Farkında Olmadığımız Nimet: Rüzgâr

Sayı : 45 / Kasım 2015, Konu Başlığı : Bunları Biliyor musunuz ?

Rüzgâr, havanın ısınıp yükselmesi ve soğuk havanın onun yerini almak üzere hareket etmesiyle oluşur Gece-gündüz farkından dolayı oluşan alçak ve yüksek basınçlar, rüzgârların oluşmasına vesile olur. Rüzgârlar, hava tabakası içinde hareketlilik meydana getirir.

Rüzgâr estiği zaman, havanın böyle hareket etmesinin bizim için ne kadar önemli bir nimet olduğunu düşünmeyiz. Aslında rüzgâr yeryüzünde hayatın devamı açısından çok önemlidir. Çünkü rüzgârlar, bulutları aşılayarak yağmurun yağmasına vesile olurlar.
Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: "Aşılayıcı olarak rüzgârlar gönderdik de; derken gökten yağmur indirip onunla sizi suladık. (Yoksa) o suyu hazinelerde depolayan da sizler değilsiniz." (Hicr, 15/22)

Aşılayıcı Rüzgâr Ne Demektir?

Yeryüzündeki denizlerden buharlaşıp bulut kümeleri halinde toplanan su buharının yoğunlaşıp yağmur damlalarını meydana getirebilmesi için mutlaka bir toz zerreciğinin aşılamasına ihtiyaç vardır. Bu sebeple bulutların rüzgârların getirdiği toz zerrecikleriyle aşılanması gerekmektedir. Kur'ân'da rüzgârların aşılayıcı olduklarının bildirilmiş olması açık bir mucizedir.

Denizler ve karalar güneş ışığından farklı şekilde etkilenmektedir. Su geç ısınır, ancak ısıyı alt tabakalara geçirdiği için geç de soğur. Toprak ise çabuk ısınıp çabuk soğur. Bu sebeple kıyılarda denizle kara arasında sürekli hava akımı ve dalga meydana gelir. Bu hava hareketi ve dalgalanma sayesinde denizlerin suyunda bulunan sodyum, kalsiyum gibi elementler havaya karışır. Bunlar rüzgârlar sayesinde iç kesimlere taşınır.

İşte rüzgârlar havanın ısınıp yükselmesi sayesinde, üst katmanlara taşınır. Bu toz zerrecikleri adeta Allah'ın emrine amade olan yağmur hazineleridir. Allah'ın dilemesi ile bulutları aşılayan bu zerreler sayesinde yağmur yağar.

Rüzgârlar, bitki tozlarının taşınarak döllenmesine de vesile olur. Çiçek tozlarının diğer çiçeklere ulaşması rüzgâr, küçük böcekler gibi taşıyıcılar sayesinde olmaktadır.

Rüzgâr Bereket Taşır

Rüzgârlar aynı zamanda taşıyıcıdırlar. Bulutların Allah'ın emrettiği yere doğru sevkeder, yağmuru onun dilediği yere yağdırırlar. Her ne kadar hava hareketleri, havanın ısınıp yükselmesi, alçak basınç, yüksek basınç gibi terimlerle açıklanmaya çalışılsa da, hiçbir zaman meteoroloji bilginleri önümüzdeki yıl, hangi ovaya, kaç metreküp yağmur düşeceğini söyleyemez. Ancak ellerindeki istatistiklere bakıp tahmin yürütürler, ama kesin bilgi veremezler. Çünkü bulutların ve rüzgârların oluşmasını dilediği gibi yönetip sevkeden Allah-u Zülcelal’dir. Rabbimiz bir ayet-i kerimesinde bu hakikate dikkat çekerek şöyle buyuruyor:

“Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgârlar gönderen Allah'dır. Rüzgârlar, yağmur yüklü bulutları kaldırıp taşıdığında, onu (Allah) ölü bir diyara gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz." (A'râf, 58)

Rüzgâr sadece bulutları ve suyu taşımaz, yağmurla beraber bereket yağmasını da sağlar. Mesela çöllerden kalkan kum zerrelerinin içinde bulunan değerli minerallerin tarlalara yağmasını sağlayan rüzgârlar vardır. Bunlar demir, azot gibi gübre vazifesi gören elementleri fakir topraklara taşıyıp bol mahsûl alınmasına vesile olurlar.

