Öfkeyi Kontrol Altına Almak İçin

Sayı : 41 / Temmuz 2015, Konu Başlığı : Şahsiyet Gelişimi

Günlük hayatın telaşı içinde ister istemez birçok durum bizi öfkelendirir. Bazen trafik, bazen insanların düşüncesizlikleri, bazen haksız davranışlar bazen de kontrolümüzden çıkan olaylar… Öfke, bizi gerginleştiren, mantıklı düşünmeyi zorlaştıran ve kontrol edilemediği zamanlarda ise kendimize ve çevremize zarar vermemize yol açan, şiddetli bir duygudur. Ancak öfkenin şiddetli olması kontrol edilemez olduğu anlamına gelmez.

Psikologlar, öfkeyi, bize ve başkalarına zarar verme riski en yüksek duygu olarak tanımlamaktadır. Saldırganlık, suç işleme, boşanma, iş yerinde ve ailede ilişkilerin bozulması gibi birçok sorunun kaynağı, öfke duygusudur. Saldırgan davranışlar herkeste farklı bir şekilde ortaya çıkabilir. Bazı kişiler öfke anında tokat atma, itme, kakma gibi fiziki saldırganlık gösterirken kimisi hakaret etme, tehdit etme, bağırarak konuşma gibi sözlü şiddet uygulayabilir. Bazen de öfke kişiyi devamlı gerginliğe sokar ve onun karşısındakine karşı hoşgörüsüz, aşırı eleştirici, hata arayıcı, tartışma çıkarıcı bir tavır içinde olmasına sebep olur.

Bazı kişiler ise öfkeyi açıkça ifade etmez ama dolaylı olarak gösterir veya pasif bir tepki sergilerler. Mesela insanlardan uzak durma, iş¬ birliğini reddetme, somurtma gibi davranışlarla öfkeyi sürekli bir husumete çevirirler. Bu da kişiyi mutsuzluk, gerginlik, hayata küskünlük ve için için acı çekme haline sürükler. Öfke ister dışa vurulsun ister bastırılsın her halükarda en büyük zararı kişinin kendi sağlığına verir. Hiddet eğilimi fazla olan kişilerin kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon ülser ve baş ağrısı gibi hastalıklara yatkın olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple öfkeyi bastırmak değil sebeplerini inceleyerek kontrol altına almak gerekir.

Öfkenin Sebepleri

Basit öfke, bir istek ve ihtiyacın karşılanmaması, hayal kırıklığı, haksızlığa uğrama gibi tabi sebeplerle ortaya çıkar. Ancak öfke olarak dışa yansıyan bir kısım duyguların arka planında aşırı kaygı, korku, suçluluk duygusu gibi başka sebepler de olabilmektedir. Eğer kişi kızgınlık halinin arkasında yatan asıl sebebin, öz güven eksikliği, alınganlık, kendini ifade edememe, sorunlarını çözme becerisinden yoksunluk, çeşitli korkular ve kaygılar olduğunu bilirse onunla baş etmesi daha kolay olacaktır.

Öfkenin kalıcı bir şekilde çözümlenmesi için kişinin kendisini öfkelendiren durumların altında yatan nedeni ortadan kaldırması gerekir. Mesela bir adam işsiz olduğu için etrafındaki kişilerce eleştirilir ve buna öfkelenir. Bu kişi bağırıp çağırarak başkalarını susturmakla sorunu kalıcı olarak çözemez. Asıl sorun sorumluluklarını yerine getirmemesidir ve bunu çözmedikçe sorunu ortadan kaldıramayacaktır.

Çoğu zaman insanlar asıl meseleyi çözmek yerine öfke krizleri sergileyerek karşılarındaki kişileri sindirmeyi tercih ederler. Oysa öfke bir problem çözme aracı değildir. Tam tersi, sorunun çözümünü zorlaştırır.

Yine birçok kişi, için için hissettiği suçluluk duygusunu bastırmak için suçu başkalarına yıkmak ister, bunu da öfke patlamaları sergileyerek yaparlar. Oysa öfkeli davranmak bir kişiyi haklı yapmaz. Aksine daha da haksız bir duruma düşürür.

