Gündemden Bazı Başlıklar (Kasım, 2014)

Sayı : 33 / Kasım 2014, Konu Başlığı : Medya Gündem

İslam Dünyasının Bitmeyen Kabusu

Eylül ayında IŞİD’in elinde tuttuğu 49 konsolosluk görevlisi rehinenin kurtulması bütün Türkiye’de sevinçle karşılandı. Rehinelerin yakınları karşılama için Ankara Esenboğa havaalanına akın etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, rehinelerin101 günlük esaretten sonra evlerine sağ salim dönmesini büyük bir istihbarat başarısı olarak değerlendirdi. Kurtarma operasyonuna emeği geçenleri tebrik eden Erdoğan ayrıca bu süre içinde sabır gösteren rehine yakınlarına da teşekkür etti.

Rehinelerin kan dökülmeden kurtarılması batı basınında da büyük ilgi uyandırdı ve başarı olarak değerlendirildi. Ülke olarak bu güzel gelişmeye sevinirken çok geçmeden sevincimizi gölgeleyen üzücü olaylar meydana geldi.

Sokaklar Savaş Alanına Döndü

Bilindiği gibi ABD öncülüğünde tüm dünya IŞİD’e karşı savaş hazırlığı yapıyordu. Türkiye bu savaş koalisyonuna katılmaya karşı çekinceli davranırken, rehineler de mazeret olarak gösteriliyordu. Rehinelerin kurtulmasından sonra IŞİD’le savaşta aktif rol alması için birden hükümet üzerindeki baskı arttı. Özellikle IŞID’in Suriye sınırımızdaki Kobani ilçesinde katliam yapacağı yönündeki iddialarla birden sokaklar hareketlendi.

Başta güneydoğu illerimiz olmak üzere bütün ülkede şiddetli sokak olayları yaşandı. Olaylarda sayısız bina tahrip edildi, mallar yağmalandı. En acısı ise yirmiyi aşkın insanımız hayatını kaybetti. Sıkıyönetim döneminden sonra yeniden Diyarbakır’da tanklar caddelerde dolaştı. Bölgede sırf sakallı diye turistler bile öldürüldü. Yoldan geçen masum insanlar zarar gördü.

Sergilenen vahşet dudak uçuklatacak cinstendi. Çözüm süreci ile başlayan iyimser havanın üzerine adeta kabus çöktü. Güneydoğu üç beş gün içinde, on yıl öncesinin kara günlerine döndü.

İlk tepki olarak sigorta şirketleri bölgenin aşırı riskli hale gelmesi sebebiyle yeni poliçe hazırlamayı durdurduğunu bildirdi. İşsizlik sorununun çok büyük olduğu bilinen bölgeye yatırımların durmasından endişe ediliyor. Neden böyle oluyor?

Ne zaman bir İslam ülkesi ayağına bağlanmış zincirlerden kurtulmak, özgürleşmek ve ilerlemek istese başına olmadık işler geliyor. Ne zaman bir İslam ülkesinin hükümeti batının çizdiği yoldan çıksa, kendisine biçilen rolü reddetse başına bir musibet getiriliyor. Darbeler, bölücülük, mezhepçilik, sokak olayları ve iç savaşa kadar her türlü bela…

Medya Amerika’nın Sesi Gibi

Medyaya şöyle bir baktığımız zaman bu olayları kimlerin neden çıkardığını anlamak zor değil. Mesela sokak olayları devam ederken Amerikan’ın Türkiye konsolosu gibi yayın yapan bir kısım medya kuruluşları “Haydi Türkiye ne duruyor? Ne zaman IŞİD’e karşı savaşacak?” tarzında haberler yapmaya başladı. Birçok aklı evvel köşe yazarı Türkiye hükümetinin IŞİD’e destek verdiği yönündeki İran menşeli ve New York Times ağzı haberleri gündeme taşıdılar.

Peki söyler misiniz, neden Amerika bölgeye asker gönderip kendi askerini bu örgütün karşısına çıkarmıyor? Beyaz saray sözcüsüne Kobani sorulduğunda açıkça “Kobani birinci önceliğimiz değil” demekten çekinmiyor. Görünen o ki Amerika sadece petrolle ilgileniyor. IŞİD’le gerçekten işin sonuna kadar savaşacağı meçhul.

