlerden erkekliğini ortaya koymak isteyecektir. Bunu iki şekilde gösterir; ya saygıyı elde etmek isterken tamamen baskın hale gelir, şiddet yahut kırıcı sözlerle tepki gösterir ya da tamamen evlilikten elini eteğini çeker, iletişimi keser. Beden olarak yanınızda olur ama önüne televizyon, bilgisayar gibi setler koyup zihnini evinden uzakta tutar.

Aslında saygı sadece İslam toplumlarında üzerinde durulan bir olgu değil. Harward’da 400 erkek üzerinde yapılan bir araştırmada kişilere sorulan “Size karşı en çok hangi davranışı beklersiniz?” sorusuna %75’i “saygı” cevabını vermişlerdir. Bu erkeğin bir ihtiyacı… Eşinden saygı göremeyen erkek evlilikte verici olamaz, ailesine kendini adayamaz.

İslamî Hayat:Eskiden eşler birbirine “hatun, bey, efendi” gibi kelimeler kullanırdı şimdi isimlerle hitap ediliyor. Kocasından bahseden kadın “beyim” yerine “eşim” demeyi tercih ediyor. Toplumsal olarak da beyine saygı göstermek demode bir şeymiş gibi algılanmaya başladı. Ama sonuç malum…

Psikolog Reyhan Özyağlı: Allah-u Teâlâ Rab ismiyle kadınlara tecelli etmiştir. Kadınlarda erkeklere göre daha fazla terbiyecilik sıfatı vardır. Kadına anne olacağı için terbiye verme özelliği verilmiştir ama biz bu terbiyecilik vasfının sınırlarını genişletmişiz artık çocuklarımızı bırakmış, kocalarımızı da terbiye etmeye başlamışız.

Toplumumuzda da bugün kadına bu yönde telkinler yapılıyor. “Sen kocana öğretmedin mi?” “Bak kocanızı şuna alıştırın!” Daha evlenmeden önce bile bunlar empoze ediliyor. “Ben bu adamı böyle şeylere alıştırmamalıyım, ben bu adama şunları öğretmeliyim…” Demek ki bir şeyler yanlış olacak ki ben bu adama bunları öğretmeliyim.

Halbuki bir erkeğin en kaldıramadığı şey bir kadın tarafından terbiye edilmektir. Bunun için saygıdan en başta karşımızdakini olduğu gibi kabul etmeyi anlamalıyız.

Bir başka danışanım da “Ben çok faalim, dışa dönük bir insanım, çeşitli aktivitelere katılmayı seviyorum ama kocam çok içe dönük böyle şeylerden hoşlanmıyor. Onu nasıl değiştirebilirim? ”

“Sana çok güzel bir çözüm söyleyeceğim, buna çok sevineceksin.” dedim. Çok merak etti tabi. “Eşini olduğu gibi kabullen.” Dedim. Eğer olduğu gibi kabullenirsek, hareketlerinin fıtratından kaynaklandığını bilirsek, değiştirmeye çalışmazsak, iki taraf da rahat eder.

Seminerlerde hanımlara soruyorum; “Eşiniz arabayla bir yere giderken bulamadığında yolu sorar mı?” “Sormaz hocam,” diyorlar. Yüz kişinin içinde ya bir ya iki kişi “Benimki sorar,” diyor. Seninki de sormaz benimki de sormaz. Gördüğünüz gibi bir aynılık var.

Demek ki bu erkeklerin bir özelliği o zaman bunu olduğu gibi kabul etmemiz gerekiyor, fıtratlarını değiştirmeye çalışmaktansa.

Karşımızdakini olduğu gibi kabullenmek, saygının ilk gereği… Hiçbir erkek bir anne ile evlenmiş olmak istemez, eşinden anne tavrı görmek istemez. Erkeğin en katlanamadığı şey başarısızlıktır. Bir kadın kocasına bir anne gibi ya da bir öğretmen gibi bir şeyler öğretmeye kalkışırsa erkek bunu kendinde bir eksiklik ve başarısızlık olarak algılar.

Bu konuda bir hadis-i şerif zikretmek istiyorum, itirazla karşılaşabileceğimi bildiğim için kaynağını çok iyi araştırdım; sahih bir hadis. Peygamberimiz buyuruyor ki;

“İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.” (Tirmizî, Radâ` 10. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 40; İbni Mâce, Nikâh 4)

Elbette insan, Allah'tan başka hiçbir varlığa secde etmez, ama “saygılı olması gerektiği” işaret ediliyor.

İslamî Hayat:Hanımlar saygılarını ifade etmek için ve saygısızlıktan kaçınmak için nelere dikkat etmeli? Belki saygı duyuyor ama bunu göstermenin adabını bilmiyorlar.

