Ergenlik Çağındaki Gençler Ne İster?

Sayı : 60 / Şubat 2017, Konu Başlığı : Çocuk Eğitimi

Fransızların bir atasözü vardır, “Gençler bilse, yaşlılar yapabilse!”

Gerçekten de gençlik dönemi, ömür takviminin en verimli dönemidir. İnsanın gerek bedensel, gerek zihinsel kabiliyetleri en üst seviyededir. Duyguları coşkundur, heyecanlıdır. Bedeni sağlıklı ve enerjiktir. Beyni en yüksek kapasitededir, öğrenme hızı ve gücü müthiştir. Bununla beraber gençler mutlu değildir.

Oğlu veya kızı ergenlik çağında olan anne babaların ortak şikâyetleri vardır. “Oğlum son zamanlarda bizden çok uzaklaştı. Zamanının çoğunu arkadaşlarıyla geçiriyor. Bir dik başlılık, hırçınlık geldi, sözümüzü dinlemiyor.”

“Kızım zaman zaman sebepsiz yere hırçınlaşıyor. Bir gün içine kapanıyor, bir gün basit bir sebeple ağlıyor, bir başka gün olur olmaz şeyler için şikâyet ediyor.”

Çoğu anne babalar ergenlik çağının neden bu zamanda bu kadar zor hale geldiğini anlamakta zorluk çekiyor. Elbette eskiden de insanlar çocukluktan yetişkinliğe geçiş sırasında bir takım değişikler geçiriyordu ama neden şimdi bu kadar sancılı olmaya başladı?

Aslında cevap o kadar da zor değil. Eskiden çocuklar çocukluklarını yaşardı. Onlara geleceğe dair çok fazla kaygı yüklenmezdi. Gençler babalarının işini devam ettirir, anneleri tarafından evlendirilir, baba ocağını tüttürürdü. Şimdilerde gençliğe kendine yol çizme, amacını belirleme, hedeflerini gerçekleştirme, mesleğini seçme, kimliğini kazanma, sosyal ilişkilerini düzene koyma görevleri yükleyen bir eğitim hayatı ve sosyal çevre baskısı var.

Ergenlik çağındaki çocuklar bir yandan bedenlerinde hızlı bir değişim yaşarken bir yandan da okul çevreleri seneden seneye hızla farklılaşıyor. İlkokulda tek öğretmenleri varken artık derslerine farklı öğretmenler giriyor. Her biri çocuktan kendi dersine çalışmasını, verdiği ödevleri yapmasını bekliyor. Bu sırada arkadaş çevresi ise çeşitli faaliyetlere katılmasını bekliyor.

En büyük sorunu ise ailevi değerleriyle uyumlu olmayan bir sokak ve okul çevresine sahip olan çocuklar yaşıyor. Eğer aile çocuğunu belli ahlaki ve manevi değerlerle yetiştirmek istiyorsa çocuk tam zıddı olan arkadaş çevresi ile ailesinin arasında bocalama yaşıyor.

Arkadaş Çevresi Çok Önemli

Gençlik için arkadaşlık duygusu çok önemlidir. Çünkü gençler, artık anne babaları, öğretmenleri gibi onlara nasihat eden, kurallar koyan, zaman zaman eleştiren yetişkinler yerine onları olduğu gibi kabul eden arkadaşlarıyla zaman geçirmek isterler. Hem arkadaşlarıyla aralarında statü farkı olmadığı için benliklerini rahatlıkla ortaya koyabilirler.

Arkadaş ortamları aynı zamanda eğlencelidir, neşelidir. Espriler yaparlar, şakalaşırlar hatta itişip kakışırlar. Çocukluk ile gençlik arasında gidip gelen gencin beyni çok hızlı uyaranlar istemektedir. Onu heyecanlandıran, duygulandıran, neşelendiren, enerjisini boşaltabileceği olaylar yaşamak ister. Çocuklar aile büyükleri ve diğer yetişkinlerin yanında bunları rahatlıkla yaşayamadığı için arkadaş ortamına daha büyük önem verir.

Gençlerin önünde başarılması gereken birçok hedef vardır. Okulda başarılı olmalıdır. Aile büyüklerinin ondan beklediği olgunluğu göstermelidir. Onların gözünde değer kazanabilmesi için iyi bir meslek edinmelidir. Ama bunlar gencin tam olarak elinde değildir veya başarabilmesi için çok çalışması gerekmektedir. Oysa gencin duyguları o sırada onu çok farklı konularla ilgilenmeye itmektedir. Gencin aklı o sırada iyi giyinmekle, arkadaşlarıyla beraber bir yerlere gidebilecek kadar harçlığa sahip olmakla meşguldür. Bu sebeple gençler, çok dertlidirler.(!) Ve bu konuda yetişkinler onları anlamamaktadır onu sadece arkadaşları anlamaktadır.(!)

