Göz Nuru Nesiller Yetiştiren Anneler

Sayı : 39 / Mayıs 2015, Konu Başlığı : Sünnetin Gölgesinde

Annelik duygusu Allah-u Zülcelâl’in ayetlerinden biridir. Allah-u Zülcelâl’in annelerin bünyesine yerleştirmiş olduğu hormonlar, onun yavrusuna kuvvetle bağlanmasını ve tabiri caizse aklının hep onda kalmasını sağlamaktadır. Bu baba ile çocuk veya başka kimseler arasında bulunmayan çok özel ve doğal bir bağdır. Allah-u Teâlâ dünyaya gönderdiği o aciz yavruyu, anne merhametine emanet etmekte, bunun için de annelerin fıtratına büyük bir fedakârlık ve merhamet hissi yerleştirmektedir.

Ancak görebiliyoruz ki, günümüzde modern zamanlarda anneler bu fıtri bağı dahi koparıp atabiliyor, mesela evlatlarını kilise önünde, soğuk betonların üzerinde bırakabiliyorlar. Yahut bazı annelerin bir sevdaya kapılarak evlatlarını terk edip gidebildiğini duyuyoruz. Ya da “Rahatım bozulmasın” diye rahimlerindeki cenini kürtaj denilen cinayetle, parçalattırarak söküp attırdıklarını biliyoruz.

Bazı anneler evlatlarını öldürmüyor veya terk etmiyor ama onlar da gereği gibi merhamet göstermiyor. Birçok anneler de çocuğunun bedenî gelişimine ilgi gösteriyor ancak ruhî gelişimine ilgi göstermiyor. Demek ki bir kadının gerçek manada yani rahmet timsali bir anne olması için manevi yönden de anne olmanın ne demek olduğunun şuurunda olması gerekiyor.

Sadaka-ı Cariye

Mümin bir anne baba için evlat yetiştirmek, hayattaki en mühim görevlerden biridir. Anne baba olma yeteneği, Allah-u Zülcelâl’in bizlere lütfettiği büyük bir yetenektir. Biz bu imkânla gelecek nesillerin de iyi bir kul, iyi bir Müslüman olarak yetişmesini sağlayabilirsek onların kazanacağı sevaplardan bir hisse sürekli bizim amel defterimize yazılacaktır. Peygamber efendimiz buyuruyor ki, "Müslüman öldüğü zaman üç şeyin dışında bütün amellerinin sevabı kesilir. Bunlar, şunlardır: İnsanlığa faydası devam edip giden eser. İnsanların faydalandığı ilim, Kendisine hayır dua eden iyi bir evlât." (Müslim, Vasıyye, 14)

Salih müminler, kendilerinden sonra yeryüzünde Allah'a kulluk edecek, Allah'ın dinini yüceltecek nesiller yetiştirmeyi bir görev bilmeli ve bu hususta Allah'ın yardımını istemelidirler. Allah-u Teâlâ, bizlere geçmiş salih kimselerin şu duasını örnek göstermektedir: “Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir.” (Furkan, 74)

Allah-u Zülcelâl salih müminlerin ancak salih kimselerin neslinden yetiştiğini bildirmek için Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’in duasını örnek gösterir. Onlar Kabe’yi inşa ettikten sonra şöyle dua etmişti: “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş (itaat eden) bir ümmet çıkar.” (Bakara, 128)

Mümin erkekler ve mümin kadınlar, dünya hayatını, ahiret saadetini kazanmak için bir sermaye bilmeli ve bu sermayeyi en faydalı yatırıma dönüştürmek için birbirleriyle yardımlaşmalıdır. Allah-u Zülcelal buyuruyor; “Mümin erkekler ve mümin kadınlar, birbirlerinin dostu ve yardımcısıdırlar. Birbirlerine iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, namaz kılarlar, zekât verirler, Allah'a ve Peygamberine itaât ederler. Allah'ın rahmet edeceği insanlar, bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.” (Tevbe, 71)

Saliha Anneler

Mümin karı kocaların en çok anlaşması icap eden mesele çocuk terbiyesidir. Kuran-ı kerim kıssalarında görüyoruz ki, geçmiş Peygamberlerin yetişmesinde saliha annelerin çok mühim tesiri olmuştur. Ekseriyetle Allah'ın emirlerine itaatli annelerin evlatları da Allah'a ve anne babasına itaatli olmuştur. Buna en güzel örnek, Hz. İsa aleyhisselam’dır.

