Grip ve Korunma Yolları

Sayı : 57 / Kasım 2016, Konu Başlığı : Sağlık

Kış aylarında hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte grip salgını haberleri gündeme gelmeye başlar. Birden bire bütün haber bültenlerinde, grip salgınında binlerce kişinin ölebileceğine dair haberler geçer. Doktorlar ekranlarda “kimlerin grip aşısı yaptırması gerektiğine” değinmeye başlar.

Liste oldukça uzundur: 6 aydan büyük bebekler, 65 yaşından büyük yaşlılar, şeker hastaları, sağlık personeli, huzurevi, bakımevi ve benzeri yerlerde kalanlar ve çalışan personel, bu risk grupları ile aynı ortamda yaşayanlar, dört aylıktan itibaren hamile bayanlar, sık seyahat edenler, gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyen kişiler…

Kısacası hemen herkes grip aşısı olmalıymış gibi bir kampanya başlatılır. Daha önce görülen grip salgınlarından kaç kişinin öldüğü üzerinden haberler yapılır. Son zamanlarda bu haber ve duyuruların grip aşısı üretip pazarlayan firmalar tarafından yayıldığı görüşleri yaygınlık kazanmaktadır.

Grip aşısı her yıl yeniden yapılması gereken bir aşı türüdür. Belli bir sezonda piyasaya sürülüp her yaşta insana uygulandığı için grip aşısı üretim ve satışı oldukça kârlıdır.

Birçok açık sözlü doktor, grip aşılarının herkes için gerekli olmadığı, kesin koruyucu da olmadığını dile getirmektedir.

Öyleyse kendimiz ve çocuklarımıza aşı yaptırmak gerekip gerekmediğine dair doğru karar vermek için öncelikle bilgilenelim.

Grip Nedir?

Grip influenza virüsü adı verilen virüsün sebep olduğu bir üst solunum yolu hastalığıdır. Grip genellikle soğuk algınlığı veya nezle ile karıştırılır. Ancak grip vücutta halsizliğe ve kas ağrılarına sebep olan, ateşli ve ağır seyreden bir hastalıktır.

Grip çoğu zaman boğazda ağrı ve yanma ile başlar, ani olarak beliren 38-39 dereceyi bulabilen yüksek ateş, kuru öksürük, yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, aşırı halsizlikle seyreder. Birçok zaman beraberinde burun tıkanıklığı ve akıntısı, aksırma, gözlerin kızarması ve yaşarması gibi nezle tablosu da bulunur. Bu hastalık tablosu 1-2 hafta devam edebilir.

A, B, ve C olarak üç tip influenza virüsü bulunmaktadır. İnfluenza-A tipi virüsler, hem insanlarda hem de birçok hayvanda hastalık yapan, en tehlikeli virüs çeşididir.

Grip virüsü sürekli olarak kendini değiştirmektedir. Virüsün moleküllerindeki bu değişiklikler, influenza virüsünün isimlendirilmesinde de harf ve sayılarla ifade edilir. Mesela halk arasında kuş gribi olarak bilinen virüse, H5N1 denilmesi gibi.

Grip aşısı ölü influenza virüslerinden üretilir. Üretiminde tavuk yumurtası kullanıldığı için, yumurta alerjisi olanlar aşıdan kaçınmalıdır. Aşı, vücudumuzdaki savunma sistemini grip virüsüne karşı alarma geçirerek vücuda virüs girdiği zaman ağır hastalık tablosu yapmadan önlemeyi hedefler. Ancak grip virüsleri her yıl değiştiği için etkisi kesin değildir.

Her yıl dünya sağlık örgütü yeni grip sezonunda hastalık yapabilecek virüs alt tiplerini belirler ve aşı firmalarına bunlara karşı aşı geliştirme yetkisi verir. Aşılamaya rağmen grip olma ihtimali vardır, aşının etkili olmadığı farklı bir influenza alt tipi yeni bir grip salgınına neden olabilir.

Grip aşısının etkili olabilmesi için gribe yakalanmadan bir iki hafta önce aşılanmış olmak gerekir. Bunun için aşı olmasında fayda görülen risk grubundaki kişilerin mevsimin başında aşılanmış olması gerekmektedir.

Gribin sebep olduğu soluk alıp verme ve yutkunma zorluğu, yatalak hastaları ve küçük çocukları daha fazla etkiler. Grip sonrasında zatürre gibi akciğer enfeksiyonları, orta kulak iltihabı, sinüzit, beyin zarı enfeksiyonları gelişirse bunlar yaşlılar ve kronik hastalığı olan risk grubundaki kişilerde ölüme sebebiyet verebilir. Genellikle grip salgınlarının yol açtığı ölümler, bizzat gripten değil, gribin yol açtığı soluk alma güçlüğü ve gripten sonra ortaya çıkan ikincil enfeksiyonlar nedeniyledir. Bu sebeple grip aşısı asıl bu risk grubuna uygulanmalıdır.

Grip, kronik hastalığı olanlar, yaşlılar ve bazı hastalıklar ve tedavi süreçleri sebebiyle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ölümcül olabilir. Mesela HIV (AIDS) virüsü taşıyanlar, kanser tedavisi görenler, organ nakli yapılmış olanlar gibi bağışıklık sistemi zayıf olanlar gribe karşı aşılanmalıdır.