Öfkeyi başkalarını sindirmek ve hak arayışlarını bastırmak için kullanmak hiçbir sorunu çözmez. Bilakis muhatabın çözümden umudunu kesmesine sebep olur ve istenmeyen neticeleri ortaya çıkarır. Bu sebeple bir insan öfkesinin gerçek sebebini, haklı mı haksız mı olduğunu iyi analiz etmeli, insaflı hareket etmelidir.

Bu durumun dışında günlük hayatın akışı içinde doğal olarak öfkelenmeye sebep olan aksilikler, gecikmeler ve kazalar da olabilir. Bunlara karşı aşırı tepki göstermemek için kendimizi eğitmemiz faydalı olur.

Öfkeyi Kontrol Altına Almak İçin:

1- Öncelikle öfkemizi tetikleyen durumları tanıyalım. Bu gerçek sebep mi, yoksa başka sebeplerle biriken kızgınlık hissini tetikleyen bir durum mu; bunun farkına varalım. Mesela, iş hayatındaki istenmeyen neticeler, gecikmeler, trafik sıkışıklığı gibi; ufak bir konu neden bizi bu kadar sinirlendiriyor; farkına varabiliriz.

2- Duygumuzun bizi esir almasına izin vermeyelim, mantıklı olalım. “Bizi öfkelendiren durumlardan hangisi değiştirebileceğim şeylerdir? Bunları nasıl düzeltebilirim?” diye düşünelim.

3- Sorunlara, çözüme odaklı olarak yaklaşalım. Yani olumsuz bir sonuç için birilerini suçlamak ve kızmak yerine “Bu durumu nasıl düzeltebiliriz?” diye düşünelim. Devamlı sorun çıkaran kişileri sakin bir şekilde uyaralım, düzelmesi için yol gösterelim.

4- İnsanlara karşı empati yapalım. Herkes aynı derecede yetenekli, akıllı, tecrübeli, hızlı, becerikli olmayabilir. İnsanlara anlayışla, hatta merhametle yaklaşalım. Bizi kasten öfkelendiriyormuş gibi tepki göstermeyelim.

5- Bu şekilde çözemediğiniz durumlar için, kendi kendimizi sakinleştirmek için yöntemler uygulayın. Mesela tıkanan trafik için gerildiğiniz zaman, derin nefes alarak içinizden dualar okuyun.

6- Birçok zaman kişiyi öfkelendiren durum aslında küçük bir şeydir ama bu bardağı taşıran son damla işlevi görür. Bunun önüne geçmek için geçmişin kızgınlıklarını sürekli güncelleyip durmayın. Mesela kendinizi öfkelendirecek şekilde iç konuşma yapmayın. “Ya hep beni mi buluyor bunlar!? Yeter artık bu kadar da olmaz!” demeyin. “İnsanlık hali, herkesin başına geliyor,”deyin.

7- Aksi giden işler sizi öfkelendirdiği zaman kendinize sakin olmayı telkin edin. Tahammülsüzlük, acelecilik gibi duyguların yersiz olduğunu düşün. “Yarım saat geç gitsem ne olacak, dünya mı yıkılacak?” gibi… Daha güzeli, “Hepimiz Allah'a aidiz ve ona döneceğiz” deyin. Her şeyin geçici olduğunu düşünmek gerginliği azaltacaktır. Ya affedin, ya ifade edin ve çözüm arayın.

8- Acemiliklere, kazalara, istenmeyen durumlara biraz esprili yaklaşın. Bu sizi de etrafınızdaki kişileri de rahatlatır. Mesela acemi birisi, gergin ve endişeli olduğu için daha çok sakarlık yapıyor. Siz işi şakaya vurursanız biraz rahatlayacaktır, daha az hata yapacaktır. Siz acele ettikçe kazalar ve hatalar eksik olmaz. Sakin olursanız daha iyi netice alırsınız.