Bilindiği gibi Allah-u Zülcelâl Hz. İsa’yı kudretinin bir işareti olarak babasız dünyaya getirdi. Hz. İsa aleyhisselam’ı dünyaya getiren Hz. Meryem, çok takva ehli, namuslu ve helal lokmadan başka yemeyen, saliha bir hanımdı. Allah-u Zülcelâl cennet hanımlarından biri olan Hz. Meryem’i namuslu olmasıyla medhetmiş ve hanımlara misal göstermiştir. “Allah iman edenlere namusunu koruyan, İmranın kızı Meryem'i de misal gösterir"(Tahrim, 12).

Hz. Meryem doğduğu vakit ailesi onu erkek doğacak ümidiyle Beyt-i makdise hizmet etmesi ve orada yetişip Allah’a kulluk etmesi için bağışlamıştı. Hz. Meryem, böylece Zekeriyya Peygamberin koruması altında yetişti. Zekeriyya aleyhisselam Hz. Meryem’in ibadet etmesi için hücre (mihrab) ayırmıştı. Bu mihrabda sürekli ibadetle meşgul olan Hz. Meryem’in ihtiyaçlarını Zekeriyya aleyhisselamdan başkası getirmezdi. Kuran ayetlerinde Hz. Meryem’in çok takva ehli bir hanım olduğunu ve helal lokma bulamazsa aç durduğunu ve hatta ona semadan rızık indiğini görüyoruz.

Hz. Zekeriyya onun yanına yiyecek bir şeyler vermek için yanına girdiğinde, her defasında Bu yiyecekler, çarşıda satılan meyvelere benzemeyen yiyeceklerle karşılaşıyordu.

“Zekeriyya, Meryem'in bulunduğu mihraba her girdiğinde onun yanında yiyecek rızık buldu. Bu, sana nereden geldi ey Meryem!" dedi. Meryem; "O, Allah tarafındandır. Şüphesiz Allah dilediğini hesapsız bir şekilde rızıklandırır" dedi" (Al-i İmran, 37)

Yine Hz. Meryem doğum yapmak için tenha bir yere çekildiği vakit, kuru bir hurma kütüğüne yaslanmıştı. O kuru hurma kütüğünden üzerine taze hurmalar dökülmüştü. Hz. Meryem, bize saliha bir annenin nasıl olması gerektiğine güzel bir misaldir. Hz. İsa aleyhisselam gibi evlatlar da ancak böyle annelerden dünyaya gelir.

Kur'an-ı Kerim’e baktığımız zaman Peygamberlerin annelerinin hep temiz, iffetli ve takva ehli hanımlar olduğunu görürüz. Hz. Musa’nın annesi, temiz ve ilhamlara mazhar bir hanımdı. O zaman Firavun İsrail oğullarının erkek çocuklarını öldürüp kızları sağ bırakıyordu. O zaman Hz. Musa aleyhisselam dünyaya geldiği vakit annesi onu da öldürecekler diye korkuyordu. Fakat Allah-u Zülcelâl ona çocuğunu nasıl kurtaracağını ilham etti:
“Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu Biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik.” (Kasas; 7)

Annesi Hz. Musa’yı nehre bırakınca onu bulup Firavunun sarayına götürdüler. Firavunun karısı onu evlat edinmek istedi ve bir sütanne bulunmasını emretti. Fakat Allah-u Zülcelâl Hz. Musa’ya annesinden başka kimseden süt emmemesini ilham etmişti. "Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi:) "Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi. Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler." (Kasas, 12-13)

Allah-u Zülcelâl, Hz. Musa’nın maneviyat yönü uygun olmayan anneler tarafından emzirilmesine ve eğitim görmesine müsaade etmemişti. Bundan anlıyoruz ki, çocuğu kimin emzirip yetiştirdiği çok mühimdir. Çocuk üzerinde anneden aldığı ilk eğitim ve terbiyenin çok tesiri vardır.