Gençlerin aralarındaki ilişki samimi olduğu için rahatlıkla dertleşirler. Bazen büyükleriyle yaşadıkları sorunlar hakkında konuşurlar ve çoğu zaman da birbirlerine akıl verirler. Büyüklerine baş kaldırma konusunda birbirlerini cesaretlendirirler. Hatta uysal arkadaşlarını hor görür ve dışlarlar. Mesela bir yere gitme konusunda ailesinden izin alamamış olan bir arkadaşlarına “Ezik” derler. Onu dışlar veya “Neden gelmedin oğlum, çok eğlendik. Bütün eğlenceyi kaçırdın,” diyerek üzerler.

Unutmayalım ki çocuklarımızı en çok etkileyen faktörlerin başında, arkadaş çevresi, okuduğu okul ve yaşadığı sokak gelir. Aileler bunu göz önüne alarak oturdukları muhiti ve çocuklarını gönderdikleri okulu seçme konusunda titizlik göstermelidir.

Okulunu Seçerken

Anaokulu veya ilkokuldan başlayıp üniversiteye hatta lisansüstü eğitime kadar uzanan örgün eğitim süreci, bugün ortalama bir insanın ömrünün neredeyse üçte birini dolduruyor. Hem de en verimli çağ olan bu dönemin nasıl bir ortamda geçtiği çok önemlidir.

Gerekirse maddi düşünceleri bir yana bırakıp manevi yönden daha güvenli ortamları seçmeye özen göstermelidir. Çocuklarını kötü muhitten korumak için tedbir almak zamanımız anne babaları için bir hicret gibi önem kazanmıştır.

İnancına ve kulluk hayatına önem atfeden bir aile, evde çocuğuna ne kadar telkinlerde bulunsa da ergenlik çağının doğası gereği çocuk belli bir yaştan sonra ailesinin değerleriyle çevrenin değerlerini mukayese edecek, arasında tercihlerde bulunacaktır.

Hiçbir zaman on beş yaşındaki bir çocuğun dokuz-on yaşındaki çocuk gibi, “Benim babam her şeyi bilir, benim babam herkesten üstündür,” diye düşünmesini bekleyemeyiz. Aksine ergenlik çağında benlik duygusu adeta patlama halinde kendini yapılandırma içine girer ve başta anne baba olmak üzere otorite temsilcisi yetişkinlere karşı olumsuz duygular en üst seviyeye çıkar.

Bu çağda çocuklar anne babalarında kusur arayıcı olurlar. Onların yönlendirmelerini ve nasihatlerini reddetmek için adeta bahane kollarlar. Eğer arkadaşlarının anne babaları her şeye izin veriyor, ama onun anne babası izin vermiyorsa bunu büyük bir haksızlık ve baskı olarak görürler. Hele bir de anne babalarının manevi değerlerini yeterince öğrenip benimsememişse bu engellemelerden daha da çok nefret ederler.

Bu sebeple çocuklarımızla aramızın bozulmaması için onları bizim değerlerimizi benimseyen bir çevrede yetiştirmemiz uygun olur. Mesela İmam Hatip liseleri, Kur’an kursları, hem öğretmen kadrosuyla, hem müfredatıyla, hem okuldaki ibadet hayatıyla bizim öğretmeye çalıştığımız değerlerimizi pekiştirecektir. Bunun yanında çocuğumuzun arkadaşları da bizim gibi ailelerin çocukları olacağı için çocuklarımız da rahat edecek ve fazla çatışma yaşamayacaktır.

Çocuğumuzun okuduğu okul, sadece okul binası ve bahçesinden ibaret değildir. Gelecek nesillerimizi teslim ettiğimiz öğretmen kadrosu önemlidir, okul idaresi önemlidir, öğrencilerin ahlaki durumu önemlidir. Bunlar konusunda seçici ve talep edici olmalıyız. Bu sebeple de çocuğumuzu okula kaydettirmekle işimiz bitmiyor. Daima okuluna gitmeli, veli toplantılarına katılmalı, bilgi almalıyız. Zaman zaman sebepsiz olarak dahi okula gidip bilgi istemeliyiz. Bu durum idealist ve gayretli öğretmenleri teşvik eder, işini özensiz yapan öğretmenleri uyarır.

