En Kanlı Terör Saldırısı

Sayı : 45 / Kasım 2015, Konu Başlığı : Medya Gündem

10 Ekim’de Ankara’da ülkemiz tarihinin en kanlı terör saldırısı meydana geldi. Çeşitli sendikalar ve siyasi grupların miting yapmak için toplandığı günün sabah saatlerinde, mitingin yapılacağı Sıhhiye meydanına topluca hareket eden kalabalığın içinde iki canlı bomba art arda kendini patlattı. Korkunç bir sesle alev topuna dönen Tren garının önünde can pazarı yaşandı. İnsanlar panik halinde kaçışmaya başladı. Katliamda 99 kişi hayatını kaybederken 48’i ağır 246 kişi yaralandı.

Suruç’ta yaşanan saldırıya benzerlikleri üzerinde durulan saldırının faillerinin de aynı terör örgütüne mensup olduğu ileri sürüldü. Canlı bombaların talimatları nereden aldığı da belirlenmeye çalışılıyor. Soruşturmada 10 kişi gözaltına alındı.

Dünyanın her yerinde terör saldırılarının hedefi insanlar arasına nefret tohumu serpmek ve kamplaşmaları keskinleştirmektir. İslam dini, tebliği ve irşadı emreder. Müslümanlar suçlu suçsuz ayırt etmeden rastgele herkesi öldüren bombalarla dehşet saçmayı asla bir eylem yöntemi olarak görmez.

Terörün kim adına veya kime karşı yapılırsa yapılsın zararı bütün toplumadır. Çünkü terörün olduğu yerde dehşet, korku ve nefret vardır; konuşma ve birbirini anlama imkânı yoktur.

Bu gibi saldırıları İslam adına uygulayan örgütler en büyük zararı Müslümanlara vermektedirler. Müslümanları tehdit unsuru gibi gösteren bu terör hadisesi de inancına uygun giyinen Müslümanların hedef gösterilmesine hizmet etmektedir. Hâlbuki Peygamber efendimiz, “Mümin elinden ve dilinden emin olunan kişidir,” buyurmuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu elim hadiseden sonra yaptığı açıklamayı, aynı duygularla paylaşıyoruz.

“Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, huzuruna, istikrarına, hedeflerine yönelik bu terör saldırısını bir kez daha şiddetle kınıyorum. Şu gerçeğin tüm dünya ve tüm vatandaşlarımız tarafından bilinmesini istiyorum: Bu saldırı Türkiye’ye yapılmıştır. Saldırının hedefi, orada bulunan vatandaşlarımızla birlikte ülkemizin ve milletimizin tamamıdır.”

“Biz terörü, kendini nasıl tanımladığına, hangi ismi kullandığına, söylemine, yöntemine göre tasnif etmiyoruz, sadece bu sıfatla adlandırıyoruz. Meseleye bu şekilde yaklaşmayan, terör karşısında, terör örgütleri karşısında çifte standart kullanan herkes, teröre destek vermektedir.”

“Biz ölümler arasında ayrım yapmadığımız gibi, katiller arasında da, terör örgütleri arasında da ayrım yapmıyoruz. Tüm terör örgütleri bizim nezdimizde aynı derecede cani, aynı derecede ahlaksız, aynı derecede kötüdür.”

Rusya Suriye’yi Bombalıyor

Rusya savaş uçakları Suriye’de bombardımana başladı. IŞİD’la mücadele bahanesiyle savaş uçaklarını Suriye’ye gönderen Rusya, Suriye’nin Humus, Hama ve Deyrüz Zor’da sivilleri ve Esed’e karşı savaşan muhalif grupları hedef alarak adeta kan gölüne çevirdi. Esed ve Rusya’nın müttefiki İran ise muhaliflerden boşalan yerleri ele geçirmek için hızlı bir şekilde bu ülkeye yüzlerce askerini gönderdi.

Suriye'deki iç savaşın başından beri Rusya, Esed'e desteğini devam ettiriyordu. Ayrıca Rusya uçakların rutin insani yardım taşıdığını iddia ederek prefabrik binalar ve hava kontrol teçhizatları ile askeri üsler kuruyordu. Lazkiye ve Şam'da Rusların askeri yığınağını arttırdığı gelen haberler arasındaydı.

Topraklarının sadece 6’da birini kontol eden Esed’in yardım çağrısına yetişen Rusya, İran, ve Hizbullah koalisyonu, rejimin kaybettiği toprakların büyük bir bölümünü geri almak için harekete geçti.

Rusya’nın sıcak denizlere inme stratejisi hiç bitmedi. Bu stratejide daima komünist ideolojiyle yetiştirilen yerli işbirlikçiler kullanıldı. Daha önce Afganistan’ın Sovyetler tarafından işgali de sosyalist Babrak Karmal’ın Rus ordusunu davet etmesi sonucu gerçekleşmişti. Esed de kendi ülkesini işgal etmesi için Rusya’yı davet edenler listesine katıldı.

ABD ve AB ise, “Devrim başarılı olursa, Mısır ve Tunus gibi Suriye’de de yönetime İslamcı kadrolar gelir” hesabıyla Rusya’ya göz yumma stratejisi içindeler. Amerika ve batı ülkeleri Suriye halkının gerçek temsilcisi, Özgür Suriye Cephesini İslami kimliği sebebiyle pek hazmedemezken silahlı laik Kürt hareketine yatırım yapmayı tercih ediyor.

Zaten ABD Dışişleri Bakanlığı, Obama ile Putin görüşmesinde Esed’den sonra Suriye’de “laik bir yönetim kurulması”nda anlaşıldığını açıklamıştı. Aynı sebeple Esed’in bunca cinayetine göz yumdukları gibi şimdi de Rus bombardımanına göz yumuyorlar.

DEAŞ’la Mücadele Bahanesiyle Katliam

İslam coğrafyası üzerine çöreklenen bu ülkelerin ortak bir bahanesi var; “DEAŞ’la mücadele.”

İslamcı terörle mücadele ediyoruz bahanesiyle her yerde Müslümanlar öldürülüyor. Rusya Çeçenleri vuruyor, Çin Doğu Türkistanlıları katlediyor. Amerika’da ve Avrupa’da da ırkçı gruplar Müslümanların ev ve işyerlerine kundaklama ve saldırı yapıyorlar.

Aynı dönemde Türkiye’de de DEAŞ tarafından işlendiği iddia edilen korkunç katliamlar yapılıyor. Kanlı saldırıdan dakikalar sonra bu katliamdan Türkiye devleti sorumlu tutuluyor. Bütün bu olaylar, ülkenin ve bütün bölgenin geleceği açısından çok kritik öneme sahip bir seçimin sonuçlarını etkilemeyi mi hedefliyor?

Türkiye’de de iktidarı değiştirip, laikçi ve kukla bir iktidar koalisyonu getirilmesi planı mı işletiliyor?


Sayı : 45
Büyük Kapak