Faydasız İlimden Sakınmalı

Sayı : 64 / Haziran 2017, Konu Başlığı : Masal Annesi

İmam Şafiî hazretleri Mısır’a gitmiş, fıkıh ilmi yani ibadetlere dair ilim öğretiyordu. O sıralar, bazı kesimler Allah-u Zülcelâl’in Zat’ına dair bazı meseleler üzerine tartışıyorlardı. Bunların her biri Allah'ın birliği ve münezzeh oluşu üzerinde kendilerince bir takım iddialar ileri sürüyordu. Ancak ortak bir noktada buluşamayıp bir birlerini sapkın olmakla suçluyorlardı.

İsmail el-Müzenî hazretleri o sıralar henüz talebe idi. Bir ara bu çeşit insanların çıkardığı inanç tartışmalarına kulak vermişti. Sonra bu tartışmalar gönlünü meşgul etmeye başladı. Bir türlü işin içinden çıkamıyordu.

Bir gün hocası İmam Şafii’ye müraacat edip bu sorunun cevabını ondan dinlemeye karar verdi. Çünkü onun bu konuda herkesten daha doğru bir cevap vereceğini düşünüyordu.

Ancak İmam Şafii talebelerinin böyle tartışmalara dalmasını istemiyordu. Daima onları, faydalı ilim öğrenmeye teşvik ediyor, şeytanın vesvese vermesine sebep olacak boş tartışmalardan uzak durmalarını tembihliyordu.

İsmail el- Müzeni, hocasının yanına gittiği zaman onu Mısır camiinde buldu. Önünde oturup, aklını meşgul eden soruyu sordu. İmam Şafiî, talebesinin sorusunu dinleyince biraz yüzü asıldı. Ona cevap vermek yerine şöyle dedi:

- Sen şu an nerede olduğunu biliyor musun? Burası yani Mısır, Allah’ın Firavun’u suda boğduğu yerdir! (Yani Allah'ın yüceliğini düşün ve kork. Böyle konular yerine aklını takva ve edebli olmakla meşgul et.)

Sonra şöyle bir soru sordu:

- Sana Rasulullah’ın bu hususu araştırmayı emrettiğine dair bir haber mi ulaştı?

Talebesi :

- Hayır, dedi. Sonra İmam Şafii şöyle sordu:

- Semada kaç yıldız olduğunu biliyor musun?

- Hayır.

- Onlardan bir yıldızın cinsini, doğuşunu ve batışını, neden yaratıldığını bilir misin?

- Hayır.

- Yaratılmış varlıklardan gözünle görüp durduğun bir şeyin özelliklerini bilemiyorsun da, onu Yaratan’ın ilmi hususunda (bilmen gerekmeyenleri) konuşacaksın, öyle mi?!

Sonra İmam Şafii talebesine abdestle ilgili bir mesele sordu. Talebe cevabında hata yapınca dedi ki:

- Günde beş defa muhtaç olduğun ibadete dair ilmi bırakıyorsun da, Yaratıcı’nın ilmi hakkında kendini zorluyorsun! Eğer bu mesele gönlünde vesvese ve takıntıya yol açarsa Allah’a yönel ve O’nun Kur’an’daki şu sözlerine kulak ver:

‘İlâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O rahmandır, rahimdir… Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah’ın birliğine) birçok delil vardır.’ (Bakara, 163-164)

İşte böyle yarattığı şeyler üzerinde tefekkür ederek Yaratan hakkında delil çıkarıver. Aklının ermediği ilme kendini zorlama.
Talebesi bu sözlerden sonra faydasız tartışmaları bırakıp kendisine fayda verecek fıkıh gibi ilimlere yöneldi.


Sayı : 64
Büyük Kapak