Güzelleşmenin Çirkin Yüzü

Sayı : 2 / Nisan 2012, Konu Başlığı : Haber-Yorum

Ülkemizde Avrupaî hayat tarzının yaygınlaşmasında kullanılan önemli bir araç kadın dergileridir. Bu dergiler, sayfalarından okurlara gülümseyen Avrupalı kadınları, genç kız ve kadınlarımıza hep bir mutluluk tablosu gibi göstermiş ve onların kullandığı kozmetikleri özendirmiştir. Peki acaba bu cazip görünen dünyanın iç yüzü nasıl? Gerçekten güzel görünme çabası kadını mutlu ediyor mu? Hepsinden önemlisi güzelleşmek adına yapılanlar ne kadar masum?

O renkli dünyanın perde arkası yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Batı kültürünün kadını annelikten şerefinden ve mutluluğundan mahrum edip, nasıl bir canavarlığa sürüklediğini bizzat kendi haberlerinden öğreniyoruz. Kendisini genç görünmeye mecbur hisseden kadınlar avuç dolusu para ödeyerek yüzlerine kürtajla alınmış bebeklerin kordon bağından elde edilmiş maddeler enjekte ettiriyor!

Aslında bu anlayış maddeci zihniyetin insana sırf doku yığını muamelesi yapmasının sıradan bir örneğini teşkil ediyor. Konuya daha çok insan hakları-bilim-ahlak ilişkisi çerçevesinde bakan Avrupa Konseyi insan embriyosunun bilimsel-ticari bir nesne olarak kullanılmasını yasaklamaya karar verdi. Şu anda Avrupa ülkelerinde canlı hücrelerden elde edilen Stem Cells gibi ürünlerin üretimi ve uygulaması yasaklanmış bulunuyor.

Ancak Avrupa Konseyi meselenin asıl konuşulması gereken kısmını hala konuşmadı: Batı uygarlığı bu maneviyatı yok sayan zihniyetle nereye sürükleniyor? Zihniyet değişmedikten sonra tek tek sorunlarla mücadele etmek bir çözüm getirir mi?

Kadınların estetik kaygılarla başvurduğu tuhaflıkların sonu yok. Çünkü kadınlar yaşlı ve çirkin görünmeyi o kadar büyük bir felaket olarak kabul ediyorlar ki bu uğurda her şeyi yapmaya hazırlar. Ciltlerinin altına sinirleri tahrip ederek kırışıklıkları gizleyen zehirleri ve kanser yaptığı bilinen silikon gibi maddeleri enjekte ettirmek bunlardan yalnızca bir kaçı…

Aslında estetik ve kozmetik amaçlı tüm usuller ve maddeler hem kadınları hem de gelecek nesilleri zehirliyor. Kullanılan maddelerin kimyevi olan türleri de başta çeşitli kanser türleri olmak üzere lenfoma, beyin dokusu hasarı gibi birçok ciddi hastalıklara sebep oldukları biliniyor.

Hepsinden kötüsü kadınlar kendilerini şeytanın oyuncağı haline getirirken, hem kendi ebediyetlerini heba ediyorlar, hem de başkalarına zarar veriyorlar. Ailenin çökmesi, toplum dokusunun harap olması, bireyleri de mutsuz ediyor, toplumun geleceğini de tehlikeye sürüklüyor.

Bütün bu sorunlara yol açan estetik-kozmetik sektörüyle, tek tek yöntemlerin yasaklanması tarzında mücadele etmek mümkün mü? Eğer kadınlar kendilerini “görsel bir nesne” olarak hissediyorlarsa birbirinden tuhaf ve insanlık dışı yönteme başvurmaya devam edeceklerdir.

Öyleyse meseleye kökten çözüm getirmenin tek yolu, kadınların zaaflarını kışkırtmaktan vazgeçip onları asli yaratılışlarına geri döndürmektir. Yani sırf fiziksel görünüşüyle beğenilen bir meta rolünü değil, annelik ve kulluk yolunda içtenlikle sevilen bir insan rolünde mutluluğu aramayı öğretmek gerekir. Bu zaten kadınların fıtratına da en uygun olan yoldur. Hem kadınların, hem bütün bir dünyanın kurtuluşu da buna bağlıdır.


Sayı : 2
Büyük Kapak