Gündemden Bazı Başlıklar (Aralık, 2014)

Sayı : 34 / Aralık 2014, Konu Başlığı : Medya Gündem

Mescid-i Aksa’ya Çirkin Saldırı

Geçtiğimiz ay İsrail askerleri tarafından, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’ya çirkin bir saldırı düzenlendi. İsrail askerleri, Mescid-i Aksa külliyesinin ana mihrabının bulunduğu kubbenin altına kadar girerek mihrabı postallarıyla çiğnedi. 100 kadar İsrail askeri, Filistinlilerin üzerine plastik mermi, ses ve gaz bombaları atarak camiyi ve avlusunu savaş alanına çevirdi. 27 kişinin yaralandığı olaylarda cami içerisindeki Kur'an-ı Kerimlerin etrafa saçıldığı görüldü.

İsrail’in saldırısı İslam ülkelerinde büyük infial uyandırdı. Yurdun dört bir yanında düzenlenen gösterilerde, “İslam ümmetinin özgürlük yolunun Kudüs'ten geçtiği”ne dikkat çekildi. “Mescidi Aksa'ya yapılan saldırının Müslümanların haysiyetine yapılmış bir saldırı olduğu vurgulanan toplantılarda "Kudüs'e uzanan eller kırılsın", "Zalimler için yaşasın cehennem" sloganları atıldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı Toplandı

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri, saldırıya tepki olarak Fas'ın başkenti Rabat'ta Kudüs Temas Grubu toplantısı düzenleyerek; Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunu “İsrail'in Kudüs'teki saldırılarını durdurmasına” ilişkin karar almaya çağırdı.

Toplantıda Türkiye’yi temsil eden Numan Kurtulmuş, durumun vehametini şu sözlerle özetledi:

"İsrail 1967 savaşından bu yana sürekli olarak kendi zeminini genişletiyor. Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) ABD'nin veto gücüne dayanarak, ondan kuvvet alarak istediği her adımı atıyor. Sürekli toprak işgal ediyor. Sürekli Filistinlilerin haklarını ihlal ediyor. Adım adım Kudüs'ü kendi fiili başkenti olarak kullanıyor. Ve hatta Doğu Kudüs'ten Müslümanları neredeyse tamamıyla atmak durumuna geldi.”

İsrail tepkileri savuşturmak için “İsrail polisinin bugün Mescid-i Aksa'da cuma namazı kılmak isteyen Filistinli erkeklere yaş sınırlaması getirmeyeceğini” duyurdu.

İsrail devleti Müslümanların mukaddes saydığı Aksa Mescidi ve Kubbetus Sahra’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmeyi hayal ediyor. Yahudi yerleşimciler zaman zaman Aksa Külliyesi içine de girerek cami cemaatini ve medreselerde eğitim gören öğrencileri taciz ediyor.

Geçmişte bazı fanatik Hıristiyan gruplar Mescid-i Aksa’ya saldırı düzenleyerek mihrabını yakmışlardı. Bu hadise İslam ülkelerinin tepkisini çekerek İslam İşbirliği Teşkilatının kurulmasına vesile olmuştu. Bu sebeple Mescid-i Aksaya Müslümanlardan başkasının girmemesi için karar alınmıştı.

Mescid-i Aksa Müslümanlara Emanettir

Mescid-i Aksa, Hz. Süleyman aleyhisselam tarafından yaptırılan mabedin adıdır; ancak bu ilk mabed Babillilerin işgali sırasında tahrip edildi. Daha sonra Romalıların idaresi altında yeniden inşa edildiyse de bir süre sonra Yahudi ayaklanmasını bastırmak için yeniden yıkıldı. Bugün o ikinci mabedin batı duvarı ayakta kalmıştır. Yahudiler ona “Ağlama Duvarı” derler.

Şu an Mescid-i Aksa artık tarihi bir bölgenin adıdır. Bu bölgenin bir bölümünde Hz. Ömer tarafından Süleyman aleyhisselamın mabedinin yerine yaptırılan Mescid-i Aksa bulunmaktadır. Bu Mescidin içinde bulunduğu geniş alan bir külliye görünümündedir.