9- Olaylara tepkili ve önyargılı bakmayın. Sanki her hareket özellikle sizi sinirlendirmek için yapılıyormuş gibi görmeyin. “Bu yemek neden bu kadar tuzlu! Benim tansiyonum olduğunu bilmiyor musun?” diye sinirlenmek yerine, şakayla karışık, “Hanım, galiba fazla yemeyeyim diye yemeğe fazla tuz atmışsın. Bari bana bir tabak yoğurt getir de onunla karnımı doyurayım,” deyin. Zaten bir daha ki sefere dikkat edecektir.

10- Öfkenin arkasında bazen hayal kırıklığı duygusu yatar. Mesela takdir beklerken görmezden gelinmek, adaletsiz muameleye uğramak, hak ettiğini alamamak gibi… Unutmayın ki öfkelenmek ve öfkeyle sergileyeceğiniz davranışlar size arzu ettiğiniz neticeyi sağlamayacak tam tersi kötü duruma düşürecektir. Bu sebeple isteklerinizi sakince ve ikna edici bir tarzda dile getirin..

Öfkeyi Büyütmemek İçin:

İnsanoğlu ne kadar dikkat etse de bazı durumlarda duygularına kapılır. Hayatın getirdiği bazı durumlar karşısında ne kadar istemesek de öfke bizi esir alabilir. Böyle anlarda öfkenin daha da büyümemesi ve kötü netice vermemesi için bazı tedbirler alın. Bunlardan birkaçı:

1- Eve sinirli bir şekilde geldiyseniz, kimseye çatmayın, kimseyi eleştirmeyin. Hatta bir süre hiç konuşmayın ve hiçbir şeyle ilgilenmeyin. Gelip size dert anlatmak isteyen olursa “Bana biraz müsaade edin. Çok kötü bir gün geçirdim. Bir saat sonra konuşuruz” deyin.

2- Kavga çıkacağı belli olan durumlarda ortamdan uzaklaşın. Olayın sıcaklığı geçene ve duygular yatışana kadar mekana dönmeyin. Önce kafanızda bir çözüm stratejisi veya konuyu nasıl konuşup anlaşmaya bağlayacağınıza dair bir plan yapın, sonra dönün.

3- Ne kadar haklı olursanız olun, vurmayın, kırmayın, hakaret etmeyin. Bunun sizi haklıyken haksız duruma düşüreceğini düşünün. Geriye dönüşü olmayan sözler ve hareketlerden sakının. Muhatabınız sizi çok kışkırtıyorsa çıkıp gidin.

4- Sizi öfkelendiren durum bir türlü düzelmiyorsa, şimdiye kadar başvurduğunuz çözüm yollarının neden işe yaramadığını düşünün, yeni bir bakış açısı ile farklı çözüm yolu arayın. Gerekirse bazı kişilerle yolları ayırmayı göze alın.

5- Siz öfkelendiren eleştirilere karşılık vereceğim derken haddi aşmayın. Pişman olacağınız sözler sarf etmeyin. Onun yerine bir süre için dargın durun, sonra üzüntünüzü ifade edin. Muhatabınız pişman olmuşsa özrünü kabul edin. Hatanız varsa kabul edin ve ortak noktalarda uzlaşmaya çalışın.

Genel olarak sık sık öfkeleniyorsanız kendinizi kalıcı olarak değiştirmeniz iyi olur. Mesela gücünüzü aşan sorumluluklar yüklenmeyin ve her şeyle tek başına başa çıkmaya çalışmayın. Yalnızlık duygusu başkalarını düşmanca görmenize veya hayatı bir mücadele alanı gibi algılamanıza sebep olur. Böyle durumlarda derdinizi anlatın, yardım isteyin, destek alın. İşbirliği yapmak ve yardımlaşmak hayata daha iyimser bakmanızı sağlar.

Kendinize saygı duymanız, değerli hissetmeniz hayata olgunlukla ve hoşgörüyle bakmanızı sağlar. Bunun da çaresi kendinizi Allah'ın değerli bir kulu olarak hissetmektir. Allah'ın veli kullarının en zor şartlarda bile şahısları adına öfkelenmedikleri anlatılmaktadır. Bunun sebebi, Allah'a kulluk görevini yaparak iyimser duygular kazanmaları ve olgun bir şahsiyet geliştirmeleridir.


Sayı : 41
Büyük Kapak