Ekmekleri Bir Tartan Varmış

Sayı : 33 / Kasım 2014, Konu Başlığı : Masal Annesi

Abbasî Halifesi Harun Reşîd’in zamanında Behlül Dânâ isimli, veli bir zat yaşardı. Behlül Dânâ, insanlara nasihat etmek istediği zaman bunu düşündürücü bir şekilde yapardı.

Behlül Dânâ Hazretleri bir gün Halifenin huzuruna geldi ve ondan bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazarı denetleme görevini verdi.

Bu görev çarşıdaki esnafı, tek tek dolaşmayı, mallarını kontrol etmeyi gerektiriyordu. Bu sebeple Behlül’ü haftalarca meşgul edebilecek bir vazifeydi. Fakat Behlül Dânâ hazretleri işe başladığının ertesi günü çıkageldi ve Halife’ye:

- Bana başka bir görev ver, Dedi.

Harun Reşid:

- Ya Behlül, daha dün çarşı pazarın denetimi vazifesini verdik ya. O işi bu kadar zamanda yapman mümkün değil. Vazifeni yarım bırakıp başka görev mi istiyorsun? Diye sordu.

Behlül Dânâ Hazretleri bunun üzerine şu düşündürücü sözleri söyledi:

- Ben vazifemi yarım bırakmadım ki… Dün sizin yanınızdan ayrılır ayrılmaz hemen işe koyuldum. İlk olarak bir fırına gittim. Birkaç ekmeği tarttım. Baktım ki ekmeklerin ağırlığı tam değil, çoğu noksan geldi. Bu sırada fırıncıya: "İşlerin nasıl gidiyor, geçinebiliyor musun? Ailen ve çoluk-çocuğun sana karşı hayırlı çıktı mı? Hayatından memnun musun ?" diye sordum.

Fırıncı başladı anlatmaya:

- Ne gezer? Bütün gün uğraşıyorum, para kazanıyorum ama kazancım masrafıma yetmiyor. Sanki paramın beti bereketi yok. Hanımım ve çocuklarım da kötü huylu, bana karşı isyankâr. Ben ne yapıyorsam onları memnun etmek için yapıyorum ama nankörlük ediyorlar. Sanki hepsi bana karşı düşmanlıkta işbirliği etmişler. Hayatım bir türlü uyanamadığım kötü bir rüya gibi geçiyor. Hiç mutlu değilim.

O fırıncıyı bıraktım, yakınlardaki başka bir ekmek fırınına gittim. Önce hiçbir şey sormadan birkaç ekmek tarttım. Baktım ki bu ekmeklerin hepsinin ağırlığı tam geliyor. Hiçbiri eksik gelmediği gibi hatta bazısı fazla bile geliyor. Bunun üzerine bu fırının sahibine de sormaya başladım:

- İşlerin nasıl, geçinebiliyor musun? Ailenle, çoluk-çocuğunla mutlu musun? Hanımın ve çocukların sana karşı nasıl? Hayatından nasıl gidiyor?

Fırıncı hayatından memnundu. Allah'a şükrederek anlatmaya başladı:

- Allah'a hamdolsun, kazancım az olsa da yetiyor. Allah bereketini veriyor. Ailem de şükür ehlidir, kazancıma razı oluyor, kanaat ediyor. Çoluk çocuğumu da güzel yetiştiriyor. Hepsi güzel huyludur, söz dinlerler. Evimizde huzur var. Azıcık aşım, ağrısız başım, geçinip gidiyoruz. Allah olmayanlara da versin, hayatımdan memnunum.

Akşama kadar kaç esnafa gittiysem aynı durumu gördüm. İşini güzel yapan, müşterinin hakkını yemeyen, helalinden kazanan esnaf, hayatından memnundu. Müşterinin hakkını yiyenler ise huzursuzluk çekiyordu.

İşte bu manzarayı görünce artık başka esnafı dolaşmaya gerek görmedim. Doğruca sizin yanınıza geldim. Anladım ki çarşı pazarın bir muhtesibi varmış, çoktan denetimini yapmış. Ekmekleri tartmış, herkese hak ettiği bereketi, mutluluğu vermiş, bana ihtiyaç kalmamış.


Sayı : 33
Büyük Kapak