Osmanlı Padişahları tarafından yaptırılmış ilavelerle birlikte Müslümanlar için mukaddes hatıralarla dolu bir manevi saha meydana gelmiştir. Çünkü Kuran-ı Kerim’de bu alan için: “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürüten Allah'ın şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.” (İsra,1) buyruluyor.

Mescid-i Aksa ve çevresindeki bu saha, geçmiş Peygamberlerin yaşadığı, ibadet ettiği, vahiy meleğinin defalarca geldiği mukaddes bir mekân. Bizim Peygamberimizin de miraca çıkmadan önce götürüldüğü, orada bazı ayetleri gördüğü bir yer. Bu mekân, asıl olarak son hak dinin muhafızı olan Müslümanlara emanettir.

Kudüs şehri Hz. Ömer tarafından fethedildiği zamandan beri, Müslümanların idaresi altında olduğu dönemlerde hem Hıristiyanlar hem Museviler hem de Müslümanların ibadet edebildiği bir yer oldu. Şehir sadece Haçlılar tarafından işgal edildiği dönemde Müslümanlar ve Yahudilerin katledildiği insanlık dışı bir barbarlığa sahne oldu. Selahaddin Eyyubi tarafından tekrar fethedildiği zaman Müslümanlar gibi Yahudiler de yeniden şehre gelip yerleşme imkânına kavuşmuş oldu.

Osmanlı devri boyunca Kudüs şehrini hem Hıristiyanlar hem de Yahudiler ziyaret edebiliyordu. Ancak Siyonizm ideolojisiyle bölgede büyük İsrail’i kurma hayallerine kapılan Yahudi göçmenler Müslümanlara saldırmaya başlayınca bölgede huzur bozuldu.

Filistinli Müslümanlara sistemli bir tehcir ve zulüm politikası uygulayan İsrail devleti, sürekli Yahudi yerleşimini destekliyor. Müslümanların camilerini de baskı altında tutan İsrail, gençlerin Cuma namazına gelmesine engel olarak ancak yaşlıların Cuma namazı kılmasına izin veriyordu.

Batının İkiyüzlülüğü

Batı Filistin meselesinde iki yüzlü bir politika izleyerek, Yahudilerin Müslümanları uyandırmadan sinsice hareket etmeleri için muğlak ortam oluşturuyor. Mesela hali hazırda Kudüs şehri Filistin’in başkenti ama Yahudilerin de işgal altında tuttuğu bir şehir durumunda. Hatta görünüşte İsrail’in başkenti Tel Aviv kabul ediliyor, oysa savunma bakanlığı dışındaki bütün bakanlıklar Kudüs’ün Yahudi kesiminde. Müslümanlara ayrılmış kesimi ise yine İsrail kontrolü altında.

İsrail, uzun zamandır Mescid-i Aksa'ya karşı direkt bir saldırıda bulunarak İslam ülkelerinin topyekün bir cephe almasına sebep olmak istemiyordu. Ancak mescidin altında tarihi kazı yapmak bahanesiyle tüneller açarak Mescid’i çökertmeye çalışıyordu.

Geçtiğimiz aydaki saldırı Müslümanlara yönelik bir tahrik ve sınama anlamı taşıyor. Suriye, Irak ve Mısırdaki mevcut durum İsrail devletinin daha ileri atma konusunda cesaretlendiriyor. İsrail devlet başkanı Netenyahu geçtiğimiz aylarda “Kudüs İsrail’in bölünmez başkentidir,” diyerek ilk işareti verdi, ardından bu saldırı geldi.

Aslında birçok Ortodoks Yahudi, Kurtarıcı Mesih gelmeden İsrail devletini kurmamaları ve mabedi inşa etmemeleri gerektiğine inanıyor. Siyonist ideolojinin Yahudilerin güvenliğini tehlikeye attığını düşünen Yahudi mezhepleri var. Yani İsrail devleti kendi dini inancına da uygun hareket etmiyor; kendi dinlerine göre hala Mesih’i beklemeleri lazım.

Öte yandan bazı Hıristiyan mezhepleri ise, Mesih’in gelmesi için kıyamet öncesi büyük savaşın (Armagedon) çıkması gerektiğine inanıyor ve bu amaçları doğrultusunda Siyonizmi destekliyorlar.


Sayı : 34
Büyük Kapak