Psikolog Reyhan Özyağlı: Kadının erkeğe samimi bir şekilde saygısını gösterirken vücut dili, ses tonu, bakışları her şeyi çok önemlidir. Bazen kendisine karşı öfkelenebiliriz. O zaman da seçtiğimiz kelimelere ve ses tonumuza çok dikkat etmeliyiz.

Ayet-i kerimede “velkazımiynel ğayza” yani ”kızgınlık anında öfkesini yutanlar” ifadesi geçiyor ve hayatımızda aynı yastığa baş koyup aynı hayatı beraber yaşadığımız eşimiz de, bu kadar sabrı hak ediyor. Öfkelendiğimiz zaman kendimizi kontrol etmeliyiz, kelimelerimizi çok doğru seçmeliyiz.

Erkek kadının saygı göstermesi ile saygı gösteriyormuş gibi yapmasının arasındaki nüansı çok iyi fark eder ve hisseder. Bir danışanım anlatmıştı, “Ben eşime hiç itiraz etmedim, ama kalben de onu hiç kabullenmedim. Bir gün kocası ona demiş ki, ‘Sen beni ilk günden beri hiçbir zaman kabullenmedin.’” Erkekler saygı konusunda hassas oldukları için bunu çok iyi fark ederler.

Saygının ifade edilişinde, ortam da çok önemlidir. Erkeğin en önem verdiği şeylerden biri; sosyal çevreye karşı eşinin ona saygılı olmasıdır. Mesela ailesinin yani anne baba ve akrabalarının yanında kendisine gösterilen hürmet ve saygı onun için çok değerlidir.

Erkek ailesine karşı kendisini ispat edebilmek ister ve eşinin kendisine saygı göstermesi, onun kendini tamamlanmış hissetmesini sağlar. Mesela kayınvalidenizin yanında deseniz ki, “Anneciğim ne kadar iyi bir evlat yetiştirmişsin, Allah senden razı olsun.”

Her ikisini de ne kadar mutlu etmiş olursunuz. Ne olur ki sanki dilinize mi yapışır?

İslamî Hayat:Aslında bu çok akıllıca bir hareket olur. Böyle davranmakla kocanız adeta size karşı duygusal açıdan borçlanmış olur, o da size kendi aileniz yanında değer verir…

Psikolog Reyhan Özyağlı: Tabi ki… Verilen saygı ve değer, mutlaka bir şekilde geri döner. Siz eşinizi mutlu ettikçe o da sizi mutlu etmek ister…

Yine onun kendi sosyal çevresine, iş çevresine veya arkadaşlarına karşı, eşi tarafından ne kadar sevildiğini, sayıldığını göstermeniz, erkeğin evine karşı sorumluluklarını yerine getirmesini sağlar ve özgüvenini sağlamlaştırır. Bu konularda birçok örneğimiz var…

İkinci konu mahrem ihtiyaçlar. Bu konuyu seminerlerimizde rahatça konuşuyoruz. Burada sadece şunu söylemek istiyorum; evlilikte mutlu bir beraberlik, erkekler için kadınlara nazaran kat kat daha önemli. Bir erkek karısının kötü yemek yapmasına katlanabilir, titiz olmamasına aldırış etmeyebilir. En azından çoğunluğu için söyleyebilirim, elbette istisnalar olabilir. Ama bir kadın eşine karşı soğuk davranır, onu ihtiyacı olan malum hayattan sürekli mahrum ederse bu evlilik için en tehlikeli durumdur.

İstatistikler de bunu doğruluyor, bu konudaki mahrumiyet kadar hiçbir konu, bir erkeği boşanma kararına götüremez.

Bilimsel açıdan izahı olan bir gerçek bu, erkek vücudu kadına nazaran kat kat fazla hormon salgılıyor. Yani bir kadın kocasını reddetmekle onun için çok önemli bir ihtiyacı anlamamış oluyor. Daha fazla detaya girmiyorum, bu konuda hadis-i şeriflerden sadece birini hatırlatmakla yetiniyorum; Peygamberimiz buyuruyor ki: “Bir erkek karısını yatağına çağırır da karısı gelmez ve erkek ona dargın olarak gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lânet ederler. (Buhârî, Bed’u’l–halk 7; Müslim, Nikâh 122)
Bu meselenin duygusal yönü de var, yani biyolojik ihtiyaç kadar, duygusal olarak da reddedilmiş, kabullenilmemiş hissediyor ki, bu evlilikte tehlike sinyali demek…

İslamî Hayat:Allah razı olsun, çok faydalı bilgiler öğrendik. Erkeklerle ilgili kadınların bilmesi gereken konulara önümüzdeki sayımızda devam edeceğiz. Röportajımızın ikinci bölümünde, sorun çözme anında kadın erkek arasındaki farklar, duygusallık konusunda farklar ve geçimle ilgili sorumluluklara dair farkları ele alacağız. Gelecek ay görüşmek üzere diyoruz…


Sayı : 33
Büyük Kapak