Türkiye’yi bu, sonu belirsiz savaşa sürüklemek isteyenler belli ki bölgeyi hiç tanımıyor. Anadolu halkı öteden beri tasavvuf anlayışına sahip, bu durum da ülkemizi, aşırı selefi tekfirciliğine hedef haline getirebilir. O zaman bölgedeki son huzur adası olan ülkemizi kim kurtaracak?

Öte yandan Türkiye’nin Osmanlı mirasçısı kimliği, Arap milliyetçiliğini tahrik etmesi açısından çok riskli. Geçmişinde üç kıtaya yayılmış bir ülkenin, eski bir vilayeti olan Arap ülkesinde askeri aktivite içinde olması, bölgedeki baasçı damarı kabartırsa örgüte desteğin artmasına sebep olabilir.

Sorunun Çözümü Gerçek Adalet

IŞİD örgütü ilk değil, son da olmayacak. Bundan önce de Nusra ve el Kaide örgütleri vardı. Onlar yok edilebildi mi?

Amerika Afganistan’da el Kaide’yi yok etmek için bir servet harcadı ama netice alamadı. Bundan da bir netice alınması imkansız. Çünkü bu örgütlerin ortaya çıkmasına sebep olan zemin ortadan kaldırılmıyor, sadece sonuçlar İslamofobiye bahane ediliyor.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz ay New York’ta düzenlenen BM. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, IŞİD veya benzeri örgütlerin ortaya çıkışının sosyolojik izahı açısından çok önemli cümleler sarf etti. Erdoğan konuşmasında özetle adaletsizliklere dikkat çekti ve; “Dünyanın zengin ülkeleri refah içinde yaşarken fakir ülkelerde insanlar hastalıklarla boğuşuyor, Filistin’de çocukların, kadınların hattâ engellilerin katledilmesine tepki gösterenleri susturmak için bir takım yaftaların kullanılıyor, teröre destek vermekle suçlanıyorlar.

Mısır'da, halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanı darbeyle indirilirken, verdikleri oyun hesabını sormak isteyen binlerce masum katledilirken, Birleşmiş Milletler de, demokratik ülkeler de bunu sadece izliyor ve bu darbeyi yapanlar meşrulaştırılıyor. Kendi halkına bomba yağdıran diktatörler görmezden geliniyor.

Sonuç olarak mazlumlara yönelik çifte standart, çocukların katledilmesine yönelik kayıtsızlık tüm dünyada teröre oksijen sağlamaktadır. Uluslararası kurumlardan, BM’den umudunu kesen kitleler çaresizlik içinde terörün tuzağına düşüyorlar. Beş daimi üye, BM’i etkisiz hale getirmiş. Dünya Beş’ten büyüktür.”

Evet, ehlisünnet Müslüman dünyası uzun bir zamandan beri başsız, birlikten ve dayanışmadan yoksun, izzetli bir siyaset izleyen politikacılara susamış vaziyette… İslam coğrafyasının her köşesinde Müslüman kanı akıyor. Mazlumlar için bir şey yapamamak gençlerimizi çileden çıkarıyor. İslam ülkelerinden binlerce genç batı ülkelerine okumaya veya çalışmaya gidiyor ama orada da islamofobiyle karşılaşıyor. Ne kendi ülkelerinde özgürce İslami faaliyetler yapabiliyorlar ne de gittikleri yerlerde… İşte bunun acısıyla, bu, kimin kuklası olduğunu bilmediğimiz örgütlere katılabiliyorlar.

Egemen ülkeler bu sorunu çözmekten çok istismar etmekle ilgileniyorlar. İslami amaçlı insani yardım faaliyetlerinin en etkin olduğu Türkiye’yi başka türlü durduramayanlar, çözüm sürecine, barışa ve ülkenin özgürleşmesine engel olamayanlar, hükümetimizi teröre destek suçlamasıyla köşe sıkıştırmaya çalışıyorlar. İçimizdeki hainler de buna çanak tutuyor.


Sayı : 33
Büyük Kapak