En Sevgili’nin Ardından…

Sayı : 14 / Nisan 2013, Konu Başlığı : Kutlu Mevsim

Medine’nin ufukları kara bulutlarla örtülmüştü sanki. Cennet hanımefendisi, Kutlu Nebi’nin sevgili kızı Fatıma radıyallahu anhanın dünyası kararmıştı.

Babacığı, Allah’ın Habibi, kulu ve Rasûlü aleyhisselatu vesselam ateşler içindeydi. Öyle ki, Fatıma başını babasının göğsüne yaslayınca onun ateşini ve ıstırabını hissetmiş, “Eyvahlar olsun bana, babamın ağrı ve meşakkati ne ağırdır!" demişti. Rahmet Peygamberi ise kızına "Bu günden sonra babanın meşakkat ve ağrısı olmaz," sözleriyle mukabele etti.

Hıçkırıklara boğuldu Fatıma… Babasının ayrılığı şimdiden içini kor ateş gibi yakmıştı. Ağlaması, babasının onun kulağına bir söz fısıldamasına kadar sürdü.

Hz. Fatıma’nın yüzüne bir tebessümün yayılmasına sebep olan bu söz, “Ailemden bana ilk kavuşacak olan sensin” haberiydi.

O mücella Ruh, Refık-ı Alasına kanatlanırken Fatıma, sevgili babasının öpüp kokladığı sevgili yavrularını bağrına basıp ağlıyor, ağlıyordu.

Babasının acısı öyle büyüktü ki, dile getirilemezdi. Babası için terennüm ettiği mersiyesinde Hz. Fatıma:

"Eyvah babam, ölüm haberini Cebrail'e verdiğimiz babam!
Eyvah babam, Rabbine ne de yakındın babam!
Eyvah babam, yeri Firdevs cenneti olan babam!
Eyvah babam, Rabbinin davetine icabet eden babam!"


Diyor ve rivayeti nakledenleri dahi hıçkırıklara boğuyordu.

Resulullah cenazesinden dönenlere bakıp içleniyor:

"Ey Enes, Resulullah'ın üzerine toprak atmaya gönlünüz nasıl razı oldu?" diyerek onları da ağlatıyordu. (Sahih-i İbn-i Mace, Cenaiz, Peygamber'in vefatı bölümü. Müstedrek-üs Sahihayn, c.1, s. 381)

Hz. Fâtıma radıyallahu anha tıpkı babasının buyurduğu gibi ancak altı ay daha yaşadı ve babasına kavuştu. Bu zaman zarfında babası için söylediği mersiyelerinden birinde ise şöyle diyordu:

“O gün; gökyüzünün ufukları tozlandı
Gün ortasında, güneşin ziyası köreldi
Evvel zamanların ve sonraki vakitlerin, kainatı karardı…
Peygamberin vefatından sonra dünya,
Hüzün ve kederden bir kum yığınına döndü…
Varsın Doğunun ve Batının şehirleri O’na ağlasın!
Mudar Yemen kabileleri O’na ağlasın!
Ona yüce dağlar, ovalar, örtülü Beytullah ve rükünler de ağlasın!
Ey Peygamberler hâtemi!
Furkan'ı indiren sana salat-ü selam getirirdi.”
“Ahmed’in toprağını koklayanın hali ne mi olur: ömür boyunca güzel koku koklamamak!
Benim üzerime öyle musibetler döküldü ki, onlar gündüzlerin üzerine dökülseydi, gece olurlardı!”*


*Kastalâni, Mevâhibü'l-Ledünniye, 2, 501


Sayı : 14
Büyük Kapak