Gelin Görümce İlişkilerinde Ölçü

Sayı : 59 / Ocak 2017, Konu Başlığı : Saadethane

Evlilik sadece bir erkekle bir kadının bir araya gelip yeni bir yuva kurması gibi görünse de gerçekte çok daha fazla kişiyi ilgilendiren bir ilişkidir. Bizim örf ve adetlerimizde ekseriyetle evlenen çiftler erkek tarafına yakın veya beraber oturduğu için, bilhassa erkek tarafıyla yeni gelin arasındaki ilişkilere bir hayli anlam yüklenir. Bu sebepledir ki, Türkçemizde yeni gelinin bu yeni hısımlarına ayrı ayrı isimler verilmiştir. Bunlardan biri de görümcedir.

Görümce, bir geline göre, kocasının kız kardeşine denilir. Görümceye göre, erkek kardeşinin hanımına da kendisinden büyükse yenge, küçükse gelin denilir.

Anadolu kadının hayatında gelin görümce ilişkileri, bazen gönülleri sinsice meşgul edecek şekilde gerginliklere sahne olur. Hatta bazen evlilikte eşler arasında sağlam bir muhabbet ve uyum yoksa, dışarıdan gelen ufak bir müdahalenin büyük sorunlara sebep olabildiği de görülür. Oysa bu tuhaf bir durumdur.

Esasen bir evlilikte asıl olan, iki insanın birbirine karşı sorumlu olmasıdır. Ne erkeğin ne de kadının akrabalarının bu çiftin hayatına karışmaya hakları yoktur.

Dinimizde akrabalara iyilik yapmak, güzel geçinmek, ilişkileri koparmamak emredilmiştir. Ama akrabaların bir çifti birbirine düşürecek kadar evliliğe müdahale etme hakları yoktur. Her şeyden önce akılda tutulması gereken ilk kural, damadın artık evlenecek yaşa gelmiş, kendi karısını nasıl idare edeceğine kendisi karar verebilecek olgunluğa ulaşmış bir yetişkin erkek olduğunu unutmamaktır. Hiçbir zaman bir kız kardeş erkek kardeşinin evliliğine ve eşine karışamaz, onunla olan ilişkisine yön veremez.

Yeni evlenmiş gençler bazı hatalar yapsalar da, kendi hatalarından ders alıp kendi evliliklerini rayına oturtmaları için zaman vermek en doğrusudur. Dışarıdan gelen müdahaleler hiçbir sorunu çözmez. Tam aksine işin içine şeytanın dürttüğü çeşitli duyguların da karışmasına sebep olur ve çözümü daha da zor hale getirir. Bu sebeple ne kadar iyi niyetle olursa olsun yeni evlilere karışmamak gerekir.

Buna mukabil bazen de yeni gelinler, kocasının ailesine karşı çok ön yargılı olabilmektedirler. Hiçbir kötü niyeti veya olumsuz davranışı olmasa da kocasının yakınlarını hayatlarından dışlama ve kocasını ailesinden koparma çabası içine girebilmektedirler. Erkekler de birçok zaman karısının yönlendirmesine kapılıp, ailesiyle alakasını koparmaktadırlar.

Bu durumda bazen kızlar, erkek kardeşlerinin duyarsız kalması sebebiyle, annelerinin çektiği üzüntü karşısında endişeye kapılmakta ve haksızlığı hazmedememektedirler. Ancak böyle durumlarda dahi görümcelerin bu konuda rol almaya kalkışması çok da uygun olmaz.

Bilhassa görümce yaş olarak çok gençse, yani erkek kardeşi üzerinde çok emeği olan bir abla durumunda değilse, bu yeni geline haddini bildirmeye kalkışması uygun olmaz. Özellikle gelinin akranı olan bir görümcenin, “Yeni evli çiftin mutluluğunu kıskanıyor,” gibi görünmesi ihtimalini göz önüne alarak bu konuda çekingen davranması daha uygun olur. Bu konuda yeni damat ve geline nasihat etme işini büyüklere bırakması en doğrusudur.

Her Şeye Karışmak Doğru Değil

Gelin ile görümceler arasındaki geçimsizliklerin çok farklı sebepleri olabilir. Mesela bazen evin kızı, annesi üzerinde çok etkilidir. Gerek kendisinin baskın kişiliği sebebiyle gerekse annenin kızına düşkünlüğü yüzünden evde hep kızın sözü geçmektedir. Bu kız her şeye egemen olmaya alıştığı için aileye yeni katılan geline de karışmak ister.

Bazen de ondan hoşlanmaz ve annesinin ona sevgi duymasını istemez. Bu sebeple gelin, kayınvalidesiyle iyi geçinmek için ne kadar çaba gösterse de ona fırsat vermez. Çabalarını küçümser, yaptıklarında hep hata arar ve annesinin geline bakışını olumsuz etkiler. Elbette bu durum, bu ailede yabancı olan, zaten acemilikler yapabilecek yaşta olan gelinin moralini bozar ve aileden uzaklaşmasına sebep olur.

Bu gibi olaylar, Allah-u Zülcelâl’in yasakladığı, akrabalık bağlarının kopmasına sebep olan hareketlerdir. Akrabalık bağlarının kesilmesi ise Rabbimizin rahmetinin kesilmesine sebep olmaktadır. Peygamber efendimiz “Akraba haklarını çiğneyen kimse cennete giremez.” (Buhari, Edep: 11.Müslim, Birr: 19) buyurmuştur.