Ayrıca çocuğumuzun bizi okulda görmesi de çok faydalıdır. Çünkü çocuk kendisiyle ilgilenen bir ailesi olduğu zaman kendini hem daha değerli hisseder, hem de sorumluluklarının farkına varır.
Derslerinde gayretli, ahlaki yönden olgun ve beğenilen bir çocuk ailesinin okula gelip bilgi almasından hoşlanır. Bilhassa babası okula gelip onun hakkında güzel şeyler duyar ve akşam aile sohbetinde bunları dile getirerek, “Maşaallah seninle iftihar ettim,” derse daha da şevke gelir.

Bazı sorunları olan öğrenciler ise ailelerinin okula gelmesini istemez ama asıl onları takibe daha çok ihtiyacı vardır. Onlar hakkında bilgi alınca hemen gence kızıp bağırmak yerine durumu hakkında bilgi almalı, sorunlarını nasıl çözebileceğine dair ona yardım etmeliyiz. Mesela “Neden bu dersi anlamıyorsun?” diye sorarsak, belki de çocuğumuzdaki bir sorunu fark edebiliriz. Görme veya işitme sorunu varsa veya dikkatini vermesine engel olan bir duygusal sorunu varsa ondan haberdar oluruz.

Anne babaların dikkat etmesi gereken bir husus da çocuklara maddi imkan ve özgürlük verirken öğretmenlere ve işin erbabına danışarak itidalli olmalarıdır. Gençlik çağı bir çeşit delilik halidir. Bu yaşlarda gençler aşırı maddi imkan ve serbestliğe kavuşurlarsa onları su-istimal eden kişilerin tuzaklarına düşebilirler. Mesela ailesi bol harçlık verdiği, hesap sormadığı ve geç kalmasına aldırış etmediği için eğlence yerlerine giden gençler, alkol, uyuşturucu ve çeşitli kötü alışkanlıklara bulaşabilmektedir. Bu sebeple gençlere verilecek özgürlüğün dozunu iyi ayarlamalı, hayırlı işlerde kullanıp kullanmadığı da sık sık denetlenmelidir.

Okul çevreleri, gelecek neslin filizlendiği toprak gibidir. Bizler çocuklarımızın okuldan eve gidip gelirken nerelerde zaman geçirdiğini bilmeliyiz. Bu konularda okul, aile, esnaf çevresi ve emniyet güçleri işbirliği içinde hareket etmelidir. Kötü niyetli kişi ve grupları mutlaka emniyete bildirmeliyiz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dememeliyiz. Bugün çocuğumuzu korusak yarın torunumuzu koruyamayız.

Çocuklara aşırı kısıtlayıcı olmak da doğru değildir. Gençlik çağı münbit bir toprak gibidir. Bu çağda gençlere verilen eğitim ve kendini yetiştirme şansı onun bütün hayatı boyunca meyve verecektir. Bu sebeple çocuklarımıza kendini bir spor veya sanat dalında da kendini deneme ve yetiştirme imkanı sunabiliriz. Hem böylece gençlik enerjisini hayırlı bir şekilde harcamış olur. Bir alanda kendini deneyip bazı başarılar kazandıkça kendisiyle daha barışık olur.

Gençlik döneminde özellikle örnek alınan şahıslar, yani rol-modeller çok önemlidir. Eğitim eğer muhabbetle olursa daha kolay tesir eder. Gençler bilhassa hayranlık duyduğu kişilerden kolayca etkilenirler. Bu çağlarda gençler mutlaka sevecekleri birilerini ararlar. Mümkün olduğu kadar onlara alimlerin, Allah dostlarının sevgisini mayalamalıyız. Bunun yanında gerek tarihi şahsiyetlerden, gerek günümüzde yaşayan olumlu görüşlere sahip kişilerden kendisine örnek almasını sağlamalıyız.

Elbette bugün çocukların ellerinde akıllı telefonlar, tabletler, diz üstü bilgisayarlar, internetin engin sularında bizim tahmin bile edemeyeceğimiz kişilerle arkadaşlık edebiliyorlar.

İnternetteki oyun ve sanal medya siteleri çocuk ve gençlerin ilgisini çekecek unsurlarla dolu olduğu gibi akranlarla tanışma, oyun oynama ve bu sırada sohbet etme imkanı da sunuyor. Arkadaşlıkların sanallaştığı bu yeni dönem, anne babalar için çok daha zor bir hale geldi. Bu sebeple ergenlik çağındaki gençlerimizi anlamak, onun dünyasını bilmek, onunla yakından ilgilenmek ve iletişim kanallarını açık tutmak çok daha büyük önem kazanıyor.


Sayı : 60
Büyük Kapak