Çocuğa Maneviyat Mayalamalı

Allah-u Zülcelâl Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi de Hz. Âdem’den kendi ana babasına kadar hep nikâhlı, temiz bir nesilden meydana getirmiştir. Peygamberimizin dedesi Hz. İsmail de Allah'a boyun eğen bir annenin terbiyesi altında yetişmişti. Ayet-i kerimede İsmail aleyhisselamdan “yumuşak huylu, çabuk kızmayan hilim sahibi bir oğlan” diye bahsedilmiştir. “Biz onu halim bir oğul ile müjdeledik.” (Saffat, 101)

Hz. İsmail hakikaten sadakatini ve sabrını ispat etmiştir. Allah-u Zülcelâl babası Hz. İbrahim’e ateşi nasıl ki serin ve selametli kıldıysa Hz. İsmail’in de boynunu bıçağa kestirmedi. Kâbe’nin inşasını onlara nasip eyledi, onları yeryüzünde Allah’a ibadet edenlerin imamları kıldı. Soylarından pek çok peygamberler ve müminler getirdi.

Elbette Peygamberimiz, Cebrail tarafından vahiy gönderilerek Allah'ın terbiyesi altında terbiye edildi. Bizim çocuklarımıza vahiy gelmeyeceğine göre onların terbiyesi biz anne babaların üzerine emanet edilmiştir. Öyleyse bizim de bu mesuliyetimiz üzerinde düşünmemiz gerekir.

Birçok anne kendisinin ilmi olmadığı için çocuklarını iyi yetiştiremeyeceğini zannedebilir. Aslında çocuklarımızı yaratılış gayesine uygun bir şekilde yetiştirmek için ona ihtiyaç duyacağı her konuda ilim öğretmemiz gerekmez. Çocukların yetiştirilmesinde asıl önemli olan, onla sağlam değerler aşılamaktır. Mesela çocuğumuz bizi kimi severken ve örnek alırken görüyorsa o da onu sever ve örnek alır. Artık ona yalnız “Allah'ın sevdiği kullar böyle yapar,” denildiği zaman yeterli olur.

Çocuklar kimi seveceklerini, neye değer vereceklerini, neyi gaye edineceklerini hep anne babalarından öğrenirler. Çocuklarımızın kalbine Allah'a ve Resulüne karşı muhabbeti, Allah'ın dinine saygıyı ve itaati öğrettiğimiz takdirde ona hayatı boyunca bu duygular yön verecektir.

Çocuklarımızın büyüdükçe örnek alacakları bir rehbere ve içinde kendilerini değerli hissedecekleri mensubiyetlere ihtiyacı olacaktır. Peygamber efendimizin hanım sahabeleri buna çok dikkat ediyorlardı. Çocuklarının Peygamberimizle birlikte zaman geçirmesine önem veriyorlardı.

Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor. "Annem bana: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı (en son) ne zaman gördün?" diye sordu. Ben: "Şu şu zamandan beri görmedim!" dedim. Annem bana (kızdı ve) azarladı. Bunun üzerine: "İzin ver Aleyhissalatu vesselam'a gideyim, akşam namazını O'nunla kılayım ve bana da sana da mağfiret dileyivermesini taleb edeyim!" dedim. (O gün) Aleyhissalatu vesselam'a gittim. Akşamı onunla kıldım. Yatsıyı da kılıncaya kadar (orada nafile) namaz kıldı. Sonra ayrıldı. Ben de peşine düştüm. Derken sesimi işitti: "Bu kim? Huzeyfe değil mi?" dedi. "Evet, Huzeyfe'dir!" dedim. "Hacetin nedir? Allah-u Teala Hazretleri sana da, annene de mağfiret buyursun. Şu bir melektir. Bu geceden önce arza hiç inmemiştir. Bana selam vermek ve Fâtıma'nın, cennetteki kadınların efendisi olduğunu, Hasan ve Hüseyn'in de cennetteki gençlerin efendisi olduğunu bana müjdelemek için Rabbinden izin istedi," buyurdu." (Tirmizi, Menakıb, 3783)

Peygamberimizin ehli beyti, ashabı ve onlara tabi olan Allah dostlarının yetişmesinde daima ihlaslı ve takvalı annelerin tesirini görüyoruz. Ümmet-i Muhammed’in geleceğini de yine ihlaslı anneler inşa edecektir. Allah-u Zülcelâl bizlere evlatlarımızı bu zamanın kötü tesirlerinden muhafaza etsin ve kendi yolunda yetiştirmeyi nasip etsin. Amin.


Sayı : 39
Büyük Kapak