Genç İmam, Osman b. Ebi’l-Âs -r. a.-

Yazar : Emre Uyar
Sayı : 47 / Ocak 2016, Konu Başlığı : Delikanlıca

Gençlik, insan hayatının en önemli dönemidir. Çünkü bu dönemde insan, beden ve ruh gücünün zirvesindedir. Aklı gelişime ve eğitime açıktır. Duyguları coşkundur; tutkulu ve enerjiktir. İnanmaya, kendini bir gayeye adamaya elverişli bir heyecana sahiptir.
Gençlere eğitim ve hizmet fırsatı verildiğinde çok önemli başarılara imza atabilirler. Bu sebeple toplum idarecilerinin gençlerdeki kabiliyetleri keşfedip, onlara bunu geliştirecekleri eğitim ve hizmet fırsatlarını sunması çok önemlidir.

Ne yazık ki toplum yöneticileri zaman içinde gençlerin önemini kavramaktan uzaklaşabilmektedir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise, gençlerin dinamizminden faydalanma konusunda ileri derecede cesur bir idareci olarak tarihe damgasını vurmuştur.

Zaten ilk iman edenlere baktığımız zaman, Peygamber efendimizin davetini önyargısız bir şekilde dinleyip şevkle kabul etmek hususunda gençlerin orta yaşlı ve yaşlıları geride bıraktığını görmekteyiz. Bilhassa Peygamberimizi desteklemek üzere Medine’ye hicret edenlerin büyük çoğunluğunu gençler oluşturmuştur. Efendimiz de bu gençlerin içindeki cevheri bir kuyumcu ustalığında işleyerek onları birer şahsiyet abidesi haline getirmiştir.

Henüz Mekke devrinde Dar’ul erkam’ı kuran Efendimiz aleyhisselatu vesselam, burada gençleri Kuran-ı Kerim’le yetiştirerek tebliğ ve irşat faaliyetlerinde görevlendirmiştir. Medine devrinde ise yetiştirdiği Suffa ashabını orduda, memuriyetlerde ve devlet teşkilatının her kademesinde ve her alanda görevlendirmiştir.

Peygamberimiz gençlere istişare meclislerinde yer vermiş, kâtiplik ve tercümanlık vazifelerinde yetiştirmiş, muallim ve zekât memuru olarak görevlendirmiştir. Hatta özel yetenekli gençleri kendisinden daha yaşlı kişilerin bulunduğu toplumların başına imam, hâkim ve komutan olarak tayin etmekten çekinmemiştir.

Peygamber efendimizin kısa zamanda yetiştirip vazife verdiği gençler arasında çok çarpıcı örnekler vardır. Bunlardan biri, Medine’ye ziyaret maksadı ile geldiği kısa zaman diliminde yetişip kavminin muallimi ve imamı olan Osman b. Ebi’l-Âs radıyallahu anh’dır.

Kabileler İslam’a Koşuyor

Taif şehrinde yaşayan Sakif Kabilesi uzun zaman İslam’a girmemişti. Peygamber efendimiz Taif’e İslam’a davet için gittiği zaman kötü davranmışlardı. İçlerinden biri Müslüman olduğu zaman da kötü davranıyor hatta şehit ediyorlardı.
Urve b. Mes’ud radıyallahu anh, Sakif kabilesinin sevilen reislerinden biri idi. Medine’ye gelerek Müslüman olunca, kabilesini de İslam’a davet etmek üzere şehrine geri dönmüştü. Ancak hakkı kabul etmemekte direnen bir kısım azgın İslam düşmanı, İslam’a davet esnasında onu ok yağmuruna tutarak şehit etmişlerdi.

Bütün bu inatlaşmaları yüzünden Sakif şehrinin halkı İslamiyet hakkında doğru dürüst bilgi edinemiyordu. Buna rağmen Rahmet Peygamberi, “Allahım, Sakifoğulları’na hidayet nasip eyle; onları müslüman olarak bize gönder!” diye dua ediyordu.
Bu kabile içindeki, Osman b. Ebi’l-Âs adlı genç, Allah'ın gönderdiği hidayet kaynağını çok merak ediyordu. Peygamber Efendimiz ve ashabı, baskı altında tutulan bütün halkların İslam’ı tanıması için zorba idarecilere karşı cihad yaptı. Sonunda Mekke’yi fethetti.

Mekke’nin fethinden sonra bütün kabilelerin reisleri birer ikişer gelip İslam’ı tanımak ve kabul etmek için heyetler gönderdiler. Sakif kabilesinin etrafındaki bütün kabileler birer birer Müslüman oluyordu.

Sakif kabilesi de artık daha fazla direnmenin manası olmadığını görüp, Medine’ye, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme bir heyet gönderdiler.

Osman b. Ebi’l-Âs radıyallahu anhu da çok genç olmasına rağmen bu heyete katıldı. Heyet Medine’ye gelince Peygamber Efendimiz onları güzel karşıladı.

Üstünlük Yaşta Değil İlimde

Efendimiz aleyhisselatu vesselam, gelen heyetleri, Kur’an-ı Kerim-i duyabilmeleri ve Müslümanların cemaat halinde namaz kılışını görebilmeleri için mescidin yakınında yerleştirirdi. Sakif kabilesi için de mescidin yakınlarında çadırlar kurdurdu. Misafirleriyle ilgilendi, ikramda bulundu ve İslamiyeti anlattı.

Heyettekilerin çoğu Peygamberimiz onların yanına gelince O’nu dinler, daha sonra başka işlerle ilgilenir veya çadırda kendi aralarında konuşarak zaman geçirirdi. Osman b. Ebi’l-Âs radıyallahu anhu ise diğerleri çadırlarına gittikleri zamanlarda da Peygamberimizin yanına gidiyor, ondan sohbet dinliyordu. Ayrıca kabilesindeki diğer kişilerin haberi olmadan suffa ashabına giderek Kur’an okumasını öğreniyordu. Çok zeki ve kabiliyetli olduğu için kısa zamanda Kuran-ı Kerim’den birçok sure ezberledi, namaz kılmayı öğrendi.

Sakif heyeti Medine’de kalma sürelerinin sonunda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme Müslüman olduklarını bildirerek şöyle dediler:

- Ya Rasulallah, biz İslam dinini kabul ediyoruz. Ama nasıl ibadet edeceğimizi bilmiyoruz. Artık memleketimize dönmemiz gerekiyor. Bizimle beraber bir muallim ver ki, o bize Kuran-ı Kerim okusun ve namaz kıldırsın.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, onlara:

- Sizinle birlikte gelen Osman b. Ebi’l-Âs adlı genci size muallim, imam ve vali olarak tayin ediyorum, dedi.

Osman b. Ebi’l As radıyallahu anh, heyetin en genciydi. Elbette bu kadar yaşlı başlı adam varken bu gencin onların başına geçmesini yadırgadılar. Ancak üstünlüğün yaşlılıkta değil ilim ve irfanla olduğunu da öğrenmiş oldular.

Osman b. Ebi’l As radıyallahu anh, her zaman kendisine verilen bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmenin ve Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi mahcup etmemenin gayreti içinde oldu.

İslâm medeniyeti ilk döneminden itibaren büyük ölçüde de Osman b. Ebi’l As radıyallahu anhu gibi gençlerin omuzlarında yükseldi. Allah bizlere de onlar gibi olmayı nasip eylesin.


Sayı : 47
Büyük Kapak