Rüzgâr sadece topraklara değil, denizlerdeki hayata da bereket taşır. Sahra Çölü'nden rüzgârla gelen bereketli tozlar, azot, fosfat ve silisyum gibi temel elementleri denize taşıyarak balıkların ve diğer deniz canlılarının besleneceği plânkton gibi mikroorganizmaların çoğalmasına vesile olmaktadır.

Ayrıca bazı bitkilerin tohumlarının taşınıp uzak yerlere ulaşması da rüzgâr sayesindedir. Rüzgâr, yerleşim yerlerindeki kirli havanın uzaklaştırılması, ormanlardaki temiz havanın onun yerine gelmesi işinde de vazifelidir. Rüzgârlar bu işlemi yapmasaydı, insan oğlu hava sirkülasyonunu sağlamak için büyük bir masraf yapmak zorunda kalırdı. Kısacası temiz hava teneffüs etmemiz de rüzgârın oksijen yüklü hava tabakalarını, bedavadan taşıyıp getirmesi sayesindedir.

Temiz Enerji Kaynağı

İnsanoğlu rüzgârın gücünden her zaman faydalanmıştır. Eski zamanlarda yelkenli gemiler, yel değirmenleri gibi araçlar, rüzgârın enerjisinden faydalanmayı sağlamıştır.

Günümüzde rüzgâr türbinleri sayesinde elektrik üretilebilmektedir. Rüzgâr enerjisi, hem tabiatı kirletmeyen, hem kuruluş ve işçilik masraflarından başka masrafı olmayan, hem de tükenmesi söz konusu olmayan yenilenebilir bir kaynaktır.

Allah-u Zülcelal, rüzgarı Hz. Süleyman aleyhisselamın emrine verdiğini bildirerek, bu nimete hakim olmanın önemine dikkat çekmiştir.

Rüzgâr nimet olduğu gibi, felaket de olabilir. Allah dilerse rüzgârı mutedil estirerek bereketli yağmurlar yağdırır, dilerse, kavurucu kasırgalarla, fırtınalarla dilediği kavmi helak eder. Nitekim geçmişte azgınlaşan ve zulüm işleyen bazı kavimler şiddetli kasırga ile helak edilmiştir. Cenab-ı Hak Kur'ân-ı Kerim’de Ad kavmini kavurucu bir kasırga ile yok ettiğini bildirmiştir. (Zariyat 41)

Peygamberimiz bir rüzgâr estiği zaman:

“Allâh'ım! Sen'den bu rüzgârın, bu rüzgârın içinde bulunan şeylerin ve Sen'in gönderdiğin şeylerin hayırlı olmasını istiyorum. Bu rüzgârın, içinde bulunan şeylerin ve Sen'in gönderdiğin şeylerin şerrinden de Sana sığınırım.” (Müslim, İstiskâ, 15) Diye dua ederdi.

Hz. Aişe annemiz, “Ya Rasulallah sen bizim helak edilmemizden korkuyor musun?” diye sorunca:

“Ne bileyim, belki bu kara bulut Âd kavmine geldiği gibi bir azâb olur. Onlar gördükleri siyah bulutu yağmur yağdıracak bir bulut zannetmişlerdi; ama o elîm bir azâb getirdi.” (Buhârî, Tefsîr, 46/2; Müslim, İstiskâ, 14-16) buyurmuştur.

Biz de serin bir rüzgâr eserken Allah'ın bu nimeti üzerinde tefekkür edip şükredelim ve bu nimetin bizi helak etmemesi için Allah'a sığınalım.


Sayı : 45
Büyük Kapak