Bununla beraber böyle bir durum yaşayan gelin hanımlar hemen küsüp ilişkiyi koparmaya bahane aramamalıdır. Velev ki görümcesi onu, o görümcesini pek sevmemiş olsa da; ki sevmek zorunda değildirler; aradaki diğer kişilerin hatırına birbirlerine karşı saygılı olmak zorundadırlar.

Muhatabı tarafından kıskanıldığını hisseden bir insan, onun rekabetçi yapısını kışkırtacak davranışlardan kaçınıp sadece kendi üzerine düşeni yapmakla yetinmelidir. Mesela görümce evde en sevilen kişi olmak istiyorsa gelin ondan daha çok sevilmek ister gibi davranmamalıdır. Sadece bir geline düşen vazifeyi yapıp işleri zamana bırakmalıdır.

İnsani ilişkilerde bir kural vardır; husumet karşılık bulamazsa uzun ömürlü olamaz. Bir kişi diğerine karşı düşmanlık hissediyor ama o taraf buna hiç karşılık vermiyorsa bir zaman sonra nefsani düşmanlık hisleri zayıflayacak ve vicdanın sesi galip gelecektir.
Rabbimiz Resul-ü Zişan efendimiz şahsında bizlere şöyle buyurmuştur:

“İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir” (Fussilet; 34)

Biraz düşünecek olursak nihayetinde karşımızdaki kişi bir müslümandır. Müslümanın nefsi kötülüğü fısıldasa da kalbi ve vicdanı da bu kötülükten rahatsız olacaktır.

Eğer bir kişi kötü duygular beslediği muhatabından iyilik görürse taşıdığı kötü duygudan dolayı utanır. İşte biz de bu şekilde davranmalıyız. Asla kötülüğe karşı kötülükle, düşmanlığa karşı düşmanlıkla cevap verip şeytana fırsat tanımamalıyız.

Velev ki muhatabımız gerçekten çok cahil olsa, iyi niyetimizi anlamak istemese bile yine de Allah-u Zülcelâl’in rızası için böyle yapmaya sabretmeliyiz. Eğer bir süre sebat ile iyi ve dostça davranırsak mutlaka Rabbimiz bize bir çözüm yolu nasip eder.

Aynı durum görümce tarafı için de geçerlidir. Bazen bir kız, aileye katılan yeni gelinle arkadaşça ilişki kurmak ister ama ne yazık ki, karşısındaki kişiden aynı dostluğu göremez. Yeni gelin, hiçbir makul sebep olmasa da görümcesinden hoşlanmaz. Öyle ki, kızcağızın anne babasının evine ziyarete gelmesini bile hazmedemez. Kayın validesinin kızına ve onun çocuklarına olan sevgisini kıskanır. Halbuki bu çok yanlış bir davranıştır.

Bir gelin şöyle düşünmelidir; “Bu aile beni gelinleri olarak kabul edip bağrına basmışken ben ne hakla onların kızını istemiyorum? O da bu ailenin kızı, kocamın kardeşi. Elbette ki onun da bu evde sevilmeye, iyi davranış görmeye hakkı var.”

Sevginin bir kuralı, sevdiğinin sevdiğini de sevmektir. Velev ki nefsin onu sevmek istemiyorsa bile sevdiğinin hatırına nefsini alt etmek gerekir. Kocamızı seviyorsak, onun kardeşini de kendi kardeşimiz gibi görmeye gayret etmeliyiz.

İşbirliği ve Yardımlaşma

Gelin görümceler arasındaki sorunların bir kısmı da görev bölümüyle ilgili sorunlardır. Anne babanın yaşlandığı, hastalandığı, bakıma muhtaç olduğu dönemlerde gelinlerle görümceler arasında sorun çıkar. Hatta bazen bakıma muhtaç olmasalar bile sadece eve gelen misafirlere hizmet etmek gibi görevlerde dahi sorun çıktığı olur.

Bu sorunlarda bazen gelin iş yapmak istemediği için görümce bu duruma tepki gösterir. Bazen de gelin çaba gösterir ama görümce hep eksik kusur arar, çabasını takdir etmez. Netice olarak yine iki taraf arası sürtüşmeler ortaya çıkar.

Böyle durumlarda en güzeli, hizmet ve iyiliğin bir sevap vesilesi olduğunu düşünerek, velev ki diğer taraf üzerine düşeni yapmıyor olsa da fedakârlık göstermektir. Bilhassa görümce,

“Annem beni dünyaya getirdi, yetiştirdi. Benim üzerimde çok hakkı var. Allah-u Zülcelâl bu hakkı biraz olsun ödeyebilmem ve anne duası almam için bana bu hizmet vesilesini nasip etti,” diye düşünmeli, başka kimse yokmuşçasına işine bakmalıdır. Gelin hanımın ufak bir katkısı olsa bile teşekkür etmelidir. Sonuçta o kocasının ailesine karşı iyilik yapmak için çaba gösterdiği için bu teşekkürü hak etmektedir.

Netice olarak bütün ilişkilerde olduğu gibi gelin görümce ilişkilerinde kul hakkına hassas davranmalı, kendini karşı tarafın yerine koyarak nefsin için istemediğini başkasına yapmamalıdır.


Sayı : 59
Büyük Kapak