Grip, kronik bronşit, astım ve amfizem gibi akciğer hastalığı olanların ciddi nefes darlığı yaşamalarına, kalp yetmezliği ve kalp damar hastalığı olanların problemlerini kötüleştirebilir ve hastanede yatmaya neden olabilir. Bu risk grubuna grip aşısı uygulanması tıbbi açıdan gereklidir. Sağlık personeli de salgın başladığı zaman hastalığın bulaşması açısından diğer insanlardan daha fazla risk altında olduğu için aşılanmasında fayda beklenir.

Gribin kronik bir hastalığı olmayan yetişkinlerde ölüme yol açması çok beklenen bir durum değildir. Bağışıklık sistemi güçlü olan kişiler gribi hafif bir ateş yükselmesi ve halsizlik ile birkaç gün süren kuru öksürükle ayakta geçirebilir.

Sınava hazırlanan öğrenciler veya müsabakalara hazırlanan sporcular ile iş adamları ve yöneticiler, hayat kaliteleri açısından grip aşısı olabilmektedirler. Bazı şirketler, çalışanlarda iş gücü kaybını en aza indirmek için grip aşısını mecbur tutabilmektedir.

Bunlar tıbbi gereklilikten çok ekonomik bir karardır. Risk grubu dışındakiler için gripten olabildiği kadar korunmak veya yakalanınca hafif geçirmek için savunma sistemini güçlendirmek daha faydalıdır.

Gripten Nasıl Korunabiliriz?

Grip virüsü hasta veya taşıyıcı kişilerin aksırması veya öksürmesiyle etrafa yayılabilir ve ortamdaki herkese kolaylıkla bulaşabilir. Elini ağzına burnuna götürdükten sonra, virüs bulaşmış ellerle tokalaşan ve tuttuğu kapı kolu, telefon ahizesi gibi eşyaları tutanlara da bulaşabilmektedir. Hasta kişilerden çevreye saçılan virüs parçacıkları havada asılı kalabildiği için o kişi gittikten sonra da o havayı teneffüs edenlere bulaşabilir. Bu nedenle ev, iş yeri, okul, kreş ve toplu ulaşım araçları gibi kapalı mekanlarda çok kolay bulaşır.

Grip virüsü kapmış ama henüz kuluçka süresi içinde olduğu için hiçbir belirti göstermeyen kişiler bile hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Bulaşıcılık hastalık başlangıcından sonra 5 gün daha devam eder. En bulaşıcı dönem hastalığın ortaya çıkmasından itibaren 2. ve 3. günlerdir. Bulaştırıcılık hastalığın başlamasından sonra 2 hafta daha sürebilir.

Gribin bu kadar kolay bulaşabilmesi korunmayı zorlaştırsa da korunmak imkansız değildir. Bunun için en önemli görev taşıyıcıların başkalarının sağlığını düşünmeleri, küçük çocuğu olan evlere gitmemeleri, hastalık süresince ellerini sık sık yıkamaları ve tokalaşmaktan kaçınmalarıdır. Hasta kişiler çok gerekmedikçe işe gitmemeli, toplu ulaşım araçlarına binmemelidir. Gitmeleri gerekiyorsa, aksırırken ağızlarını mendil ile kapatmalı, insanlardan uzak durmaya çalışmalı, yanlarında bulunan bir kolonyalı mendil ile sık sık ellerini silmelidirler. Masalarını ve ortak kullanılan eşyaları da sık sık silmeleri faydalı olabilir.

Gribin Tedavisi

Grip, hastalığa sebep olan virüsün türüne göre farklı türde ve ağırlıkta rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Genellikle boğaz ağrısı ve baş ağrısı ile seyreden gribin tek etkili tedavisi, yatak istirahatı ve bol sıvı gıda alınmasıdır. Şiddetli ateş ve ağrılar olursa ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki ateş vücudun savunmasının bir parçasıdır, tahammül edebildiğiniz müddetçe ateşi düşürmemeniz daha iyidir.

Çocuklarda grip sırasında kesinlikle aspirin ve türevi ilaçlar kullanılmamalıdır. Bu ilaçlar özellikle influenza B enfeksiyonunda nadiren de olsa ölümcül olabilen karaciğer hastalığına (Reye sendromu) neden olabilir.

Gripte antibiyotik tedavisi virüslere karşı etkili olmamaktadır ve boşuna kullanılmamalıdır. Ancak grip sonrasında bakteriyel bir enfeksiyon gelişmesi durumunda doktor önerisi ile kullanılır.

Hastalık süresince fazladan C vitamini almaya gerek yoktur. Taze sebze ve meyve alan kişiler, vücutlarının ihtiyacına yetecek C vitaminini almış olurlar.

Gribin semptomlarını daha hafif geçirmek için tavuk suyuna çorba içmenin faydası olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Boğazı rahatlatmak için ılık içeceklerden yudumlar halinde içilmesi yeterli olur.


Sayı : 57
Büyük Kapak