Üşengeç miyiz?

Sayı : 21 / Kasım 2013, Konu Başlığı : Kendimizi Tanıyalım

Üşengeçlik hemen hepimizin zaman zaman düştüğü nefsani bir tuzak. Gerçekten de hayat görevleri hiç bitmiyor; birbirini izleyip duruyor. Halbuki nefsimiz bu görevleri yerine getirmemizi değil hoşa giden şeylerle zaman geçirmemizi veya boş oturup rahat etmemizi istiyor.

Fakat bütün bunlar tembelliğin masum ve normal olduğu manasına da gelmiyor. Maalesef hayat, hem dünyevi işlerin yapılması hem de ahiret hazırlığı için çalışmayı gerektiriyor. Dinimiz helal lokma yemeyi, kimsenin kul hakkına girmemeyi, kimseye yük olmamayı emrediyor. Bunun için emek vererek kazanmayı, işlerini mümkün olduğunca kendin görmeyi ve hatta başkalarına hizmet edip işlerine yardım etmeyi teşvik ediyor.

Bizler her ne kadar Müslümanız diye gezsek de, ne yazık ki üşengeçlik ve tembellik aramızda hayli yaygın bir problem. Öyle ki bazen iş yerlerinde, evliliklerde şiddetli geçimsizlik yaşanıyor, artık beraberlik yürümeyecek hale bile geliyor. Bazen küçük bir üşengeçlik sonucu bir tedbir zamanında alınmadığı için büyük felaketler bile yaşanabiliyor.

Kısacası üşengeçlik masum ve basit bir hata değil. Ama insanların çoğu üşengeçlik problemi olduğunu kabul etmiyor.

Gelin şu teste cevap vererek, üşengeç miyiz ve bunun sebebi nedir, anlamaya çalışalım.

1- Mutfakta bir yığın bulaşık sizin onlara ilgi göstermenizi bekliyor ama sizin yerinizden kalkmaya bile haliniz yok. Eşinizin yarın sabah giyeceği bir tane bile ütülü gömleği kalmadı ama hiç içinizden ütü yapmak gelmiyor. Veya otomobilinizi muayene götürmeniz gerekiyor ama yarındı, öbürgündü derken erteleye erteleye cezaya kaldı. Bu gibi durumları hangi sıklıkla yaşıyorsunuz?

a-
Bu benim neredeyse her zamanki halim. İşler benim peşime düşüp bir köşeye sıkıştırmadıkça ben onları yapmak istemiyorum. Nedense hiç içimden iş yapmak gelmiyor.

b- Bu duruma ancak hastalık veya üzücü bir hadise sebebiyle çöküntü yaşama durumlarında düşerim. Yoksa işler beni değil, ben işlerimi kovalarım. Elimden hiçbir iş kurtulamaz; yapar, yerine kor, rahat ederim.

Cevap: İnsanın bedensel tarafı tabi olarak tembelliğe eğilimlidir. Çünkü insan bedeni çalışırken enerji harcıyor. Oysa bedenimiz enerjisini korumaya eğilimli yaratılmış. Hem çalışırken vücutta hararet yükseliyor ve bu da eğer hava sıcaksa insanı rahatsız ediyor. Hava çok sıcak olmasa bile insan terlemek istemiyor. Hem çalışma sırasında kaslarda meydana gelen kimyasal bileşikler hafif ağrı veriyor –ki biz buna yorgunluk diyoruz.-

Bedeni yormayan zihinsel işler ise, dikkati yoğunlaştırmayı, hafifçe gerginliğe katlanmayı gerektiriyor. Bu sebeple beyinde hoşa gitmeyen hislerin oluşmasına sebep oluyor. Bu yüzden bedenimiz “Bütün bu sıkıntıları niye çekiyorsun ki?” veya “Daha sonra yaparsın hele biraz rahat et.”diye sinyaller veriyor.

Bu sebeple kendinizi biraz iterek harekete geçirmezseniz tembelliğin çürütücü zevkine gömülüp kalmanız kaçınılmaz. Bir Arap atasözünde “tembellik baldan tatlıdır” denmiş. Kınalızade Ali Efendi’nin “Ahlak-ı Alai eserinde ise bu sözü, “cahiller için zevki baldan tatlı ama sonunu düşünen akıllı insanlar ve fazilet arayan mesut kişiler için ise zehirden daha zararlı” diye değiştirmiş.

Şimdi bir karar verin, değerli insanlar gibi, çalışkanlığın üstün zevkine mi talipsiniz yoksa düşük akıllı insanlar gibi gelip geçici tembellik zevkine mi? Eğer “ben akıllı ve faziletliyim” diyorsanız işlerden korkmayın, işler sizden korksun.

1- Yapılması gereken bazı işleriniz var fakat bir türlü başlayamıyorsunuz. Bu durumu genellikle hangi durumlarda yaşıyorsunuz?

a-
Bu durumu çok sık yaşıyorum. Sebebi de hangisinden başlamalıyım, hangisini daha sonraya bırakabilirim? Diye düşünmemdir. Bazen de “Yapılması şart mı?” veya “İlla benim mi yapmam gerekiyor?” diye kararsızlık çektiğim için başlayamıyorum.

b- Bu durumu nadiren yaşarım. O da o işi yapmak için gerekli şeylere sahip olmamam, bir başkasının onayını beklemem veya daha acil bir işin ortaya çıkması gibi durumlardır. Elimden geldiğince işleri bir sıraya koyup, zamanında yaparak içimin rahat etmesini tercih ederim.

Cevap: Üşengeçliğin en yaygın sebeplerinden biri, kararsızlık ve ertelemedir. Bazı insanlar nefsin oyununa gelir, üşengeçliklerine bir mantık bulmaya çalışırlar. “Yapmasak ne olur?” derler. Olmazsa “Şimdi yapmam şart mı, çok mu acil?” Derler. O da olmazsa “Tamam, yapacağım ama daha önemli işler var, biraz beklesin hele.” Derler.

Bazen de nefis bir tür kibirle, kendisini basit işleri yapmaya layık görmez. İçin için “Benim gibi bir insan bunlarla mı uğraşacak?” Diye düşünür, işleri birileri mecbur kalıp yapsın diye erteler. Böyle kişilerin kendisinden hizmet beklendiğinde çok gergin olduğu ve iş yerine mazeret ürettiği görülür. Bir görevini hatırlattığınız zaman hemen agresifleşir, şikayete başlar, bahaneler üretirler. Yapmadıkları işler birikip, zaman daraldığında ise artık hangisinden başlayacaklarını bilemez, kararsızlığa düşerler.

Halbuki mütevazı ve hizmet ahlakına sahip kişiler, görevlerini kabullenir, makul bir sıraya koyup birbiri ardınca yapıp bitirirler. Her bir işi bitirdikçe sevinir, huzur duyar ve görevlerini yerine getirmek için imkân bulduklarına şükrederler. Gereksiz yere ertelemedikleri için işlerin yığılması ve aşırı yorgunluk gibi durumları da pek yaşamazlar.


Sayı : 21
Büyük Kapak